İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/982 K.2024/1082

🏛️ İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2024/982 📋 K. 2024/1082 📅 19.12.2024

T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/982
KARAR NO : 2024/1082
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/02/2018
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili Mahkememize verdiği 20/02/2018 tarihli dava dilekçesinde; davalı tarafından davacılar aleyhine İzmir... İcra Müdürlüğü ' nün... sayılı dosyası ile kambiyo senedine mahsus icra takibi başlatıldığını, takibe konu olarak 11/12/2014 keşide tarihli 20/10/2017 vadeli,135.000,00 USD'lik senet gösterildiğini, davalının icra takibinden önce takibe konu senet hakkında İzmir... ATM'nin...D. İş sayılı dosyasından ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, mahkemenin davacı şirket hakkında " ... Turizm İnşaat Tic. Ltd. Şti temsilen atandığı yönünde kanaat uyandıracak şekilde senette bir ibare bulunmadığı gibi şirket kaşesi de olmadığından " davacı şirket açısından ihtiyati haciz talebinin reddine, diğer davacı açısından kabulüne karar verdiğini, bunun üzerine davalı tarafça icra takibinin başlatıldığını, davacı şirketin 28/06/2012 tarihinde tasfiyeye girdiğini, halen tasfiyenin devam ettiğini, bu sebeple davacı şirket için yapılacak tebligatın tasfiye memuru olan ... adına ... Mah....Cad. Hasip İşhanı no: ... Fatih-İstanbul adresine yapılması gerekirken şirketin adresine TK'nun 35. Maddesine göre yapılarak tebligatın usulsüz olarak kesinleştirildiğini, dava konusu senedin tanzim tarihinin 11/12/2014 olduğunu , o tarihte davacı şirketin tasfiye halinde olduğunu, şirketi temsile yetkili kişinin tasfiye memuru olduğunu ayrıca dava konusu senette davacı şirketin kaşesi olmadığını ve şirketin ünvanı üstüne atılmış bir imza bulunmadığını, senette yalnızca davacı ...'un imzasının bulunduğunu, davacının şirket ortağı ve tasfiyeden önceki müdürü olduğunu, davacı şirketin tasfiye memuru ola...n davacının sürekli yurt dışında olması nedeniyle tasfiye işleminin yavaş gittiğini, şirketin tasfiyesi için imzaya ihtiyacı olduğunu belirterek davacı ...'un Türkiye de bulunduğu tarihte kendisinden bir kaç tane boş kağıda imza attırarak kağıt aldığını, tasfiye memurunun bu kağıtları şirketin diğer ortağından da aldığını, bu kişiyi tanık olarak dinletmek istediklerini, tasfiye memurunun daha sonra boş kağıda imza atılmış evrakları kendi ablası olan davalı ...'na verdiğini, davalının da boşa imzalı kağıdın üstünü bilgisayarda senet gibi düzenlediğini, her iki davacıyı da borçlu gibi göstererek icraya verdiğini, tasfiye memuru ve davalı hakkında boş atılmış imzanın irade dışında doldurulması ve nitelikli dolandırıcılık suçları ile ilgili olarak savcılığa suç duyurusunda bulunulacağını, davacının kayıtları incelendiğinde böyle bir ticari ilişkinin olmadığının çok net ortaya çıkacağını, davacı ... açısından da davalı ile arasında bir ilişki bulunmadığını, davacının yaklaşık 50 yıldır İsviçre de kendi işi olan bir kişi olup maddi durumunun iyi olduğu ve davalıdan borç para almasının söz konusu olmadığını, davalının icra takibine konu yaptığı senette davacı şirket hakkında da takip başlattığını, bunun usül ve yasaya aykırı olduğunu, takibe konu senet dikkatlice incelendiğinde davacı şirketin adının yazılı olduğu yerde imza bulunmadığını, imzanın senette diğer borçlu gözüken ... adına atıldığını bu nedenle şirket hakkında kambiyo takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı şirketin icra tehdidi altında olup mal varlığına haciz konulduğunu, icranın devamının telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağını belirtmiş ,takibe konu senetten dolayı davacıların borçlu olmadığının tespitine, % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'nun dava tarihinden önce 25/01/2018 tarihinde vefat ettiği belirlenmiş ve davacı tarafça ölü kişi aleyhine dava açılmış ise de ; 6100 sayılı HMK'nun 114/1/d maddesinde taraf ehliyetinin dava şartlarından olduğunun belirtildiği, HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği