Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2014/471 K.2025/628
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... E. - ... K.
T.C.
KONYA TÜRK MİLLETİ ADINA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
ÖNCEKİ
VEKİLLERİ :
DAVACI ... MİRASÇILARI
(DAVACILAR) : 1-
2-... -
3-...
4-... -
DAVALILAR : 1- ... - (T.C. Kimlik No: ...)
VEKİLİ :
2- ...
TASFİYE MEMURU :
DAVA : TESPİT ve ALACAK
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili 12/12/2011 tarihli dilekçesiyle, davalı şirket ve temsilcileri tarafından yüksek faiz getirisi ve istenildiğinde iade edileceği vaadiyle para toplandığını, davacıdan da 12/12/2001 tarihli makbuz ile 53.102 Euro para tahsil edildiğini, davacı tarafından paranın geri çekilmek istenilmesine ve defalarca talepte bulunulmasına rağmen iade edilmediğini beyan ederek, davacıdan tahsil edilen 53.102 Euro karşılığı 131.390,28 TL.'nin, tahsil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi dava ve talep edilmiştir. Açılan dava Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sırasına kaydedilmiştir.
Yeni mahkeme kurulması nedeniyle dava, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sırasına kaydedilmiş, mahkeme yapılarındaki değişiklik nedeniyle bu kez dava, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sırasına kaydedilmiştir.
Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır.
Davalılardan ... vekili cevap dilekçesiyle, öncelikle görev, teminat, ve zamanaşımı ve husumet yokluğu itirazsında bulunmuş, davanın esastan da reddini istemiştir.
Davalılardan ... Tic. A.Ş. tasfiye memuru da (ilgili şirketin ihyası ve tasfiye memuru atanması sonrası) cevap dilekçesiyle, öncelikle zamanaşımı, hak düşürücü süre, teminat, görev, arabuluculuk dava şartı yokluğu, husumet yokluğu itirazlarında bulunmuş, davanın esastan da reddini istemiştir.
Davacı tarafından 12/12/2001 tarihli tahsilat makbuzu sureti ibraz edilmiş, 1. bilirkişiden 04/12/2019 tarihli rapor, başka bir bilirkişi heyetinden de 26/02/2021 tarihli rapor alınmış, Mahkememizin ... E. ve Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı davası ile Konya . Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı davasına ilişkin ilgili belge suretleri dosyamıza getirtilmiştir.
İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;
Dava, "Tespit ve Alacak" davasıdır.
Somut olayda ; davacı, davalı şirkete yatırdığı paraların iade edilmediğini, aralarında geçerli bir ortaklık sözleşmesinin kurulmadığını beyan ederek, davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ile yatırdığı paraların faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı taraf;
a) Görev itirazında bulunmuş ise de; şirket ortaklığına veya ortaklığın geçersiz olduğuna dayalı tespit ve alacak davaları ticaret mahkemelerinde görüldüğünden, davalı tarafın asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle yaptığı görev itirazı reddedilmiştir.
b) Arabuluculuk dava şartı yokluğu itirazında bulunmuş ise de, davanın açıldığı tarih itibariyle ve ayrıca hem ortak olunmadığının tespiti ve hem de alacak istenilmesi nedeniyle davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı belirlenmiş, aksi yöndeki itiraz reddedilmiştir.
c) Pasif husumet yokluğu itirazında bulunmuş ise de; davalı şirkete para yatırıldığı iddiasıyla ve haksız fiil hükümlerine göre şirket ve temsilcisinden talepte bulunulması nedeniyle pasif husumet yokluğu itirazları reddedilmiştir.
ç)Davacının hissesini dava dışı ...'a devrettiği iddiasıyla aktif husumet yokluğu itirazında bulunmuş ise de; 04/12/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının dava dışı ...'a hisse devrinin dışında başka hisselerinin de bulunduğu anlaşıldığından aktif husumet yokluğu itirazları da reddedilmiştir.
d) Hak düşürücü süre itirazında bulunmuş ise de; bu dava yönünden davaya uygulanması gereken hak düşürücü süre bulunmadığından hak düşürücü süre itirazları da reddedilmiştir.
e) 6100 s. HMK'nin 84/1. maddesi gereğince teminat itirazında bulunmuş ve 84/1. maddeye göre, "Türkiye’de mutad meskeni olmayan Türk vatandaşının dava açması" halinde teminat yatırılması gerekli ise de; davacı mirasçılarından en az birisinin UYAP Takbis kayıtlarının çıkartılması sonucu, Türkiye'de taşınmazının bulunduğu anlaşıldığından 6100 s. HMK'nin 85/1-b maddesi gereğince davacı tarafın teminat yatırmasının gerekmediği sonucuna varılmış, bu itirazlar da reddedilmiştir.
