İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/200 K.2024/493

🏛️ İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 📁 E. 2024/200 📋 K. 2024/493 📅 11.09.2024

T.C.
İZMİR
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/200 Esas
KARAR NO : 2024/493
DAVA : TTK'nun 636(3). Maddesi Uyarınca Limited Şirketin Haklı Sebeple Tasfiyesiz Feshi İstemli
DAVA TARİHİ : 08/03/2024
KARAR TARİHİ : 11/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan TTK'nun 636(3). Maddesi Uyarınca Limited Şirketin Haklı Sebeple Tasfiyesiz Feshi İstemli davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin %99 oranında payla ortağı olduğu davalı şirketin iki ortaklı olarak kurulduğunu, diğer ortak ...'in 28.11.2017 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıları olarak ... ve ...'e kaldığını, ancak mirasçıların mirası reddetiklerini, bu durumda şirketin tek ortağının müvekkilinin göründüğünü, şirket uzun zaman önce faaliyetine son verdiğini, dava tarihi itibarı ile herhangi bir vergi borcunun bulunmadığını, bunun yanı sıra hiçbir bankada hesabının, üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz mal varlığının da bulunmadığını, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlarının da yapılandırılmış olup, müvekkili tarafından ödenmekte olduğunu, Ticaret Sicil müdürlüğünce ortağın vefatı ve mirasının reddedilmesi nedeniyle terkin işleminin yapılamayacağının bildirildiğini, şirketin devamının ve amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını bildirmiş, TTK'nun 636(3) maddesi uyarınca haklı nedenle tasfiyesiz olarak feshine, aksi halde şirketin kapatılması ve terkin işlemlerinin yapılabilmesi amacı ile vefat eden ortağın terekesine, tereke temsilcisi atanmak sureti ile ortaklık payının davacıya devrinin sağlanmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı taraf, cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE:
Dava; TTK'nun 636(3)maddesi uyarınca, haklı sebep iddiasıyla davalı şirketin tasfiyesiz olarak feshi, aksi halde şirketin kapatılması ve terkin işlemlerinin yapılabilmesi amacı ile vefat eden ortağın terekesine, tereke temsilcisi atanmak sureti ile ortaklık payının davacıya devrinin sağlanması istemine ilişkindir.
TTK'nun 636(3) maddesinde; haklı sebeplerin varlığında her ortağın, mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen kabul edilebilir bir diğer çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sona ermenin sonuçlarına, anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir.
Ticaret sicil kayıt örneğinden; limited şirket niteliğindeki davalı şirketin, davacı ile birlikte iki ortaklı olarak kurulduğu, şirketin 10/10/2011 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, dava tarihi itibari ile, davalı şirketin ortaklarının %99 oranında payla davacı ile %1 oranında payla ... olduğu, şirket ana sözleşmesinin 8. ve 9. maddeleri ile ortaklar dışında ...'ın 20 yıl süre ile şirketi münferiden temsile yetkili müdür olarak seçildiği, adı geçen müdürün dava tarihi itibariyle görevinin devam ettiği, şirket ortağı ...'in 28.11.2017 tarihinde vefat ettiği, İzmir .... Sulh Hukuk Mahkemesinin 14/12/2017 tarihli ... esas ve ... karar sayılı dosyası ile mirasçılarının mirası reddediklerinin tesciline ve mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesine karar verildiği, şirketin kuruluş ve tescil kaydından başka ticaret siciline bir başka kaydının yer almadığı görülmüştür.
Davacı taraf, dava dilekçesinde dile getirtiği haklı sebeplerin varlığı iddiası ile öncelikle şirketin tasfiyesiz olarak feshini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde şirketin kapatılması ve terkin işlemlerinin yapılabilmesi amacı ile vefat eden ortağın terekesine, tereke temsilcisi atanmak sureti ile ortaklık payının davacıya devrinin sağlanmasını talep etmektedir.
Sulh hukuk mahkemesi tarafından vefat eden ortağın mirasının iflas hükümlerine göre tasfiyesine karar verildiği, tereke tasfiye memuru atama görevinin sulh hukuk mahkemesine ait olup, mahkememizin bu konuda görevinin bulunmadığı, mahkememizce resen vefat eden ortağın ortaklık payının davacıya devrinin sağlanması konusunda herhangi bir karar verilmesinin mümkün bulunmadığı açık ve anlaşılır olmakla birlikte davacının terditli ikinci talebi de şirketin kapatılması ve terkin edilmesine yönelik bulunmakla davacının, davalı şirketin büyük paylı ortağı olmasına rağmen feshini ve ticaret sicilinden terkinini amaçladığı açıktır. Bu nedenle, TTK'nun 636. maddesinin 3.fıkrasının 2.fıkrasının somut olay açısından uygulama yeri bulunmadığından davacı tarafın, haklı sebep iddiasında haklı olup olmadığı, şirketin faaliyetinin devamında davacının yararının bulunup bulunmadığı ve fesih konusunda yasal koşuların oluşup oluşmadığına göre hüküm kurulmuştur.
