Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1487 K.2025/2757
1. Hukuk Dairesi 2025/1487 E. , 2025/2757 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1589 E., 2024/1870 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akçadağ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/106 E., 2024/147 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Malatya ili, .... ilçesi, .... köyünde bulunan 134 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mera olarak vasıflandırıldığını ancak davacıların taşınmazın bir kısmına kadimden beri malik sıfatıyla zilyet olduklarını, 1983 yılında 1 adet, 1990 yılında ise 2 adet ev yaptıklarını, ayrıca taşınmazda davacıların diktiği 30 yıldan daha yaşlı ağaçlar bulunduğunu, bu hususta Akçadağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/46 değişik iş sayılı delil tespiti davasının açıldığını ve iddiaların ispatlandığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptaliyle davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, meraların zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını, zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde imar-ihyaya ilişkin yeterli açıklama bulunmadığını, davacı tarafın aktif husumet ehliyetinin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, meraların zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını, zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastrodan önceki sebebe dayandığı, davaya konu taşınmazın kadastro tutanağının 30.12.1974 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, mera vasfındaki taşınmazın imar-ihya yoluyla kazanımının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu 134 ada 40 parsel sayılı taşınmazın 1081 parselden geldiği, 1081 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 31.12.1974 tarihinde kesinleştiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde taşınmazın kadimden beri davacılar tarafından kullanıldığını belirtmiş olmakla kadastro öncesi nedenlere dayalı olarak 14.09.2023 tarihinde dava açtığı, 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davanın kadastro sonrası nedene dayandığının kabul edilmesi halinde de tapuya kayıtlı yer için zilyetliğe dayalı dava açılamayacağının kabulünün gerektiği, sonuç itibarıyla Mahkemece davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dosya içerisinde mera komisyon kararı bulunmadığnı, kadastro işlemlerinin hangi tarihte yapıldığına dair bir belgenin getirtilmediğini, yalnızca tapulama tutanağına dayanılarak hüküm kurulduğunu, taşınmazın tapu kaydına göre kadastro işlemlerinin kesinleşme tarihinin 10.02.2024 olduğunu, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığını, Mahkemece keşif yapılarak yöntemince mera araştırması yapılmadığını, delillerin toplanmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; kök 1081 parsel sayılı 502.800 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın kadimden beri mera olduğu belirtilerek 23.10.1974 tarihinde mera vasfıyla sınırlandırıldığı, tespitin itiraz edilmeksizin 31.12.1974 tarihinde kesinleştiği, 10.02.2014 tarihinde kesinleşen yenileme çalışmaları neticesinde taşınmazın 134 ada 40 parsel numarası ile mera vasfıyla tescil edildiği, davanın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak 14.09.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.