Yargılama sırasında, davalı şirketin ticaret sicili müdürlüğünden terkin edildiği belirlenmiş, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2012 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile ve sadece Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasındaki işlemlerle sınırlı olmak üzere ihya kararı verildiği, kararın 25/09/2013 tarihinde kesinleştiği, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2013 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile de sınırlama olmaksızın davalı şirketin ihyasına karar verildiği, kararın 22/102/13 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/03/2023 gün ve ... E. ... K. sayılı kararı, Konya BAM . HD'nin 22/09/2023 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuş, davalı şirketi Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. ve Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında temsil etmek üzere ...'in tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiş, karar 26/11/2024 tarihinde kesinleşmiştir.
Her iki davalının zamanaşımı itirazı yönünden yapılan değerlendirmede ise;
Davalı şirket tasfiye memuru ...'in 06/02/2025 tarihli cevap dilekçesiyle, diğer davalı ...'un da 22/05/2012 tarihli cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunduğu görülmüştür.
Yargılama içerisinde (özellikle davalılardan ...'un) zamanaşımı itirazı reddedilmiş ise de, Yargıtay . HD’nin 29.04.2024 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamı ile bu tür davalarda zamanaşımı itirazında bulunmanın hakkın kötüye kullanılması sayılacağı yönündeki genel uygulamalarından dönüldüğünden ve söz konusu içtihat dosya kapsamına da uygun görüldüğünden, Mahkememizin zamanaşımı itirazının reddine ilişkin önceki ara kararlarından dönülmüştür.
Yargıtay . HD’nin 29.04.2024 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre, "Uyuşmazlık, geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkindir… Davaların ilk açıldıkları ve şirketlere paraların yatırıldığı tarihlerde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince şirkete sermaye olarak verilen paralar geri istenemeyeceği gerekçesiyle davalar retle sonuçlanıyordu. Ancak yabancı ülkelerde mukim yatırımcıların, bulundukları ülke mahkemelerinde açtıkları davalarda tahsil hükmü almaları ve bu hükümlerin tanıma ve tenfiz yoluyla ülkemizde uygulanmasıyla birlikte yerli yatırımcıyla yabancı ülkelerdeki yatırımcı arasında ciddi eşitsizlik meydana gelmekteydi. Dairemiz, gerek bu adaletsizliğe son vermek gerekse şirket yetkililerinin izinsiz sermaye toplamak ve dolandırıcılık suçlarından mahkum olmalarını nazara alarak “para verenlerle şirket arasında ortaklık ilişkisi kurulmadığını ve bu nedenle iradesi fesada uğratılan yatırımcıların haksız fiil hükümleri çerçevesinde paralarını geri alabileceklerine dair” uygulamayı benimseme yoluna gitmişti. Bu arada benzer mahiyetteki birçok holding benzer mahiyette seri davalara muhatap olmuş, para yatıranların paralarını geri istemeleri ve bu yöndeki mahkeme kararlarının infazı neticesinde bu şirketlerin tamamen battıkları gözlemlenmiştir. Dava açmakta erken davrananlar, paralarını tamamen tahsil ederken, arkada kalanlar haczi kabil mal bulamadıklarından hiçbir şey elde edememe gibi bir sonuçla karşılaşmışlardır.
Neticede tüm bu hengamenin ortasında, halen faal olan şirketlerin yaşatılması ve gerek ortaklarının, gerekse bu şirketlere bağlı işletme ve fabrikalarda istihdam edilen iş gücünün mağduriyetlerinin önüne geçmek maksadıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi duruma el koyarak, hukuken meşru bir zemine çektiği şirketlere karşı açılan davalarla ilgili yürürlüğe koyduğu 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41 inci maddesi ile sermaye koyan tüm ilgilileri ortak kabul eden anlayışı benimsemiştir. Şüphesiz bu yasal düzenleme bir tasfiye düzenlemesiydi... Anayasa Mahkemesi 12.09.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 18.05.2023 tarihli ve ... E. ... K. sayılı iptal kararı ile gerek bu düzenlemeye ilişkin iptal başvurusunu kabul ederken gerekse bireysel başvuru kapsamında mülkiyet hakkının ihlaline karar verirken menfaat dengesinin yeterince gözetilmediğini, düzenlemenin küçük yatırımcının aleyhine sonuçlar doğurduğu tespitinden hareketle iptal ve ihlal kararları vermiştir...
