Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi E.2022/2625 K.2024/303

🏛️ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/2625 📋 K. 2024/303 📅 19.02.2024

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2625
KARAR NO : 2024/303
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/10/2022
NUMARASI : 2022/620 Esas - 2022/1411 Karar
DAVACI : T. HALK BANKASI A.Ş. - ...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : TÜRKİYE HAYAT VE EMEKLİLİK A.Ş. -...
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVANIN KONUSU : Alacak (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 13/06/2022
KARAR TARİHİ : 19/02/2024
KR. YAZIM TARİHİ : 12/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Türkiye Halk Bankası A.Ş. Akyazı şubesi tarafından ...'a ... hesap numaralı kredi kullandırıldığını, ...'un vefat ettiğini, vefat sebebiyle ... numaralı poliçe kapsamında 13/06/2022 tarih itibariyle toplam 43.650,00-TL borcun ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizi, BSMV , KKDF ve yasal ferileri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı bankaya ödenmesini talep ettiğini, ...'un vefat ettiğinin tespit edilmesi üzerine davacı banka tarafından Halk Hayat ve Emeklilik A.Ş.'ye başvuruda bulunulduğunu, Halk ve Hayat Emeklilik A.Ş.'nin 29/08/2017 tarih 10986 sayılı yazısında "...'un ... numaralı poliçesinin başlangıç tarihi olan 14/11/2016 tarihinden önce Kalp ve Böbrek Hastalığının kendisine mevcut olduğunun" tespit edildiğini, söz konusu hastalığın sigortalanmadan önce teşhis edildiğini, sigortalı tarafından bilindiğini ancak davacı bankaya bir bildirim yapılmadığını, ...'un vefat ettiğinin tespit edilmesi ve sigorta şirketinin ödeme yapmaması nedeniyle söz konusu kredinin 25/09/2017, 25/10/2017 ve 27/11/2017 tarihlerinde ödenmesi gereken 711,99-TL tutarındaki 11.,12. Ve 13. Taksitlerin vadelerinde ödenmediğini, bunun üzerine davacı banka tarafından ...'un kanuni mirasçıları adına Akyazı Noterliği'nin 11/12/2017 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek söz konusu ihtarnamenin tebliğini izleyen "30 gün içerisinde belirtilen gecikmiş taksit tutarları ile söz konusu taksitlere vadelerinden itibaren 11/12/2017 tarihine kadar tahakkuk eden gecikme faizlerinin toplamının 855,65.-TL olduğunu, ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizi, KKDF ve BSMV ile birlikte ödenmesi aksi takdirde gecikmiş taksit tutarları da dahil olmak üzere 21.033,92 TL kalan anapara bakiyesi ve anapara bakiyesine işlemiş yasal kredi faizi ve ferilerinden oluşan 22.060,69.-TL alacağın muaccel hale geleceğini, muaccel hale getirilen alacağı tamamına borç tespit tarihinden, ihtarnamenin tebliğini izleyen 30 günlük sürenin sonuna kadar yasal kredi faizi, 30 günlük sürenin sonundan itibaren yasal kredi faizinin yüzde otuz fazlası oranında temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden hesaplanacak BSMV, KKDF vesair yasal ferileri ile birlikte yasal yollara başvurulacağı" ihtaren bildirildiğini, ihtarnamelere konu olan bedellerin ödenmemesi üzerine ...’un kanuni mirasçıları aleyhine Akyazı İcra Müdürlüğü'nün 2018/143 Esas sayılı takip dosyasında borcun tahsili için icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından belirtilen borç bedellerinin murisin hayat sigortasından tahsil edilmesi gerektiği gerekçesi ile takip dosyasına konu borçlara itiraz edildiğini, Akyazı İcra Müdürlüğü'nün 2018/143 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali için Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/76 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/76 Esas, 2021/132 Karar sayılı ilamında ...’a hayat sigortası yapıldığının sabit olduğunu, müvekkil Türkiye Halk Bankası A.Ş.’nin söz konusu sigorta poliçesinde daimi mürtehin sıfatına sahip bulunduğu bu itibarla müvekkil T. Halk Bankası A.Ş.’nin öncelikle hayat sigortası yapan sigorta şirketinden talepte bulunması gerektiği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiğini, bu itibarla Akyazı Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/76 Esas, 2021/132 Karar sayılı ilamı kapsamında fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davacı Türkiye Halk Bankası A.