İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1833 K.2025/85
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1833
KARAR NO : 2025/85
KARAR TARİHİ : 16/01/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MANİSA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10.10.2024 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2024/750 Esas
DAVANIN KONUSU : Hakem Kararının İptali
BAM KARAR TARİHİ : 16/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/01/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
MAHKEMECE: "...,Müvekkil, ... ili, ... ilçesinde bulunan ... No:... işyeri adresinde komisyoncu olarak faaliyet göstermektedir. Müvekkil aleyhine Manisa Hal Hakem Heyetine davalı alacaklı olduğundan bahisle başvuruda bulunmuştur. Manisa Hal Hakem Heyeti ise eksik inceleme sonucunda hatalı karar verilerek müvekkil aleyhine 105.995,00 TL ye hükmetmiştir. Manisa Hal Hakem Heyetinin kararı hukuka aykırıdır. Müvekkil başvurucu tarafa her hangi bir borcu bulunmamaktadır. İlgili karara müteakip davalı tarafça müvekkil şirkete karşı Alaşehir İcra Müdürlüğü'nün 2024/2293 Esas sayılı dosyasında ilamlı icra takibi başlatılmıştır. İlgili icra takibi kapsamında müvekkil şirketin banka hesaplarına haciz konulmuştur. Manisa Hal Hakem heyetinin hukuka aykırı kararına karşılık, tarafımızca mahkemenize başvurulmuş, ihtiyati tedbir kararı alınmıştır. Müvekkil aleyhine hükmedilen para cezasının hukuka aykırı olup olmadığı henüz kesinlememişken davalı tarafça icra takibi başlatılmış müvekkil şirketin banka hesaplarına bloke konulmuştur. Davalı taraf her ne kadar alacağına ilişkin uyuşmazlık olarak hal hakem heyetine başvurmuş ise de, bu başvuru ve dava dilekçemizde de belirttiğimiz ve sunduğumuz delillerle desteklediğimiz üzere haksız ve mesnetsizdir. Dolayısıyla, davalının haksız ve mesnetsiz başvurusuna istinaden Manisa Ticaret Hal Hakem Heyeti Başkanlığı'nın vermiş olduğu karar da usul ve yasaya aykırıdır. 5. İlgili karar sonrası başlatılan ve ve haciz aşamasına gelinen ilamlı icra takibinin müvekkil şirketi ağır ve geri dönülmez bir şekilde maddi zarara uğratmasını ve itibarını zedelemesini engellemek adına tarafımızca Alaşehir İcra Müdürlüğü'nün 2024/2293 Esas sayılı dosyasına istinaden icra veznesine güncel dosya hesabında görünen tutar depo edilecektir. Müvekkilin hesaplarında bloke olduğu için müvekkil ticari faaliyetinde oldukça zorlanmaktadır, müvekkil Şirket'in daha fazla zarar görmesini engellemek adına, Sayın Mahkemeniz'den icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasını müvekkil şirketin bankalardaki blokelerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmekteyiz. " şeklinde talepte bulunmuştur.
6100 Sayılı HMK'nun 390/1 maddesinde ihtiyati tedbir, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemede, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği, aynı yasanın 390/3 fıkrasında ise, tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esas yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
Davacının ihtiyati tedbire ilişkin talebi değerlendirildiğinde; davacı tarafça mahkememiz dosyasında Manisa Merkez İl Hal Hakem Heyeti'nin 27/08/2024 tarihli 2024-46-00120 sayılı kararına itirazının kabulü ile kararın kaldırılması talebiyle dava açıldığı, mahkememizin 24/09/2024 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve teminat karşılığında Manisa Merkez İl Hal Hakem Heyeti - Hal Hakem Heyeti'nin 27/08/2024 tarihli 2024-46-00120 sayılı kararının icrasının mahkememizce esas hakkında karar verilinceye kadar durdurulmasına karar verildiği, davacı tarafça Alaşehir İcra Dairesinin 2024/2293 icra takip sayılı dosyasına ilişkin icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasının talep edildiği, ancak uyap üzerinden yapılan incelemede Alaşehir İcra Dairesinin 2024/2293 icra takip dosyasındaki takip talebinde takibe dayanak ilam veya belgenin Manisa Merkez İl Hal Hakem Heyetinin 2024/4600119 karar sayılı kararı olduğu belirtildiği, buna göre tedbir talep edilen icra dosyasına konu Manisa Merkez İl Hal Hakem Heyeti karar bilgileri ile mahkememiz yargılamasına konu Manisa Merkez İl Hal Hakem Heyeti karar bilgilerinin uyuşmadığı dikkate alındığında yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... ili, ... ilçesinde bulunan ... No:... işyeri adresinde komisyoncu olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili aleyhine Manisa Hal Hakem Heyetine davalı alacaklı olduğundan bahisle başvuruda bulunduğunu, Manisa Hal Hakem Heyetinin ise eksik inceleme sonucunda hatalı karar verilerek müvekkili aleyhine 105.995,00 TL ye hükmettiğini, Manisa Hal Hakem Heyetinin kararının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin başvurucu tarafa her hangi bir borcunun