Birbirleriyle benzer konumdaki binlerce küçük yatırımcıdan müteşekkil çok ortaklı bir şirkette “dileyen parasını geri çekebilir” mealindeki bir anlayışın, davalı şirketin de yok olan emsal şirketler gibi hayatiyetini devam ettirmesine imkan ve ihtimal bırakmayacağının idraki gerekirdi. Başvuran birkaç kişinin ferilere ilişkin mülkiyet haklarını koruyalım derken sair binlerce ortağın mülkiyet hakkının buharlaşmasına vesile olmak hukukun amaçladığı sonuçlardan biri olamaz. Kaldı ki hali hazırda sermaye koyma makbuzunu ibraz eden herkese değeri oranında hisse senedi verildiği ve şirketin borsaya kote olması hasebiyle ortak kalmak istemeyen kişilerin dilediği anda rayiç değer üzerinden hisselerini satarak nakde dönüştürebildiği bir ortamda hangi mülkiyet hakkının ihlal edildiği anlaşılamamıştır...
Dairemizin bu husustaki müstakar kararlarında belirtildiği üzere davalıların eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, cezanın üst sınırına göre ceza zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir."
6101 s. Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Sekli Hakkında Kanun'un 5/1. maddesine göre de, "(1) Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden önce islemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanasımı süreleri, eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder. Ancak, bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden baslayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düsürücü süre veya zamanasımı süresi dolmuş olur." Bu nedenle dava konusu ihtilafa (paranın en son tahsil edildiği tarihte yürürlükte olan) mülga 818 s. BK'nin 60. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Mülga 818 s. BK'nin 60/1-2. maddesine göre de haksız fiil halinde, "Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz.
Şukadar ki zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsi davaya da o müruru zaman tatbik olunur."
Mülga 765 s. TCK'nin 503/1. maddesine göre, "Bir kişiyi kandırabilecek nitelikte hile ve desiseler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlayan kişiye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve sağladığı haksız menfaatin bir misli kadar ağır para cezası verilir."
Mülga 765 s. TCK.nin 102/4. maddesine göre de, "Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene" geçmesiyle kamu davası ortadan kalkar."
Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve ... E. ... K. sayılı (ve benzer mahiyette 07.02.2024 gün ve ... E. ... K. sayılı) emsal içtihadına göre de, "Uzamış zamanaşımı süresi olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu kuralın dayanağı, somut olay bakımından 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesindeki “Müruruzamanın başlangıcı tamamiyle icra olunmuş cürüm ve kabahatler hakkında fiilin vukuu gününden… itibar olunur.” Hükmüdür. Öte yandan, aynı Kanunun 104. maddesinde zamanaşımının kesildiği haller için salt ceza davaları yönünden öngörülen ‘yarı oranında uzama’ kuralı, hukuk davalarında uygulanmaz."
Yargıtay . HD.nin 02.05.2014 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadına göre ise, "Kısmi dava açılmış olması halinde, zamanaşımı yalnızca açılmış olan kısım için kesilir, ek davanın da zamanaşımı süresi dolmadan açılması şarttır. Kısmi davada, zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için kesildiğinden ve geriye kalan meblağ için işlemeye devam ettiğinden ıslahla artırılacak olan miktar için de zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Aksi takdirde, karşı taraf, artırılan miktarın zamanaşımına uğradığını def’i olarak ileri sürebilir."
Yukarıda yazılı yasal düzenlemeler ve emsal Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde;
Davalı ...'nin (görevli ve yetkililerinin) haksız fiil teşkil eden eylemine uygulanması gereken 3 ayrı zamanaşımı süresi mevcuttur. Bunlar; (fiilin)zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak olan 1 yıllık, haksız fiil tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 10 yıllık ve ayrıca zarar verici eylemin suç teşkil etmesi halinde yine haksız fiil tarihinden itibaren uygulanacak olan uzamış ceza zamanaşımı (somut olayda 5 yıl) süresidir. Buna göre haksız fiil teşkil eden dava konusu ihtilafa, fail (parayı tahsil eden şirket) ve zarar veren fiil (para tahsil etme eylemi) biliniyorsa 5 yıl, sonradan öğrenilmişse 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmalıdır. Davacının para yatırdığı şirketi ve para tahsil eylemini sonradan öğrenmesi söz konusu olmadığından 5 yıllık zamanaşımı süresi esas alınmıştır.