Ş. Akyazı Şubesi tarafından ...’a kullandırılan kredi borcunun ...’un vefat etmesi nedeniyle ... numaralı poliçe kapsamında 13.06.2022 tarihi itibariyle toplam 43.650,00.-TL borcun ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizi, BSMV, KKDF ve yasal ferileri ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sigortalı ...'un vefat tarihin 05/08/2017 olduğunu, dava tarihinin ise 13/06/2022 olduğunu, işbu dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, bu kapsamda davalı şirket, tazminat değerlendirmesine esas teşkil eden rizikoyla ilgili belgelerin ulaşması akabinde, yasal süre içerisinde tazminat dosyasını sonuçlandırdığını, mirasçılara 29/08/2017 tarihinde tazminat ret bildirimini ilettiğini, davacı tarafça açılan işbu dava alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık süre içerisinde açılmadığını, dava konusu talep zamanaşımına uğradığını ayrıca Sağlık Beyan Formları'nda "Kalp hastalığı, kanser, kronik böbrek yetmezliği, siroz ve aids hastalıkları ile ilgili ameliyat veya tedavi oldunuz mu?" sorusuna ... tarafından "Hayır" cevabının verildiğini ve buna ilişkin bahse konu formda ...'un imzası bulunduğunu ve dava konusu olayda ...'un poliçe tanzim edilmeden önce mevcut olan ve tedavisine başlanmış kalp ve böbrek hastalığını davalı şirkete bildirmediğini, beyan etmiş ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "Türk Ticaret Kanununun 1420. maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi genel nitelikli temel süredir. Zarar sigortalarında sigorta tazminatı, can sigortalarında sigorta bedeline ilişkin talepler açısından daha uzun zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 1420.maddesinde yer alan hükümle sorumluluk sigortalarında zamanaşımını düzenleyen 1482.maddesi hükmü saklı tutulmuştur. Görüldüğü gibi kanun koyucu zamanaşımı sürelerini uzatmaya çalışmakta, hak kayıplarının önüne geçmeye çalışmış, İki yıllık zamanaşımını altı yıla çıkarmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda, sigorta sözleşmelerinden kaynaklanan taleplerin zamanaşımına uğrayacağı sürelerle ilgili olarak TTK.m. 1420 ve TTK.m.1482 hükümlerinde yeni düzenlemeler getirilmiştir TTK.m. 1420’de zamanaşımı sürelerine ilişkin düzenlemeler, açık değildir ve yoruma açıktır. Farklı şekillerde yorumlanmaya ve farklı içtihatların çıkmasına yol açabilecek niteliktedir, davamızda yasanın amacına uygun olarak geniş yorum yapılması ve davanın esası hakkında inceleme yapılarak davamızın kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "davacının istinaf talebi haksızdır ve hukuka uygun değildir. Müvekkil şirket, tazminat değerlendirmesine esas teşkil eden rizikoyla ilgili belgelerin ulaşması akabinde, yasal süre içerisinde tazminat dosyasını sonuçlandırmış ve mirasçılara 29.08.2017 tarihinde tazminat ret bildirimini iletmiştir. Davacı tarafça açılan işbu dava alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren iki yıllık süre içerisinde açılmamıştır. Davanın kabulü anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu talep zamanaşımına uğramıştır (Yargıtay 17. HD 2014/20721 E., 2017/3436 K. Sayılı ilamı), sigortalı, sigorta öncesinden gelen kalp ve böbrek hastalığını, kendisine bu hususta sağlık beyan formlarında soru sorulmasına rağmen şirketimize bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davranmıştır. TTK 1436. Maddesinde açıkça soru sorulmuş olması halinde, sorulan sorular dışında kalan hususlara dair sigorta ettirene hiçbir sorumluluk yüklenemeyeceği belirtilmekle birlikte, kasten ve kötü niyetle önemli bir hususun saklanması ise istinai bir hal olarak madde metninde düzenlenmiştir. Bu nedenle Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları ilgili hükümleri gereğince, söz konusu sigorta tazminatının ödenmesinin ve herhangi bir prim iadesi yapılmasının hukuken mümkün değildir. Türk Ticaret Kanunu ve Hayat Sigortaları Genel Şartları ilgili hükümleri gereğince, söz konusu sigorta tazminatının ödenmesinin ve herhangi bir prim iadesi yapılmasının hukuken mümkün değildir" beyanı ile davacı yanın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarih, 2022/620 Esas - 2022/1411 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; alacak istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacı Türkiye Halk Bankası A.