İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2022/442 K.2024/1500
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/442
KARAR NO : 2024/1500
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/195
KARAR NO : 2021/840
DAVA TARİHİ : 25/03/2021
KARAR TARİHİ : 13/12/2021
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 23.10.2024
KARARIN YAZ. TARİH : 23.10.2024
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.12.2021 tarih ve 2021/195 Esas, 2021/840 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kamyon tır gibi büyük araçların servis, bakım ve tamir işlerini yaptıkları, icra takip dayanağı faturaların ..., ... plakalı araçların tamir ve bakımından kaynaklandığını, araçların tamir ve onarımına ilişkin İş Emri Araç Kabul-Teslimat Formlarının sunulduğunu, müvekkili şirketin borçlu muris ... mirasçıları olan davalılar aleyhine İzmir 9.İcra Müdürlüğü 2020/8718 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, harca esas değerin 18.097,01 TL olduğu, alacağın likit olduğunu, mirasçıların haksız ve kötü niyetli olarak itirazda bulunduklarını belirterek İzmir 9. İcra Müdürlüğü 2020/8718 E. sayılı dosyasına yapılan iptali ve takibin devamına, takip tarihinden sonra işlemiş ve işleyecek faiz hak ve alacakları saklı kalmak kaydı ile; takip tarihine kadar işlemiş faiz taleplerinden vazgeçtiklerini, davalı mirasçılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı mirasçılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ...'ın yasal mirasçıları olup kömür ticareti-nakliye işi ile uğraştıklarını, davacı taraf ile herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, ..., ... plakalı araçların müvekkillerinin murisi olan ...-... üzerine kayıtlı olduğunu, davacı tarafın sunduğu faturalar ve iş emirleri adı altındaki listede yer alan hizmetlerin bir kısmının müvekkillerinin murisinin sağlığında alınan hizmetler olduğunu, araç şoförleri tarafından araçların arızalanması nedeniyle söz konusu araçların davacı yanın işyerine götürüldüğünü, davacı tarafın iş emirlerine karşı onay alıp almadığının kanıtlanması gerektiği, müvekkillerin murisi tarafından bildirilen ve onayı dahilinde yapılan tüm tamirat bakım ve sair bedelleri davacı yana ödendiğini, tahsil edilen meblağların müvekkillerinden mirasçı sıfatı ile yeniden tahsil edilmeye çalışıldığını, müvekkilleri hakkında açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 13.12.2021 tarih ve 2021/195 Esas, 2021/840 Karar sayılı kararı ile özetle; ''.. davacı tarafın 2017-2018 yılı yasal defterlerinin TTK'na göre, usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, davalı tarafın 2017-2018 yılı yasal defterlerinin TTK'na göre, usulüne uygun olarak açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, davacı yanın ve davalı tarafın yasal defterler kayıtları birbirini doğrulamadığı, kayıtlar arasında farkların bulunduğu, takip konusu alacakla ilgili olarak düzenlenen faturaların davacı tarafın yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı tarafın yasal defterlerinde tamamının kayıtlı olmadığı, yine davalı tarafta yer alan ödemelerin tamamının davacı yanın defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davacı yanın düzenlediği fatura bedellerinin birebir olarak kapatılmadığı, “Açık Hesap İlişkisi” olarak hesapların takip edildiği, ödemelerin faturalardan farklı tutarlarda kısmi olarak banka yolu ile yapıldığı, davacı yan ... Şti.'nin yasal defterinde davalı ...'ın 31.12.2018 tarihindeki borç bakiyesi 18.097,01 TL olduğu, davalı taraf ...'ın yasal defterlerinde, davacı yan ... Ltd. Şti.'nin 31.12.2018 tarihindeki alacak bakiyesi 5.329,63 TL olduğu, taraflar arasındaki uyumsuzlukların fatura, banka ödeme ve hesap devir kayıtlarından kaynaklandığı, davacı yanının kayıtlarında olup da davalı taraf kayıtlarında olmayan 12.422,14 TL faturanin bulunduğu, davalı taraf kayıtlarında olup da davacı yanın kayıtlarında olmayan 1.190,00 TL banka ödeme kaydının bulunduğu, davacı yan ... Şti.'nin yasal defterinde davalı ...'ın 31.12.2018 tarihindeki borç bakiyesi 18.097,01 TL'si ile davacı tarafın kayıtlarında olup da davalı taraf kayıtlarında olmayan 12.422,14 TL faturalardan, 11.883,45 TL fatura tutarının alacak kabulü ile 538,69 TL tutarındaki faturaların haricinde (18.097,01-538,69=17.558,32 TL) 17.558,32 TL davacı yanın davalı taraftan alacağı olduğu, mahkememizin 13/12/2021 tarihli celsesinde verilen kısa kararda sehven tutarın 17.538,32 TL yazıldığı ancak bu hususun maddi hata olduğu ve bu tutarın 17.558,32 TL olarak kabulü gerektiği ve netice olarak davacı tarafın davalıdan 17.558,32 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile İzmir 9.