Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1457 K.2025/2755
1. Hukuk Dairesi 2025/1457 E. , 2025/2755 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/28 E., 2024/1677 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/520 E., 2022/519 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 8976 ada 24 parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla sınırlandırıldığını ancak taşınmazın mera vasfında olmadığını, yöre halkı tarafından onlarca senedir fiili taksimi yapılarak imar-ihya edilen bir zeytinlik olduğunu, taşınmazın 1.000 m2’lik kısmının davacının murisi tarafından 50 sene boyunca ihya edildiğini, geriye dönük olarak 50 yıldır da davacı tarafından kullanıldığını ve zeytin ağaçlarının arasında ekim yapıldığını, dava konusu taşınmaz hakkında daha önce şahıslar adına tescil kararlarının verildiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1.000 m2’lik kısmının davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı İdarenin husumetinin bulunmadığını, taşınmazın kazanmaya elverişli nitelikte olmadığını, davanın süresinde açılmadığını, zilyetlik koşullarının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, taşınmazın imar planı kapsamında olduğunu, zilyetlik koşullarının oluşmadığını, taşınmazın özel mülkiyete elverişli olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın Mera Kanunu’nun 13. maddesinde öngörülen süre içerisinde açılmadığını, davacının mülkiyet hakkı bulunmayıp kullanıcı olduğu iddiasında bulunması nedeniyle mera tahsisinin iptali hususunda dava açma ehliyetinin bulunmadığını, davaya konu taşınmazın kamu malı statüsünde olması nedeniyle davada hukuki yarar bulunmadığını, adli yargının görevli olmadığını, taşınmaz üzerinde kazandırıcı zamanaşımı ile mülkiyet edinilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; keşif sırasında zeminde imar-ihyanın tamamlandığı ve davacı tarafça iyi niyetli malik olmak iradesiyle ekonomik amaca uygun kullanıldığı tespit edilmiş ise de davaya konu taşınmaz bölümünün evvelden itibaren mera vasıflı olduğu ve mera niteliğindeki taşınmazların TMK'nın 713. maddesindeki şartlar ile özel mülkiyete konu edilemeyeceği, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastrodan önceki sebebe dayandığı, davaya konu 8976 ada 33 parselin 476 parselin ifrazı ile oluştuğu, kök 476 parselin 28.12.1976 tarihinde 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre 02.09.1943 tarih ve 4 sıra numaralı tapu kaydı dayanak alınarak mera niteliğiyle Ilıca Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilerek 20.12.1977 tarihinde itirazsız kesinleşip özel siciline tescil edildiği, davanın 26.08.2021 tarihinde 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süreden sonra açıldığı, davanın bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, istinaf başvurusunun hükmün gerekçesine yönelik kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına, yeniden esasa ilişkin hüküm kurularak davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mülkiyet hakkına dayanan dava hakkında Mera Kanunu’nda herhangi bir hak düşürücü süre bulunmadığını, taşınmazın hiçbir zaman mera vasfında olmadığını, 1940'lı yıllarda davacının murisi tarafından muhtar senedi ile satın alınarak kullanıldığı hususunun dosyadaki beyanlarla anlaşıldığını, taşınmazın başka kısımlarının hükmen ifraz edilerek özel mülkiyete konu edildiğinin sabit olduğunu, davanın mülkiyet hakkına dayalı mera vasfının iptali amacıyla ikame edildiğini, taşınmazın ölçü krokisinde de 66 numaranın davacının babası .... adına yazıldığını, mera kararından önce de taşınmazın davacının murisi tarafından kullanıldığını, verilen kararın kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; 476 parsel sayılı 98.150 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın tapu kaydına dayalı olarak mera vasfıyla 28.12.1976 tarihinde Ilıca Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 20.12.1977 tarihinde itirazsız olarak kesinleştiği, bilahare hak düşürücü süre içerisinde şahıslarca genel mahkemede açılan davalar nedeniyle taşınmazın birden fazla kez ifraz edildiği, davaya konu 8976 ada 24 parselin 476 parsel sayılı taşınmazın ifrazından geldiği ve 25.12.2013 tarihinde kesinleşen yenileme çalışmaları sonucunda Köy Tüzel Kişiliği adına mera vasfıyla tescil edildiği, daha sonra hükmen yapılan ifraz işlemleri neticesinde davaya konu taşınmazın 8976 ada 33 parsel sayısı ile tescil edildiği, eldeki davanın imar-ihya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve irsen intikale dayanılarak 26.08.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL
bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
.29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.