ancak dava şartı noksanlığının giderilmesinin mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilip bu süre içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği, kural olarak dava tarihinden evvel ölmüş kişiye karşı dava açılamayacağı, davalı ...'nun dava tarihinden 1 ay kadar önce vefat ettiği, davacı tarafça yanılgı sonucu ...'na karşı dava açıldığı, davacı vekilinin mirasçı... adına dava dilekçesinin tebliğini de talep ettiği, bu husus göz önüne alındığında davaya ... mirasçısı... hakkında devam edilmesinin gerektiği belirlenerek mirasçıya gerekli tebligat yapılmış, davalı mirasçısı... vekili Mahkememize verdiği 23/05/2018 tarihli cevap dilekçesinde ; davanın süresinde açılmadığını, süre yönünden reddinin gerektiğini, davacıların öncelikle İzmir... İHM' nin... E. sayılı dosyasında gecikmiş itiraz, borca itiraz nedenlerine dayalı olarak dava açtıklarını, tedbir taleplerinin reddedildiğini ve 18/04/2018 tarihinde davanın reddine karar verildiğini, davacının borçlular aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, asliye ticaret mahkemesinin borçlulardan...Turizm. ... Ltd. Şti hakkındaki ihtiyati haciz talebini reddettiğini, borçlu ... hakkında ihtiyati haciz kararı verildiğini, ihtiyati haciz kararının İzmir.... İcra Müd' nün... E. sayılı takip dosyasına konu edildiğini, takipte tasfiye halinde bulunan şirketin tüm adreslerine ödeme emri gönderildiğini aynı şekilde diğer borçlu ...' un da bilinen tüm adreslerine ödeme emri gönderildiğini, davacı borçluların ısrarla senette imzanın tek olduğunu, borçlu sayısının 2 olduğunu, bu nedenle borçlunun ... olduğunu,...Turzm. ... Ltd. Şti' nin borçlu olmadığını iddia ettiğini, iddiaların doğru olmadığını, borçlu kısmında yer alan her iki borçluyuda kapsayacak şekilde senette imza bulunduğunu, şirketin borçlanması için senet metni üzerinde kaşenin olmasına gerek bulunmadığını, senetteki imzanın hangi borçluya yakıştırılacağının davacının insiyatifine bırakılamayacağını, tasfiye memuru olan...' nun tasfiye memurluğundan alınması, yeni tasfiye memuru atanması, yeni atanan tasfiye memurunun vekaletname vermesi işlemlerinin usulüne uygun olmadığını, davacı borçluların senetteki imzanın ...' a ait olduğunu, senetteki imzanın beyaza imza olduğunu, bir kaç tane boş kağıda ... tarafından imza atıldığını ve müvekkili vefat eden ...' nun bilgisayarda boşa imzalı kağıdın üstünü senet gibi düzenlendiğini iddia ettiklerini ve bu hususun şahit ile ispat edilmek istendiğini belirtiklerini, iddianın kabulünün mümkün olmadığını, iddianın niteliği gereği şahit dinletilmesinin mümkün olmadığını, şahit dinletilmesine muvafakat etmediklerini, davacı borçluların imzaları inkar etmemek ile birlikte senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu ifade ettiklerini, davacıların iddialarında boşa imzayı açıkça kabul etmelerine göre beyaza imza atan sonuçlarına katlanır kuralı gereğince iddialarını yazılı belge ile ispat etmeleri gerektiğini, mahkemece 13/03/2018 tarihinde İzmir... İcra Müd' nün... E. sayılı dosyasında İİK' nin 72/3. Maddesine göre icra veznesine girecek paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiğini, davacının talepleri arasında icra dosyasının her iki borçlusunu da kapsar nitelikte ihtiyati tedbir talebi bulunmadığını, davacının yalnızca şirket için ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, ... yönünden talep olmadığını, mahkemenin talepten fazlaya hükmettiğini, tedbiri kabul etmediklerini belirtmiş ,davanın reddine , % 20 icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizin 30/09/2021 tarih,... Karar sayılı ilamı ile"...Davanın KABULÜ ile, dava ve İzmir ... İcra Müd' nün... E. sayılı dosyasında takip konusu edilen 11/12/2014 keşide, 20/10/2017 ödeme tarihli 135.000,00-USD bedelli bono dolayısıyla davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, Takibin davacı yönünden derhal DURDURULMASINA, Takip konusu alacak üzerinden hesaplanacak % 20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,..." dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin 03/10/2024 tarih,...Karar sayılı ilamı ile"...Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereği usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır (HMK m.114/1-d). Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen kişinin veya kural olarak vekilinin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından (dava konusunun ölenin malvarlığına ilişkin olması ve dava sonunda verilecek hükmün olumlu veya olumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi durumunda) davaya devam edilebilir. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, TMK.’nun 28/,I maddesi uyarınca ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu halde, ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı mecburî dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Bir davada taraf ehliyeti dava şartlarından (HMK m. 114/1-d) olup taraf ehliyeti ise medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkündür (HMK m. 50). Medeni haklardan yararlanma, yani hak ehliyeti tam ve sağ doğum koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp, kişinin ölümüne kadar devam eder (TMK m. 28). Aynı şekilde kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılara yöneltilmesine de olanak yoktur. Zira yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Esasen dava açarken davacının davalının bu ehliyet durumunu araştırması beklenir. Davanın 20/02/2018 tarihinde açılmış olduğu, davalı ...'nun ise dava tarihinden önce 25/01/2018 tarihinde vefat etmiş olduğu, davalının tek mirasçısı olan oğlu ... vekilinin İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına sunduğu 14/02/2018 tarihli beyan dilekçesi ile alacaklı ...'nın vefat ettiğini belirterek mirasçının UYAP sistemine alacaklı olarak kaydının yapılmasını talep ettiği, ayrıca dilekçe ekinde mirasçılık belgesini sunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda dava tarihinden önce vefat eden davalı ...'nın mirasçısının icra dosyası kapsamında bu hususta bilgi vermiş olmasına rağmen davacının gereken özeni göstermeyerek dava tarihinde taraf ehliyeti bulunmayan ... hakkında dava açmış olduğu; davacı kendisinden beklenen tüm çaba ve özeni göstermediği, davalının sağ olup olmadığını tespit edilememiş olmasının mazur görülebilir bir hataya dayanmadığı, icra dosyası kapsamı nazara alınmaksızın davanın açıldığı tarihte pasif husumet ehliyeti olmayan ... hakkında hüküm kurulduğu anlaşıldığından kararın kaldırılması gerekmiştir. Mahkemece gerekçeli kararda; davalı ...'nun dava tarihinden önce 25/01/2018 tarihinde vefat ettiği belirlenmiş ve davacı tarafça ölü kişi aleyhine dava açılmış ise de; 6100 sayılı HMK'nun 114/1/d maddesinde taraf ehliyetinin dava şartlarından olduğunun belirtildiği, HMK'nun 115/2 maddesi uyarınca mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği ancak dava şartı noksanlığının giderilmesinin mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verilip bu süre içerisinde eksiklik giderilmediği takdirde dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinin gerektiği, kural olarak dava tarihinden evvel ölmüş kişiye karşı dava açılamayacağı, davalı ...'nun dava tarihinden 1 ay kadar önce vefat ettiği, davacı tarafça yanılgı sonucu ...'na karşı dava açıldığı, davacı vekilinin mirasçı... adına dava dilekçesinin tebliğini de talep ettiği, bu husus göz önüne alındığında davaya ... mirasçısı... hakkında devam edilmesinin gerektiği belirlenerek mirasçıya gerekli tebligat yapılmış olduğu belirtilmiş ise de; dosya kapsamına göre, yukarıda da belirtildiği üzere alacaklının mirasçısı Umut vekili alacaklının vefatı hakkında dava tarihinden önce icra dosyasında bu hususta bilgi vererek mirasçılık belgesini sunmuş olduğundan, davacının kendisinden beklenen tüm çaba, özen ve önlemleri almasına rağmen davalının sağ olup olmadığını tespit edememiş ya da tespit edememe durumunun bir yanılgıya dayanmış olması halinin dosya kapsamında mevcut olmadığı, mahkemenin bu husustaki değerlendirmesinin yetersiz ve eksik olduğu anlaşılmıştır. Kabule göre de; 6100 Sayılı HMK 297/1 maddesinde, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının (b) bendine göre kararda "Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini" gösterilmesi gerekir. Mahkemece, 09/09/2021 tarihli celsede davanın davacı ... yönünden tefrik edilerek mahkemenin yeni esasına kaydının yapılmasına karar verilmiş olduğu halde, yasaya aykırı şekilde karar başlığında isminin davacılar arasında davacı olarak gösterilmiş olduğu, bu husus usul ve yasaya aykırı olup ayrıca gerekçe ve hüküm kısmı yönünden karışıklığı neden olduğu anlaşılmıştır. Ancak belirtilen husus mahallinde düzeltilebilecek bir hususa ilişkin olduğundan kararın kaldırılmasını gerektirmemiş eleştiri getirilmekle yetinilmiştir. Her ne kadar davalı mirasçısı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de, dava konusu senede atılan imzanın davacı şirketi kapsayıp kapsamadığı hususunun tespitinin ancak yargılama sonucunda anlaşılabileceği; karşı oy gerekçesinde de isabetli olarak belirtildiği üzere, ... tarafından bonoya atılan imzanın şirkete atfen atılıp atılmadığı, sadece adı geçeni veya kendisi ile birlikte şirketi borç altına sokup sokmadığı hususları yargılamayı gerektirdiği gibi yine adı geçenin düzenleme tarihinde şirketi temsile yetkili olup olmadığının davalı tarafından da bilinemeyeceği, dava konusu bonoya ilişkin ihtiyati haciz talebinin İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 08/12/2017 tarih ... D. İş sayılı kararı ile davacı şirket yönünden reddedildiği halde dava konusu takibe girişmiş olmasının tek başına takibin haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığı şeklinde değerlendirilemeyeceği, alacaklının hukuki değerlendirme ve nitelemeleri doğru yapmasının yapmasının beklenemeyeceği, ayrıca dosya kapsamında alacaklının kötüniyetini gösterir başkaca bilgi ve belgenin de bulunmadığı anlaşılmakla, talebin reddi yerine kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan tüm bu gerekçelerle; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a)-4) maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstinaf ilamı öncesinde İzmir.. İcra Müd'nün... Esas sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ..., borçluların...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti ve ..., borç miktarının 137.568,70 USD + 528,70 TL, takip dayanağının 20/10/2017 tarihli 135.000,00 USD bedelli 1 adet senet ve İzmir ... ATM'nin ...D. İş sayılı ihtiyati haciz kararı, takibin kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip olduğu belirlenmiştir.
İstinaf ilamı öncesinde İzmir... ATM'nin ...D. İş sayılı dosyasının incelemesinde; ihtiyati haciz isteyenin ..., aleyhine ihtiyati haciz istenenlerin...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti ve ..., ihtiyati haciz dayanağı belgenin 11/12/2014 tanzim 20/10/2017 ödeme tarihli , lehtarı ..., borçluları ...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti ve ... olan 135.000,00 ABD Doları olan 1 adet senet olduğu , mahkemece borçlu ... yönünden talebin kabulüne, ihtiyati haciz isteğine konu senetteki imzanın şirket temsilcisi olan borçlu ... tarafından ...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti 'yi temsilen atıldığı yönünde kanaat uyandıracak şekilde senette bir ibare bulunmadığı gibi şirket kaşesi de olmadığından borçlu ...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti hakkındaki ihtiyati haciz isteğinin reddine karar verildiği belirlenmiştir.
İstinaf ilamı öncesinde davalı Tasfiye Halinde ...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti. 'nin sicil dosyası celb edilmiş, şirketin 28/06/2012 tarih... sayılı kararı ile şirketin faaliyetinin sona ermesi nedeniyle tasfiyeye geçilmesine, şirketin 28/06/2012 tarihinden itibaren tasfiyesine, tasfiye memurluğuna ... 'nun atanmasına, tasfiye ile ilgili işlemleri yürütmek üzere resmi dairelerde, bankalarda, kamu kurum ve kuruluşlarında, tapuda, ahzu kabza, her türlü işlemi yapmaya, tasfiye memuru ...'nun şirket ünvanı veya kaşesi altında münferiden temsil ve ilzam etmek üzere yetkili kılınmasına karar verildiği ve şirketin halen tasfiyesinin devam ettiği belirlenmiştir.