bulunmadığını, ilgili karara müteakip davalı tarafça müvekkili şirkete karşı Alaşehir İcra Müdürlüğü'nün 2024/2293 Esas sayılı dosyasında ilamlı icra takibi başlatıldığını, ilgili icra takibi kapsamında müvekkili şirketin banka hesaplarına haciz konulduğunu, taraflarınca Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/750 E. Sayılı dosyası nezdinde tesis edilmiş olan 24/09/2024 tarihli ara karara istinaden, 11/10/2024 tarihinde Alaşehir İcra Müdürlüğü 2024/2293 E. Sayılı dosyası kapsamında takibin tedbiren durdurulması ve dosyada bulunan tüm hacizlerin kaldırılmasının talep edildiğini, 11/10/2024 tarihli taleplerini takiben, ilgili icra müdürlüğünce takibin durdurulduğunu, tüm dosya kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilin hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından, müvekkili şirketin henüz yargılama dahi sonuçlanmamışken ağır ve geri dönülmez bir şekilde maddi zarara uğratmasını ve itibarını zedelemesini engellemek adına, tedbir verilmesi gerekirken, Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, yönünde hüküm kurduğunu belirterek yerel mahkeme kararınca tesis edilen, ihtiyati tedbir talebinin reddi kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasına karar verilmesini, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, hal hakem heyeti kararının iptali davasında hakem heyeti kararının tedbiren durdurulması talebinin reddine dair ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanunun 10/5. maddesinde, "Değeri elli bin Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, hal hakem heyetlerine başvuru zorunludur. Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar ilam hükmündedir. Bu kararlar 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir. Taraflar, bu kararlara karşı on beş gün içinde hal hakem heyetinin bulunduğu yerde ticarî davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, hal hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hâkim, hal hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Hal hakem heyeti kararlarına yapılan itiraz üzerine asliye ticaret mahkemesinin vereceği karar kesindir." hükmü düzenlenmiştir. 5957 sayılı yasanın 10/5 maddesine göre 50.000,00.TL'lik bu sınır 2024 yılı itibariyle 616.278,55 TL'dir.
Hal Hakem Heyeti tarafından verilen kararın iptali istemiyle açılan davada, 5957 sayılı yasanın 10/5 maddesine göre, parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda mahkemenin vereceği kararlar kesin olup, Kanun tarafından, ara karar veya gerekçeli karar yönünden bir ayrıma gidilmediğinden, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar kesin nitelikte olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekir.( Bknz. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.06.2015 tarih ve 2014/20047 esas, 2015/9436 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20/02/2017 tarih ve 2015/13037 esas, 2017/930 karar sayılı emsal ilamları,)
Ayrıca, HMK'nın 346. maddesi hükmünde; "İstinaf dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344. maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder. Bu ret kararına karşı tebliği tarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf yoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararı veren mahkemece yetkili Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilir. Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerinde görmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar." denilmiştir.
Buna göre; kesin bir karara karşı yapılan istinaf istemleri hakkında HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından da karar verilebilir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığından, 5957 sayılı yasanın 10/5 maddesinde yer alan; "Hal hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine asliye ticaret mahkemesinin vereceği karar kesindir.” şeklindeki yasal düzenleme gereğince mahkemece verilen ara kararında kesin nitelikte olduğu, istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin İl Hal Hakem Heyeti kararına itiraz davasında verilen ihtiyati tedbir talebi ara kararı yönünden istinaf kanun yolu başvurusunun 5957 sayılı yasanın 10/5 maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nın 346. ve 352. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/750 Esas sayılı dosyasından verilen 10.10.2024 tarihli ara kararın kesin olması ve istinaf kanun yoluna başvurulabilen kararlardan olmamasından dolayı davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun'un 10/5 maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341. ve 352. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Davacının yatırmış olduğu 427,60 TL istinaf karar harcı ve 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.16.01.2025