İcra Müdürlüğünün 2020/8718 E. Sayılı dosyasında asıl alaca 17.558,32 TL'nin takip tarihindeki faiz oranına talebi ile bağlı kalınmak suretiyle yıllık %10 faiz ile takibin bu kısım ve miktarlar bakımından takibin kısmen iptali ile devamına, fazlaya ilişkin talebin redddine, asıl alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalılar vekili tarafından verilen 19.01.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Davacı tarafın sunduğu faturalar ve iş emirleri adı altındaki listede yer alan hizmetlerin bir kısmının müvekkillerinin murisinin sağlığında alınan hizmetler olup, araç şoförleri tarafından araçların arızalanması nedeniyle söz konusu araçların davacı tarafa ait işyerine götürüldüğünü, davacı tarafın da belirttiği gibi öncelikle iş emri açıldığını, arıza tespitini gerçekleştirdikten sonra arıza ile ilgili detaylı bir bilgilendirme formu düzenlenip, müvekkillerinin murisinin onayı alındıktan sonra işe başlanmasını gerektiren bu iş emrinin, arıza teşhisinden ve karşı tarafın kabulü ve onayından sonra tamir ve bakım sırasında belirlenen arızalar için verilecek servis ücretini gösterdiğini, arızanın ne olduğu, tamirat gerektirdiği taktirde bedelinin ne olacağı gibi konularda bilgilendirici olduğunu, bu nedenle davacı tarafın iş emirlerine karşı onay aldığını kanıtlayamadığını, dolayısı ile davaya dayanak yapılan temel ilişkinin usulüne uygun şekilde ortaya konulmadığını,
-Müvekkillerinin murisi tarafından, kendisine bildirilen ve onayı dahilinde yapılan tüm tamirat bakım ve sair bedellerin davacı tarafa ödendiğini, ancak tahsil edilen meblağların müvekkillerinden mirasçı sıfatı ile yeniden tahsil edilmeye çalışıldığını, ödemeye ilişkin belgelerin cevap dilekçeleri ekinde sunulduğunu, kaldı ki tahsilat yapılmamış olsa idi davacı tarafın bu kadar uzun bir zaman boyunca alacağını almak için beklemesinin mümkün olmayacağını, çok daha önceden işlem yapması gerektiğini, bunca sene beklemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ancak tüm bu hususların yerel mahkeme tarafından değerlendirilmediğini,
-İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit, borçlu tarafından bilinen veya bilinmesi mümkün olan bir alacak olması gerektiğini bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını,
-Bilirkişi tarafından davacı tarafın açık hesap ilişkisi olarak hesapları takip ettiği belirtilmiş ise de, bu hesabın davacı tarafça tek taraflı tutulmuş bir hesap olduğunu, bu nedenle bu hesapların müvekkili açısından bağlayıcılığının söz konusu olmadığını, söz konusu hesapların davacı lehine delil teşkil etmesi için bu hesapların dayanağı belgelerin de davacıyı ilzam eder nitelikte belgeler olmasının gerektiğini, oysaki raporda da belirtildiği üzere davacı tarafın muhasebe kayıtlarında, düzenlenen faturaların açık fatura olduğu ve üzerilerinde teslim alan imzasının olmadığının belirtildiğini, karşı tarafa tebliğ edilmeyen ya da teslim edilip buna dair imza alınmayan faturanın içeriğinin kesinleştiğinden söz edilemeyeceğini, bu durumda da davacı tarafın defter kayıtlarına işlenmesinin hukuki açıdan sorumluluk doğurmasının mümkün olmadığını, kaldı ki taraflarınca sunulan cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere davacı tarafça iş emirleri açılmış ise de, araç arıza tespitlerinden sonra arıza ile ilgili detaylı bir bilgilendirme formu düzenlenip, müvekkillerinin murisinin onayının alınması ve bundan sonra işe başlanması gerekirken, yalnızca iş emirlerine dayanarak kayıt oluşturulup fatura düzenlenmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin defter kayıtlarının tam ve usulüne uygun olup, ödemelerin banka aracılığı ile yapıldığını, bu nedenle davacı tarafın iddia ettiği ve yasal dayanağı olmayan borçların yerel mahkemece kabulünün mümkün olmadığını,
-Davacı tarafından kök rapor hazırlanırken mevcut olmayan, sonradan sunulan ek belgelerin karar verilirken dikkate alınmaması gerektiğini, yargılamanın geldiği aşama dikkate alındığında delil niteliği taşıyan herhangi bir evrak sunulması mümkün olmadığı gibi taraflarınca da evrak sunulmasına muvafakat edilmediğini,
Belirterek kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalılar vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf edildiği anlaşılmıştır.