Mahkememizce ayrıca, Yargıtay . HD'nin yukarıda yazılı görüşünün aksine, Yargıtay HGK’nun 07.02.2024 gün ve ... E. ... K. ve Yargıtay HGK’nun 16.04.2008 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihatları gereğince 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin yarı oranında uzama kuralının hukuk davalarında uygulanamayacağı (5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin 7,5 yıl olarak uygulanamayacağı) kabul edilmiştir.
Dosyada mevcut ve davacı tarafından davaya dayanak olarak sunulan 12/12/2001 tarihli tahsilat makbuzu gereğince, Mahkememizce de haksız fiil tarihinin 12/12/2001 olduğu kabul edilmiş, bu davanın açıldığı 12/12/2011 tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve her iki davalı tarafın cevap dilekçesiyle zamanaşımı itirazında bulunduğu görüldüğünden, davacının davasının her iki davalı yönünden zamanaşımı süresinin geçmesi nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay . HD’nin 11.07.2023 gün ve ... E. ... K. emsal içtihadına göre, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi halinde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirmiş davalı yararına hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekli ise de;
Yargıtay . Hukuk Dairesi, somut dava ile benzer uyuşmazlıklarda, davalıların zamanaşımını ileri sürmelerinin hakkın kötüye kullanılması olduğu görüşünü kabul etmiştir (Örneğin ; Yargıtay . HD.nin 02/10/2014 gün ve ... E. ... K., 03.04.2014 gün ve ... E. ... K., 30.05.2016 gün ve ... E. ... K., 29/09/2016 gün ve ... E. ... K., 05/04/2018 gün ve ... E. ... K., 07/05/2018 gün ve ... E. ... K. sayılı ilamları gibi). İlk derece mahkemeleri tarafından da bu uygulama uzunca bir süre aynen benimsenmiştir.
Yargıtay . HD.'nin 29.04.2024 gün ve ... E. ... K. sayılı emsal içtihadı ile zamanaşımı hakkındaki önceki uygulamasından dönülerek, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği görüşü kabul edilmiş ve Mahkememizce de gerek Yargıtay'ın gerekse ilk derece mahkemelerinin önceki görüş ve uygulamalarından dönerek yeni karar ve uygulamaya geçmelerinin hukuken mümkün olduğu sonucuna varılarak, güncel içtihatların derdest davalara uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Ancak, Yargıtay'ın ve ilk derece mahkemelerinin çok uzun süre istikrar kazanmış uygulamalarına güvenerek dava açan davacıların, bu tür davalar derdest iken yargı kurumlarının hukuki görüş değişikliği (ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar vermeleri) sonucu, ayrıca (karşı tarafın yaptığı) yargılama giderlerine ve vekalet ücretine mahkum edilmelerinin, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensiplerine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle Mahkememizce davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen, adalet ve hakkaniyet prensipleri ile hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik prensipleri gereğince davalı taraflar lehine vekalet ücreti ve davalılar lehine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Davacı ...'ın, 21/10/2023 tarihinde vefat ettiği gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edildiğinden, mirasçılarına tebligat yapılamamış ancak, gerekçeli karar başlığına mirasçıları davacı olarak eklenilmiş ve oluşan vicdani kanaat ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
1-Davacının davasının her iki davalı yönünden ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN GEÇMESİ NEDENİYLE REDDİNE,
2-Peşin alınan 1.951,15 TL. nispi karar ve ilam harcından, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL. maktu ret karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 1.335,75 TL. harcın istek halinde davacı mirasçıları olan davacılara eşit (1/4'er) oranda iadesine,
3-Davacı (ve davacı mirasçıları) tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacı mirasçıları avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacı mirasçıları üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar vekilleri için davalılar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-Davalı şirket tasfiye memuru ...'e, göreve başladığı 24/01/2025 tarihi ile bu kararın verildiği 08/10/2025 tarihi arasındaki dönem için aylık 500 TL.den toplam 3.750 TL. ücret takdiri ile tebligat giderlerinden sonra artan davacı avansından kalem tarafından derhal kendisine ödenmesine, ...'e ödenemeyen tasfiye memuru ücreti kalır ise kalan kısmın, davacı mirasçılarından müştereken ve müteselsilen alınarak davalı şirket temsilcisi ...'e verilmesine, ...'in bu amaçla icra takibi yapmakta muhtariyetine,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen ilgili taraflara (davacı tarafa isabet eden bedelin ise kendi içlerinde eşit oranda olmak üzere davacılara) iadesine,
Dair ; davacı vekili ile davalılardan Katra A.Ş. tasfiye memurunun yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, Konya BAM ilgili Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere ve oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2025
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...