İstinaf ilamı öncesinde İzmir CBS'nin... sayılı evrakın incelemesinde; mağdurun ...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti, müştekinin ..., şüphelinin ..., suçun hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, suç tarihinin 20/10/2017 olduğu, hazırlık evrakının derdest olduğu belirlenmiştir.
İstinaf ilamı öncesinde davacılar vekili Mahkememize verdiği 08/09/2021 tarihli dilekçesinde ; dava konusu edilen senette davacılardan ...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti nin imzasının bulunmadığını, icra dosyasının satış aşamasına geldiğini , müvekkilinin teminatı ödeyememesi sebebiyle telafisi imkansız zararlar oluşabileceğini belirtmiş , dosyanın diğer davacı ... yönünden tefrik edilerek Tasfiye Halinde...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiş , talep doğrultusunda 09/09/2021 tarihli celsede , ... hakkındaki davanın dosyamızdan tefriki ile Mahkememizin başka bir esasına kaydının yapılmasına karar verilmiş , yargılamaya davalı...Turz İnşaat Ltd Şti. yönünden devam olunmuştur.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça İzmir ... İM'ni... sayılı dosyası ile takip konusu edilen 11/12/2014 keşide , 20/10/2017 vade tarihli , 135.000,00 USD bedelli senet dolayısıyla davalıya borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak Mahkememize menfi tespit davası açıldığı, dava dilekçesinde davacı olarak ...Turizm İnşaat Tic Ltd Şti ve ...'un gösterildiği, icra takibine konu senette borçlu olarak her iki davacının da isminin yazıldığı ancak senette yalnızca ... 'un imzasının bulunduğu ve senette şirket kaşesinin de mevcut olmadığı belirlenerek ... hakkındaki davanın dosyamızdan tefriki ile Mahkememizin başka bir esasına kaydedilmesine karar verildiği, davalı ... ' nun dava tarihinden önce 25/01/2018 tarihinde vefat ettiği ve davacı tarafça ölü kişi aleyhine dava açıldığı , tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları gereğinin usul hukukunun temel ilkelerinden olduğu, bir davada taraf ehliyetinin dava şartlarından (HMK m. 114/1-d) olup taraf ehliyetinin ise medenî haklardan yararlanma ehliyetine sahip olmakla mümkün olduğu, (HMK m. 50) medeni haklardan yararlanma yani hak ehliyetinin tam ve sağ doğum koşuluyla ana rahmine düşme anında başlayıp, kişinin ölümüne kadar devam ettiği (TMK m. 28), kural olarak ölü kişi aleyhine dava açılması halinde davanın mirasçılara yöneltilmesine de olanak olmadığı, ölü kişinin taraf ehliyeti bulunmadığı, dava açarken davacının davalının bu ehliyet durumunu araştırması gerektiği, davanın 20/02/2018 tarihinde açıldığı , davalı ...'nun ise dava tarihinden önce 25/01/2018 tarihinde vefat etmiş olduğu, davalının tek mirasçısı olan oğlu ... vekilinin İzmir... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına sunduğu 14/02/2018 tarihli beyan dilekçesi ile alacaklı ...'nın vefat ettiğini belirterek mirasçının UYAP sistemine alacaklı olarak kaydının yapılmasını talep ettiği ayrıca dilekçe ekinde mirasçılık belgesini sunduğunun anlaşıldığı, bu durumda dava tarihinden önce vefat eden davalı ...'nın mirasçısının icra dosyası kapsamında bu hususta bilgi vermiş olmasına rağmen davacının gereken özeni göstermeyerek dava tarihinde taraf ehliyeti bulunmayan ... hakkında dava açmış olduğu , davacının kendisinden beklenen tüm çaba ve özeni göstermediği, davalının sağ olup olmadığının tespit edilememiş olmasının mazur görülebilir bir hataya dayanmadığı ve davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin gerektiği , davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden İİK 72/4 maddesi gereğince Mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararının da kaldırılmasının gerektiği , verilecek kararın usule ilişkin bir karar olması hususu göz önüne alındığında İİK 72/4 maddesinde düzenlenen tazminatın yasal koşullarının oluştuğunun belirlenemediği incelenen tüm dosya anlaşılmış, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine , Mahkememizce konulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına , davalı lehine tazminat takdirine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın dava şartı yokluğundan HMK 114/1-d ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
Mahkememizin 13/03/2018 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA,
Verilen kararın niteliği göz önüne alındığında davalı lehine tazminat takdirine yer olmadığına,
2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 8.628,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine,
3-İstinaf kaldırma kararından önce yazılan 11/12/2021 tarihli 27.166,77 TL'lik Harç Tahsil Müzekkeresinin tahsil edilmemiş ise işlemsiz iadesi için ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, tahsil edildiği bildirildiği takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davalı mirasçı... kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihinde yürülükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı mirasçısı...'na verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
Davalı mirasçısı... tarafından yapılan 100,88 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı mirasçısı...'na verilmesine,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere Hakim ...'ün karşı oyu oy çokluğu ile verilen karar davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av....un yüzüne karşı, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/12/2024
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır
Karşı Oy
KARŞI OY: 2004 Sayılı yasanın 72/4 maddesi şu hükmü beyan etmektedir. "Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez."
