İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2024/1467 K.2024/1162
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1467
KARAR NO: 2024/1162
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 06/09/2024
NUMARASI: 2024/640 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalının yüklendiği edimlerini yerine getirmeyerek davacıyı menfi ve müspet zarara uğrattığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini, kazanç kaybına uğradığını, ifanın yerine getirilmemesinden dolayı kur değerindeki artıştan kaynaklı ciddi bir zarar olduğunu, seranın kurulumu için ... Bankasından kredi kullandığını, sözleşmenin yerine getirilmemesinden dolayı doğan söz konusu gecikme sebebi ile davacının kredi ilişkisi yönünden de ciddi anlamda zarara uğradığını ileri sürerek davalının şirket hisselerinin üçüncü kişilere devredilmemesi için tamamına, “Antalya ili, Konyaaltı ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... Parsel, ... Bölüm no:..., Blok No: ...” adresinde yer alan taşınmazına, vadeli- vadesiz TL, döviz cinsinden tüm banka hesaplarına, üçüncü kişilerde bulunan alacaklarına öncelikle teminatsız olarak mahkeme aksi kanaatte olur ise uygun bir teminat gözetilerek ihtiyati tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 06/06/2024 tarihli ara karar ile, üzerine ihtiyati tedbir konulması talep edilen şirket hissesi ve Antalya ili, Konyaaltı ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... Parsel, ... Bölüm no:..., Blok No: ...” adresinde yer alan taşınmazın mülkiyetine ilişkin bir ihtilaf veya çekişmenin olmadığından uyuşmazlık konusu olmadığı, dava konusunun alacak istemi olduğu, HMK 389. maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece 'uyuşmazlık konusu hakkında' verilebileceği ve talep edenin sunduğu belgelerin alacağın varlığını ve muaccel olduğunu yaklaşık ispata yeterli olmadığı, yargılamayı gerektirdiği gerekçeleriyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafında, alacağın varlığı ve davalının kusurunun Afyon 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2024/21 değişik iş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, mahkemece değerlendirmenin hatalı yapıldığını, alacak taleplerinin davalı tarafından davacıya ödeme yapılması noktasında toplandığını, alacaklarının tahsil etmelerinin ancak davalı malvarlığı var ise mümkün olacağını, malvarlığını azaltma girişiminin kuvvetle muhtemel olduğunu, uyuşmazlık konusunun malvarlığını ilgilendirdiğini ve ihtiyati tedbir karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir. Açılan davada davacı iş sahibi, davalı yüklenicinin bir takım sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davrandığı ileri sürülerek tazminat, alacak taleplerinde bulunulmuştur. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Bu yasa hükmüne göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. İhtiyati tedbirde asıl olan, ihtiyati tedbire esas bir hakkın varlığı ve bir ihtiyati tedbir sebebinin bulunmasıdır. Ayrıca HMK'nın 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin ancak "dava konusu" üzerine konulabileceği belirtilmiştir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında dava dilekçesindeki taleplere bakıldığında, üzerilerine ihtiyati tedbir konulması talep edilen gayrimenkul ve şirket hissesi "dava konusu" olmadığı gibi ihtiyati tedbir kararı verilmesini gerektirir yaklaşık ispata yeterli bilgi ve belge de bulunmadığından mahkemece davacı tarafın gayrimenkul ve şirket hissesi ile vadeli- vadesiz TL, döviz cinsinden tüm banka hesaplarına, üçüncü kişilerde bulunan alacaklarına yönelik olarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/09/2024 tarih ve 2024/640 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.