Davacı yüklenici ile davalıların murisi ... arasında yapılan eser sözleşmesi kapsamında davacının ... ve ... plakalı araçların tamir, bakım ve onarımını gerçekleştirdiği, davacı tarafça araçların tamir ve onarımına ilişkin düzenlenen faturalar ve cari hesaba dayalı olarak bakiye alacağın tahsili istemiyle muris ... mirasçıları olan davalılar aleyhine İzmir 9.İcra Müdürlüğü 2020/8718 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalıların icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmeleri üzerine takibin durduğu, davacı tarafça eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır.
İtirazın iptali davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir ilamsız genel icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça itirazın iptali davası açılamaz. (HGK 26.11.1997 Tarih 19728/998) Davalı tarafça icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden dava şartının bulunup bulunmadığı yönünden öncelikle bu hususun incelenmesi gerekmektedir.Taraflar arasındaki ihtilâf, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklandığından, bu türden uyuşmazlıklardan kaynaklanan icra takiplerinin kural olarak İİK'nın 50. maddesi uyarınca HMK hükümleri kıyas yoluyla uygulanacağından davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer veya yetki sözleşmesi ile belirlenen yer icra dairelerinden birinde açılması gerekir.
Somut olayda uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığından, icra takibinin davalının yerleşim yeri veya sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairelerinden birinde açılması gerektiği, sözleşmenin ifa edildiği yerin davacı yüklenicinin işyerinin bulunduğu Bornova/İzmir olduğundan davacı tarafça İzmir İcra müdürlüğünde başlatılan icra takibinin geçerli bir icra takibi olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından taraflara ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, düzenlenen kök ve ek raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sözkonusu raporlarda davacı tarafın ve davalı tarafın yasal defterler kayıtlarının birbirini doğrulamadığı, kayıtlar arasında farkların bulunduğu, takip konusu alacakla ilgili olarak düzenlenen faturaların davacı tarafın yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, ancak davalı tarafın yasal defterlerinde tamamının kayıtlı olmadığı, yine davalı tarafta yer alan ödemelerin tamamının davacı yanın defterlerinde kayıtlı bulunmadığı, davacı yanın düzenlediği fatura bedellerinin birebir olarak kapatılmadığı, “Açık Hesap İlişkisi” olarak hesapların takip edildiği, ödemelerin faturalardan farklı tutarlarda kısmi olarak banka yolu ile yapıldığı, taraflar arasındaki uyumsuzlukların fatura, banka ödeme ve hesap devir kayıtlarından kaynaklandığı, davacı yanının kayıtlarında olup da davalı taraf kayıtlarında olmayan 12.422,14 TL faturanin bulunduğu, davalı taraf kayıtlarında olup da davacı yanın kayıtlarında olmayan 1.190,00 TL banka ödeme kaydının bulunduğu, davalı taraf kayıtlarında olmayan 12.422,14 TL faturalardan 11.883,45 TL fatura yönünden davalının dava dışı ... Şirketi adına yansıtma faturası düzenlendiğinden 11.883,45 TL faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmasa bile davalı tarafından bu faturayı kabul ettiği anlaşıldığından davacının davalılardan 17.558,32 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı; davacı tarafça ticari defterlerinde kayıtlı olan 11.883,45 TL faturanın dayanaklarını yargılama aşamasında davalı tarafın muvafakati olmaksızın dosyaya sunabileceği, davalıların murisleri ... tarafından davacı tarafa tüm ödemelerin yapıldığı iddiasının kesin delillerle ispatlanamadığı, davalıların yemin deliline de dayanmadıklarından Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve alacağın faturaya dayalı olması nedeniyle likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalılar vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.12.2021 tarih ve 2021/195 Esas, 2021/840 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 1.199,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan toplam (80,70 TL + 219,15 TL) 299,85 TL harcın mahsubu ile kalan 899,55 TL'nin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar vekili tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 23.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.