Mahkememiz dosyası incelendiğinde, davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde davanın reddinin ve davacı tarafın dava konusunun %20' si oranında tazminata mahkum edilmesinin istendiği görülmektedir. Mahkememizce 13/08/2018 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Verilen tedbir kararı icra veznesine giren paranın teminat mukabilinde alacaklıya ödenmemesine yöneliktir. Yani mahiyeti itibarıyla alacaklının muhtemel alacağına kavuşmasını engelleyen nitelikte bir tedbir kararıdır. 2004 sayılı yasanın 72/4 maddesi davalı lehine tazminata hükmedilmesini davanın davalı-alacaklı lehine neticelenmesine, davada davacı lehine bir tedbir kararı verilmesine ve bu tedbir ile birlikte davalı-alacaklının muhtemel alacağına kavuşmasının engellenmesine bağlamıştır. Yasanın gerek lafzından, gerekse amacından yolu çıkılarak yorumlandığında, davanın davalı-alacaklı lehine neticelenmesinin usule ilişkin bir kararla mı yoksa esasa ilişkin bir kararla mı olması gerektiğine dair bir ayırım yapılmamıştır. 6100 sayılı yasanın dava şartlarına ilişkin kuralları ve hüküm kısmını düzenleyen 294 vd maddeleri incelendiğinde, davanın usuli bir eksiklik sebebiyle reddine karar verilmesi de esasa ilişkin sebeplerle reddine karar verilmesi de davanın davalı taraf lehine sonuçlandığına ilişkin mahkeme kararlarıdır ve bu karar ile birlikte eldeki dava davalı taraf lehine sonuçlanmıştır. Zaten 2004 sayılı yasa uyuşmazlığın davalı lehine çözümlenmesinden değil davanın usul ya da esasa dair davalı lehine sonuçlanmasından bahsetmiştir. Bir davada taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümlenmesi ile davanın neticelenmesi birbirinden farklı kavramlardır. Uyuşmazlığın çözümlenmesi esasa ilişkin verilecek hüküm adı verilen bir karar ile olur. Davanın sonuçlanması ise usule ilişkin bir eksiklik sebebiyle davanın reddi olabileceği gibi esasa ilişkin davanın reddi, kabulü ya da kısmen kabulü şeklinde verilen bir hüküm ile de olabilir. 2004 sayılı yasanın 72/4 maddesinde de davanın sonuçlanmasından bahsedilmiş, uyuşmazlığın çözümlenmesinden bahsedilmemiştir. Bu iki önemli ayrı kavram ile ilgili kanunkoyucunun davanın davalının lehine sonuçlanması kastından hem usule ilişkin kararları hem de esasa ilişkin verilen hükmü kastettiği aşikardır. Kaldı ki ihtiyati tedbirin uygulanması, bu sebeple davalı-alacaklının muhtemel alacağına geç kavuşması ve muhakemede geçen sürede bir arada değerlendirildiğinde 2004 sayılı yasanın 72/4 maddesi gereğince davalı-alacaklı lehine tazminat şartları oluşmuştur.
Bu açıklamalar ışığında davalı alacaklı lehine dava konusu edilen alacağın %20 si oranında tazminata hükmedilmesi gerekirken sayın çoğunluğun yalnızca kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi yönündeki kararına katılmıyorum.
Üye ...
E-imzalıdır