Bilirkişi raporunda; şirketin, 10/10/2011 tarihinde sicile iki ortaklı olarak tescil edildiğini, vergi mükellefiyeti kaydının 31/12/2021 tarihi itibariyle resen terkin edildiğini, SGK'ya 31/05/2027 tarihine kadar uzanan ödeme planına göre 148.240,56 TL borcunun bulunduğunu, incelenen defter ve kayıtlarına göre 100.000,00 TL olan sermayesinin 87.150,00 TL'lik bölümünün ödenmemiş olduğunu, 31/12/2023 tarihi itibariyle borca batık durumda öz varlığını yitirmiş olup, aktifinde kayıtlı herhangi bir varlık ve alacağının bulunmadığını, 31/12/2023 tarihi itibariyle davacı ortağı 211.621,72 TL borçlu olduğunu, 329.573,72 TL borca batık durumdaki şirketin faaliyetine devam edemeyeceğini, gelir elde edemeyerek sürekli zarar eden şirketin sermaye artışına giderek öz kaynak sağlamaması halinde tasfiyesinin gerektiğini bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, ticaret sicil kayıt örnekleri, SGK ve Vergi Dairesi Müdürlüklerinden alınan müzekkere cevapları ve ekindeki belge örnekleri ile dosya kapsamına uygun, hükme ve denetime elverişli nitelikteki bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmeler birlikte değerlendirildiğinde; davalı şirketin 10/10/2011 tarihinde ticaret siciline tescil edildikten sonra, dava tarihine kadar hiç bir genel kurul toplantısı yapmadığı, kuruluşundan itibaren şirketin sürekli olarak zarar ettiği ve hiç bir gelir elde edemediği, şirketin hiç bir mal varlığının ve alacağının bulunmadığı, davacı dışındaki diğer ortağın vefat edip, mirasçılarının mirası reddetmeleri nedeniyle mirasının iflas hükümlerine göre tasfiyesine karar verilmesine rağmen dosyada toplanan delil ve belgelere göre tasfiye memurunun atanmadığı ve şirketteki payının tasfiye edilmediği, davacının şirket yetkilisi sıfatı olmayıp yalnız şirket ortağı olduğu, şirket müdürünün ortaklar dışından atandığı, buna göre şirketin hiç bir kayıtlı mal varlığının ve alacağının bulunmaması, ticari faaliyetini sürdürmemesi, sürekli zarar etmesi ile borca batık hale gelmesi, genel kurul toplantılarının hiç yapılmamış olması, amacına uygun faaliyetinin bulunmaması halleri ile ilgili davacıya kusur ve sorumluluk yüklenemeyeceği, davacının mali katkıları ile şirketin SGK borçlarının ödenmeye çalışıldığı, şirketin mevcut durumuna göre davacının ortak sıfatıyla ve haklı sebeplere dayanarak şirketin feshini talep etmesinde hukuki yararının bulunduğu, şirketin sürekli zarar etmesinin, genel kurul toplantılarının hiç yapılmamasının, amacına uygun faaliyetinin bulunmamasının, borca batık hale gelmesinin haklı sebepler niteliğinde olup somut olayda varlığının bulunduğu, davacının iradesinin şirketin feshi ile ticaret sicilinden terkini istemine yönelik olduğu, her ne kadar davacı tarafça tasfiyesiz fesih talep edilmiş ise de, bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davalı şirketin vergi mükellefiyetinin kurulduğu günden bu yana devam ettiği, SGK'ya 2027 yılına kadar devam eden ödeme planına göre borçlarının bulunduğu, şirketin ikinci ortağının vefatı nedeniyle terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, sermayenin bir bölümün ödenmemiş olduğu göz önünde tutulduğunda, tasfiyesiz fesih kararı verilmesi mümkün bulunmamakla davanın kabulü ile davalı şirketin haklı sebeplerin varlığı nedeniyle TTK'nun 636(3) maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle:
1-Davanın KABULÜ ile;
İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün Merkez -... sicil nosunda kayıtlı, ...Sigorta Aracılık Hizmetleri Limeted Şirketi'nin TTK'nun 636 (3) maddesi hükmü uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiyesine,
Tasfiye işlemlerini başlatıp sonuçlandırmak üzere bilirkişi listesinde yer alan mali müşavir ...'ın TTK'nun 643. maddesinin yollaması ile 536 (3) maddesi uyarınca tasfiye memuru olarak atanmasına,
Şirketin mali durumu dikkate alınarak, yapılacak işin kapsamı ve niteliğine göre gerektiği takdirde ileride arttırılıp eksiltmek kaydıyla tasfiye süreci devam ettiği sürece tasfiye memuruna toplam 15.000,00 TL ücret takdirine,
Tasfiye memuru ücretinin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,
Tasfiye masrafları olarak 15.000,00 TL'nin ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,
Şirketin feshi ve tasfiyesine ilişkin Mahkememiz kararının kesinleşmesi ile davacı tarafça tasfiye memuru ücreti ve tasfiye masraflarının yatırılmasından sonra tasfiye memuruna kararın ve görevinin tebliğine,
Kararın kesinleşmesi halinde tescil ve ilanına,
Tescil ve ilan masraflarının ileride şirketten tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça karşılanmasına,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınması nedeniyle başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı yararına takdir edilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 30,00 TL üç adet elektronik tebligat gideri, 415‬,00 TL üç adet tebligat gideri, 2,00 TL bir adet kep reddiyatı, 3.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 4.302,2‬0 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleştiğinde davacıya iadesine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda HMK'nun 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/09/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza