Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi E.2024/726 K.2024/903
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2024/726
KARAR NO: 2024/903
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/12/2023
ESAS NO: 2021/497
KARAR NO: 2023/1103
DAVANIN KONUSU: Alacak (Tellallık Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 19/04/2024
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının gayrimenkul alım satım konusunda aracılık faaliyetleri ifa ederek, bu hizmeti neticesinde hem alıcı taraftan hem de satıcı taraftan emlak komisyon ücreti (aracılık) temin ettiğini, davalı ...’nun, diğer davalı...Anonim Şirketi'nin yetkilisi olduğunu, davalının, ... İli, ... İlçesi, ...Mahallesi, ... Pafta, ... Ada,...Parselde bulunan birkaç bölüm ile birlikte sözleşme konusu... nolu bağımsız bölümün satılması konusunda 30.03.2020 tarihinde ... firmasına yetki verilmesine ilişkin olarak "Taşınmazın Satılması Hakkında Aracılık Hizmetleri Sözleşmesi"ni imzaladığını, bu sözleşmenin ... nolu bağımsız bölüm hakkındaki bitiş tarihinin, Kadıköy 14. Noterliği tarafından yapılan ...yevmiye nolu ihtarname ile ... olarak belirlendiğini, söz konusu taşınmazların satılması için o tarihten itibaren firma tarafından çalışmalara başlandığını, 01.09.2020 tarihinde davalı ...’nun, alıcı ... ile 4.000.000 TL + KDV ücret ile söz konusu taşınmazın satılacağına dair anlaştıklarını, davacının, bu anlaşmayı "Satışa Aracılık Yapıldığına Dair Tellaliye Satış Sözleşmesi" ile yaptığını, bu sözleşmenin 4. maddesine göre: "Satıcı ve alıcı, bu sözleşmenin imzalanmasını müteakip tapudaki satış gerçekleştirmeden caysalar bile, satış bedelinin %3'üne tekabül eden meblağı, tellaliye ücreti olarak ... ayrı ayrı (alıcı; %2 + KDV+%1+ KDV ve satıcı alıcı; %2 + KDV+%1+ KDV olmak üzere) ödemeyi kabul ve taahhüt etmişlerdir." şeklinde olduğunu, davalı şirketin sözleşme konusu taşınmazı sözleşmeye aykırı bir şekilde önce ... firmasına kiraya vererek daha sonra da 07.01.2021 tarihinde satmak sureti ile tellallık sözleşmesinin 5.2, 5.3, 5.5., 5.1 ve 6. maddelerini ihlal ettiğini, bu ihlal sebebi ile, davacı ...'in, hizmet bedeli ile söz konusu taşınmazın devir tarihi olan 07.01.2021 tarihinden itibaren birikmiş yasal faizini alabilmek adına arabuluculuk hizmetine başvurduğunu ancak tarafların anlaşamadığını, ilgili sözleşme gereğince, davacının hak ettiği satış bedelinin bilirkişi tarafından yapılacak tespitler neticesinde artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'ye tekabül eden kısmının ve bunların yasal faizinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına Karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının davasına dayanak yaptığı sözleşmelerin geçersiz olduğunu, taşınmazın tapu bilgisinin yer aldığı ilk sayfasının imzalı olmadığıı, taraflar arasında geçerli, hak/borç doğuran bir sözleşme olmaması sebebi ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın "hangi gayrimenkule" ilişkin olarak açıldığının anlaşılamıyor olduğunu, dava dilekçesinin davalıya açıklatıması gerektiğini, davacının ücrete hak kazandığını iddia ettiği anlaşılabilen ... nolu bağımsız bölüme ilişkin sözleşmenin kabul ve çelişki manasına gelmeyerek her halükarda süresinin 30.12.2020 tarihinde dolduğunu, davacının bir an için geçerli bir sözleşmeye dayandığı varsayılsa bile, sözleşmenin süresinin 30.12.2020 tarihinde sona erdiğini, davacının bu tarih sonrasında gayrimenkule ilişkin olarak yapılan hiç bir işlemden hiç bir nam altında ücret talep hakkının bulunmadığını, sözleşmenin ilgili maddesi, "sözleşmenin bitiminden bir ay önce taraflar yazılı olarak sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirdiği takdirde sözleşme aynı koşullarla yenilenmiş sayılır" şeklinde, davacının üçüncü şahıslarla da yaptığı, matbu, hazır bir "form" mahiyetinde olan, şahsilik içermeyen, sözleşmenin her defasında uzaması sonucunu doğurarak sözleşmenin açıkça karşı tarafı aleyhine sonuç doğuran genel işlem haksız şartı mahiyetinde bir madde olduğunu, bu maddenin, davacının davalıyla müzakere ettiği, "şahsi anlaşma" mahiyetinde bir madde olmadığını, sözleşme süresinin dolduğunu, süre sonu itibari ile, davalıları bağlayıcı hiç bir mahiyeti bulunmadığını, davanın hem ... AŞ. hem de şirketin yetkilisi ... davalı gösterilerek açıldığını, her iki davalıyı da sözleşmenin tarafı, davalılık sıfatına haiz gibi göstermeye çalıştığını, oysa, sözleşmede, davalılardan...'ın imzası veya hukuken geçerli şekilde ...adına, ...'ı temsilen atılmış bir imza olmadığını,...’ın sözleşmede hiç bir şekilde taraf olmadığını, davalı ...’nun ise ne tapu maliki olduğunu ne de kendi adına tapu aldığını veya sattığını, davalı ... tarafından davacının dayandığı sözleşmeye konu olabilecek hiç bir hukuki işlem yapılmadığını, davalılardan ...yönünden de davanın reddi gerektiğini beyan etmiş, davacının dayandığı sözleşmenin öncelikle tümü ile akabinde ise genel şart mahiyetindeki "sözleşme süresinin uzaması maddesinin yazılmamış sayılan" madde olması sebebi ile geçersiz olması, davanın kötü niyet ile hem davalı şirket hem davalı şirket yetkilisi aleyhine açılmasının kötü niyetli ve usule aykırı olması sebebi ile davalılardan ... yönünden davanın usulden husumet yokluğu nedeniyle esastan reddine, davalılardan ... yönünden ise öncelikle husumet yokluğu nedeni ile usulden, esastan reddine, davacı tarafça yasanın ve Yargıtay içtihatlarının aradığı şekilde hizmet yerine getirilmemiş ve ücrete hak kazanılmamış olması sebebi ile davanın esastan reddine, talep edilen ücretin fahiş olması sebebi ile davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine Karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; "...Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 30/03/2020 tarihli sözleşmede , sözleşmenin yalnızca son sayfasının davalı ...A.Ş adına davalı ...tarafından imzalanmasına karşın, sözleşmenin birbirini takip eden maddeler halinde düzenlendiği, sözleşme içeriğinin ve sözleşme maddelerinin birbiriyle uyumlu olup, sözleşmenin bu haliyle bütünlük arzetmesi karşısında sözleşmenin imzalanmayan sayfalarının davalı yönünden bağlayıcı olduğu, davalı şirketin imzasını inkar etmediği, dava konusu sözleşmenin davalı ...Ltd. Şti’yi temsilen ... tarafından imzalandığı görülmektedir. Nitekim davalılar vekilinin cevap dilekçesinin ekinde sunduğu vekâletnamenin dayanak imza sirküleri incelendiğinde davalı şirketin A grubu işlemleri (miktarı 5 milyon TL’yi geçmeyen işlemleri) için davalı ...’nun müştereken imzaya yetkili olduğu görülmektedir. Bu anlamda sözleşmenin davalı şirket tarafından geçerli bir şekilde kurulduğu sonucuna varılmıştır. Davalı ...’nun ise sözleşmede kendi adına imzası bulunmamaktadır. Satışın sözleşme devam ederken, davacı tarafından yapılmamış olması davacı tarafça davaya dayanak yapılan sözleşmenin 5.9 inci maddesinde aracılık hizmet bedeli ve aracılık hizmeti kapsamında davalıya birtakım yükümlülükler yüklenmiş olduğu, davalı davacı tarafça dayanılan sözleşmenin aksini ispat edemediği ve hizmet bedeli olarak davalının ödemesi gereken oranın sözleşmede belirlenmiş olduğu, sözleşmenin 5.9 maddesi uyarınca sözleşmede yazan şekilde bilirkişi tarafından sözleşmede belirlenen asgari miktar olarak belirlenen 4.000.000,00 TL taşınmaz bedeli üzerinden hesaplama yapıldığı anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davacının davalı... adına açmış olduğu davasının pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE, 240.000,00TL'nin, 1.000,00 TL kısmına 16/07/2021 tarihinden itibaren, 239.000,00 TL kısmına 27/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... A.Ş den tahsili ile davacıya ödenmesine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.Ancak istinaf harç ve giderlerini yatırmadığından mahkemece usulüne uygun olarak bu konuda davacı vekiline muhtıra tebliğ etmiştir. Muhtıranın tebliğine rağmen sözkonusu eksiklik tamamlanmadığından bahisle mahkeme, 28/02/2024 tarihli istinaf başvurusu değerlendirme kararıyla davacının istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu ek karar davacı vekiline tebliğ edilmiş ancak davacı vekili işbu ek kararı istinaf etmediğinden kesinleşmiştir.Bu nedenle de davacının istinaf dilekçesi incelenmemiştir.
Gerekçeli kararı davalılardan ...A.Ş. Vekili de süresinde istinaf etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya konu ''aracılık sözleşmesi"nin Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarının aradığı şartları taşımaması, nedeni ile, davacının davası hukuken mesnetsiz olduğunu, TBK'nın madde 520/a hükmü emredici nitelikte olduğunu, tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı şekil ispat değil, geçerlilik şartı olduğunu, bu hususu mahkemenin kendiliğinden nazara alması gerektiğini, sözleşmenin TBK 520. Maddesi gereği geçerli olabilmesi için "sözleşmenin her sayfasında" tarafların imzalarının olması zorunlu olduğunu, davacının dayandığı sözleşmelerde karşı tarafa borç yükleyen ve yükümlülük altına sokan ve hangi gayrimenkule ilişkin olduğu belirtilen ilk sayfada her iki tarafın imzası bulunmadığını, bu kapsamda yerel mahkemece sözleşmenin hükme dayanak alınması açıkça yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın öncelikle TBK 520. Maddesinin aradığı yasal şartları taşımayan sözleşmeye dayanıyor olması, bu eksikliğin sonradan ikmalinin mümkün olmaması, sonuç olarak taraflar arasında geçerli, hak/borç doğuran bir sözleşme olmaması sebebi ile reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece imza taşımayan sözleşmeye dayanılarak eksik hüküm tesis edildiğini, öte yandan geçerli bir sözleşmenin varlığını hiç bir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ücrete hak kazandığını iddia ettiği sözleşmenin her halükarda süresi 30.12.2020 tarihinde dolduğunu, davacının bir an için geçerli bir sözleşmeye dayandığı varsayılsa bile, sözleşmenin süresi 30.12.2020 tarihinde sona ermiş olup, davacının bu tarih sonrasında gayrimenkule ilişkin olarak yapılan hiç bir işlemden hiç bir nam altında ücret talep hakkı her halükarda bulunmadığını, Aracılık Sözleşmelerinde, uygulamada başlangıç tarihi belirtilip 6 ay, 1 yıl gibi süreler öngörüldüğünü, simsarlık sözleşmelerinde uygulamada sıkça, sözleşmenin bitimi tarihinden belli bir süre önce yazılı bildirim yapılmadıkça sözleşmenin süresinin uzayacağının yazılı olduğu görüldüğünü, burada temel husus, bu uzamanın sonsuza dek olmaması olduğunu, bu nedenle, sözleşmede yazılı olmasa da eğer sözleşmenin her defasında uzayacağı şeklinde bir ibare varsa bu durum genel işlem şartlarına aykırı ve haksız şart mahiyetinde olduğunu, TBK 20. ve 21. maddeleri emredici hükümleri karşısında "yazılmamış" sayıldığını, huzurdaki dava hem ... AŞ. hem de şirketin yetkilisi ...davalı gösterilerek açıldığını, yerel mahkemece davalı...hakkında pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin kararına... yönünden iştirak etmekle birlikte müvekkil şirket ... yönünden de husumet yokluğundan reddi gerekirken yerel mahkemece bu husus göz ardı edilerek eksik ve hatalı hüküm tesis edildiğini, sözleşmede, davalılardan...'ın imzası veya hukuken geçerli şekilde...adına, ...'ı temsilen atılmış bir imza olmadığını, ...sözleşmede hiç bir şekilde taraf olmadığını, ...'ın öncelikle her halükarda, hiçbir şekilde davalılık sıfatı bulunmadığını, davalı ... ise ne tapu maliki olduğunu ne de kendi adına tapu aldığını veya sattığını, davacının -kabul ve çelişki manasına gelmeyerek- ücrete hak kazanmasını sağlayacak, Yargıtay yerleşik içtihatlarının aradığı şartlara uygun şekilde ifa ettiği bir hizmet bulunmadığını, somut olayda davacı tarafça tüm itirazları tekrar ile -kabul ve çelişki manasına gelmeyerek - her halükarda işbu şartları karşılayan bir hizmet verilmediğini, sırf sözleşme imzalanmış olması - kabul ve çelişki manasına gelmeyerek- aynı anda/birlikte aranan şartlarda yerine getirilmiş olmadıkça, ücrete hak kazanma sonucunu doğurmadığını ancak yerel mahkemece bu hususlar göz ardı edilmiş sözleşme geçerli kabul edildiği gibi davacının da ücrete hak kazanıp kazanmadığı hususu değerlendirilmeden somut hiç bir