Ş. Akyazı şubesi tarafından ...'a ... hesap numaralı kredi kullandırıldığı, ...'un vefat ettiği, vefat sebebiyle ... numaralı poliçe kapsamında 13/06/2022 tarih itibariyle toplam 43.650,00.-TL borcun ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizi, BSMV, KKDF ve yasal ferileri ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesi için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (6102 sayılı TTK’nın 1420.maddesi)
Eldeki davada; dava dışı müteveffa ...’un davacı bankadan kullandığı tüketici kredisi nedeniyle, kullanılan kredinin davalı bankaca hayat sigortası ile sigorta ettirildiği, davacının dain mürtehin olduğu, rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle ödenmeyen kredi borcunun davacı tarafından sigortacı olan davalıdan tahsilinin talep edildiği, davalı tarafından cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulduğu, 6102 sayılı yasanın 1420.maddesinde; Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar ifadesinin yer aldığı, aynı yasanın 1427.maddesinde; sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan can sigortalarında on beş gün sonra muaccel olacağının düzenlendiği, somut davada; davacı banka tarafından davalıya bu kapsamda ihbarda bulunulduğu, davalı sigortanın 29.08.2017 tarihli cevabı ile talebi reddettiği, dolayısıyla tazminat talebinin muaccel hale geldiği, bu tarihten itibaren 6102 sayılı yasanın 1420.maddesindeki iki yıllık zamanaşımı süresinin başladığı, eldeki davanın ise 13.06.2022 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davanın iki yıllık zamanaşımı süresinden sonra açıldığı, ilk derece mahkemesince davacı vekilinin ön inceleme aşamasındaki beyanı da nazara alındığında, arada zamanaşımını kesen bir durumun olmadığı, mirasçılar hakkında açılan takip ve davanın davalı yönünden zamanaşımını kesmeyeceği, ayrıca ilgili davanın da 19.02.2019 tarihinde açıldığı nazara alındığında, bu tarihten sonra da dava tarihine kadar iki yıllık sürenin yine dolduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince talebin zamanaşımına uğradığı kanaatiyle davanın reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Öte yandan, davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk son tutanağı tanzim edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13, 18/14 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. maddeleri, 6100 sayılı HMK'nın 297-(1)-ç), 326. maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle, arabuluculuk ücretinin devlet tarafından ödenen kısmı belirlenerek davanın niteliğine göre haksız olan taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına dair bir karar verilmesi gerekirken bu yönde karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında; tarafların ve vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
1- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2022 tarih, 2022/620 Esas - 2022/1411 Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a-Davanın zamanaşımı nedeniyle REDDİNE,
b--Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 80,70-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 664,74-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
c-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 9.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
d-6325 sayılı HUAK'ın 18/A-11 maddesi uyarınca, suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00-TL arabuluculuk giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
e-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
2- İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
b-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 346,90 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
f-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/02/2024
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-...
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*