Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1609 K.2025/2803
1. Hukuk Dairesi 2025/1609 E. , 2025/2803 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/96 E., 2022/48 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davalı ..., asıl davada dahili davalı ... vekili ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz Yamansaz 1. derece doğal sit alanında ve Yamansaz Bataklığı sahasında kaldığı halde 1957 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın tespitine esas tapu kaydının gayrisabit hudutlu olduğunu, tapu kaydı miktar fazlasının sazlık ve bataklık yerlerden olduğunu, bu nedenle zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek 802 parsel sayılı dava konusu taşınmazın sazlık ve bataklık olan tapu kayıt miktar fazlasının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar ... ve müşterekleri vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkillerinin kadastro tespitinden çok daha öncesinde de taşınmazı zilyet ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Asıl davada dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, sürenin hesabında Devlet-vatandaş ayrımı yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın, çevresindeki bir çok parsel gibi uzun zaman önce ıslah edildiğini, kamu mallarından da olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
4. Bir kısım davalılar ve dahili davalılar aşamalardaki beyanlarında, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.06.2009 tarihli ve 2006/119 Esas, 2009/263 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre, eldeki davanın kadastro öncesi nedene dayalı olarak açıldığı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 21.03.1958 tarihinden, eldeki davanın açıldığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davalarda davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 27.05.2019 tarihli ve 2016/9013 Esas, 2019/3878 Karar sayılı kararıyla; 5841 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 21.06.1987 tarihli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen “bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut devlet veya diğer Kamu Tüzel Kişileri dahil, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır” cümlesi ve 5841 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile 21.06.1987 tarihli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen Geçici 10. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararıyla iptal edildiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararında değinilen, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.11.1988 tarihli ve 1/825-954 sayılı, 24.03.1999 tarihli ve 1/170-167 sayılı kararlarında, “Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler, bu nitelikleri itibariyle yasama organının serbestçe düzenlenmesine açık yerlerden değildirler. Yasama organı çıkaracağı yasalarla, söz konusu taşınmazların bu niteliklerini koruyucu yönde düzenlemede bulunmak zorundadır; zira Anayasa hükümleri yasa koyucunun yetkilerini ve düzenleme alan ve sınırlarını belirleyici hükümlerdir. Bu itibarla 3402 sayılı Yasa'nın devletle kişiler arasındaki uyuşmazlıklara ve davalara son vermek amacıyla Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bu niteliklerini ortadan kaldıracak yönde yoruma elverişli olarak çıkarıldığını benimseme olanağı yoktur. 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin, Hazinece açılan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer iddiasına dayanan davalarda dava koşulu olarak ele alınıp değerlendirilemeyeceği, işin esasına girilip dava konusu taşınmazın gerçek niteliğinin, daha açık bir anlatımla özel mülkiyete konu olup olmayacağının tespit edilmesinden sonra bu yönde bir karar verilmesi gerektiği; yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ortaklaşa kabul edilen bir kural haline geldiği” hususlarının vurgulandığı, bu açıklamalar ışığında, özel mülkiyete konu olmaması gereken Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyılar ile ormanlar yönünden dava açmanın mevcut yasal durum itibariyle süreyle sınırlandırılmadığının kabulünün zorunlu olduğu, eldeki davada, davacı Hazinenin iddialarının yöntemince araştırılıp işin esasına girilmesi gerektiği halde, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, tapu maliklerinden ölü ... mirasçılarından ölü ... mirasçılarının yöntemince davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmamasının da isabetsiz olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.
2. Mahkemenin 09.02.2022 tarihli ve 2020/96 Esas, 2022/48 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca taraf teşkilinin sağlandığı, dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın Yamansaz Bataklık Gölü içerisinde kaldığı, taşınmazın tespitine esas tapu kaydının gayrisabit hudutlu olduğu, tapu kayıt miktar fazlasının ise sazlık ve bataklık vasfında olduğu, bu nedenle zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 27968 ada 44 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi bilirkişiler ....n ve .... tarafından düzenlenen 26.04.2021 tarihli krokili raporda (A) harfi ile gösterilen 74.444,05 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davalı ... temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapu kayıt miktar fazlası yönüyle yapılan incelemenin yetersiz olduğunu, Mahkemece eski tapu kayıtlarının dosya arasına alınmadığını, öte yandan tapu kayıt miktar fazlası olarak kabul edilen taşınmaz bölümünün sazlık ve bataklık olduğuna dair tespitin de yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Asıl davada dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapu kayıt miktar fazlası yönüyle yapılan incelemenin yetersiz olduğunu, Mahkemece eski tapu kayıtlarının dosya arasına alınmadığını, öte yandan tapu kayıt miktar fazlası olarak kabul edilen taşınmaz bölümünün sazlık ve bataklık olduğuna dair tespitin de yerinde olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, tapu kayıt miktar fazlası yönüyle yapılan incelemenin yetersiz olduğunu, Mahkemece eski tapu kayıtlarının dosya arasına alınmadığını, öte yandan tapu kayıt miktar fazlası olarak kabul edilen taşınmaz bölümünün sazlık ve bataklık olduğuna dair tespitin de yerinde olmadığını, aksi halde tapu kayıt miktar fazlası yönüyle taşınmazın rayiç bedelinin tespit edilerek müvekkillerine verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. Antalya ili, .... ilçesi, .... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 802 parsel sayılı 212.250,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle sazlık ve bataklık vasfıyla ... ve müşterekleri adına tespit ve tescil edilmiş; daha sonra taşınmaz kayden satış ve irsen intikal suretiyle ... ve müşterekleri adına tescil edilmiş; 2011 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda taşınmaz 27968 ada 44 parsel numarasıyla ve 212.339,05 metrekare yüz ölçümlü olarak tescil edilmiştir.
3. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı ..., asıl davada dahili davalı ... vekili ile birleştirilen davada davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Asıl davada davalı ..., asıl davada dahili davalı ... vekili ile birleştirilen davada davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 534,70'er TL bakiye onama harçlarının temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.