gerekçeye yer verilmeden ücrete hak kazandığı kabul edilerek usul ve yasaya aykırı hüküm tesis edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte her halükarda davacı tarafça talep edilen meblağ fahiş olduğunu, Kayseri emlakçı esnafı fiyat listesine aykırı şekilde yüksek olduğunu, bu yönüyle de yerel mahkemece denetime elverişli somut verilere dayalı bir bilirkişi raporu alınmadan eksik ve hatalı hüküm tesis edildiğini, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verilerek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/497 E. 2023/1103 K. Sayılı kararın istinaf incelemesi neticesinde müvekkil lehine kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın tüm talepler bakımından reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan 13/02/2024 istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İstinaf dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/497 E. 2023/1103 K. Sayılı kararın müvekkil lehine olan kısımlarına iştirak etmekle birlikte, davalı... hakkında pasif husumet yokluğundan verilen red kararının incelenerek yeniden karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahekmesince 28/02/2024 tarih ve 2021/497 E - 2023/1103 K sayılı ek kararı ile; "...Davacı vekili 13/02/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesi ile istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de gerekli olan istinaf harç ve masraflarını yatırmadığı anlaşılmakla, mahkememizce istinaf kanun yoluna başvurana gerekli olan harç ve masrafları yatırması için muhtıra çıkartılmış ve 19/02/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup, 1 haftalık kesin süreye rağmen gerekli olan harç ve masraflar davacı vekili tarafından ikmal edilmediğinden HMK'nın 344. maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına,..." şeklinde karar verilmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklı hizmet bedeli ve sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle cezai şartın tahsili hususundan kaynaklı alacağın istemine ilişkindir.
Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 08/12/2023 tarih ve 2021/497 E - 2023/1103 K sayılı ilamla davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İş bu kararı davalı ... A.Ş. vekili istinaf etmiş, dosya dairemize gelmiş ve esasa kaydı yapılmıştır. Dosyanın istinaf incelemesi aşamasında ve henüz dairemizce bir karar verilmeden önce davalı ...A.Ş. vekili tarafından dairemize UYAP'tan sunulan 17/04/2024 tarihli dilekçeyle, işbu dosyada verilen karara karşı istinaf yoluna başvurmuşlarsa da tarafların haricen uzlaşmaları nedeniyle sözkonusu istinaf kanun yoluna başvurusundan feragat ettiklerini beyan etmiş olup istinaf talebinden feragat eden davalı şirket vekili ...'un vekaletnamesinde de kanun yollarından feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
HMK'nın 349. maddesinde; "(1) Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez. (2) Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur."
Davalı ... A.Ş. vekili tarafından sunulan istinaf kanun yoluna başvuru talebinden feragata dair dilekçesi nedeniyle, HMK'nın 349/2. md. gereğince davalı şirketin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmesine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-KAYSERİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/12/2023 tarih ve 2021/497 E - 2023/1103 K sayılı kararıyla ilgili davalı ... A.Ş vekilinin yaptığı istinaf kanun yoluna başvuru talebinden feragat ettiği anlaşıldığından, HMK'nın 349/2. maddesi gereğince davalı ...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle REDDİNE,
2-İstinaf eden davalı şirketten peşin olarak tahsil edilen istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı şirket tarafından yapılan istinaf posta/yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4.maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. 18/04/2024