Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1427 K.2025/2856

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1427 📋 K. 2025/2856 📅 29.05.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1427 E.  ,  2025/2856 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/483 E., 2025/37 K.
Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ve tespit harici bırakılan 6.500 m² yüz ölçümlü taşınmazın 50 yılı aşkın zamandan beri malik sıfatı ile zilyedi olduklarını, taşınmazı murislerinden devraldıklarını ve dava konusu yerin imar ve ihyasının davacıların murisi tarafından 50 yıl önce yapıldığını ileri sürerek taşınmazın davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; taşınmazın ırmak yatağında olması nedeniyle kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakıldığını, dava konusu taşınmazın Yeşılırmağın sedde içerisine alınması sonucu ortaya çıkan taşınmazlardan olduğunu, seddenin yapım tarihinden itibaren zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığının tespit edilmesi gerektiğini, zilyetlik koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15.07.2014 tarih ve 2013/338 Esas, 2014/883 Karar sayılı kararı ile; davacılar lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 28.03.2014 havale tarihli raporun krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.776,80 m² yerin aynı ada içerisinde son parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına, (B) harfi ile gösterilen 3.414,19 m² yerin aynı ada içerisinde sondan bir sonraki parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 28.12.2015 tarih, 2015/838 Esas, 2015/16318 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın bulunduğu Bakışlı Köyü Tüzel Kişiliği davaya dahil edilerek husumetin yaygınlaştırılması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması ve tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, ayrıca 4721 sayılı Kanun'un 713/4 ve 5. maddelerine göre gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla üç defa ilan yapılması gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 05.07.2018 tarih, 2016/114 Esas, 2018/301 Karar sayılı kararı ile; davacılar lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu, dava konusu taşınmazın ... köyünde değil, ... köyünde olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile .... Köyü yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.11.2020 tarih, 2018/5209 Esas, 2020/5037 Karar sayılı kararı ile; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmak için yeterli olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 10.03.2022 tarih ve 2021/71 Esas, 2022/130 Karar sayılı kararıyla; dava tarihinden geriye doğru yaklaşık otuz yıldır dava konusu taşınmazlarda tarımsal faaliyet yürütüldüğü, yaklaşık otuz yıl öncesinden imar ve ihya çalışmalarının tamamlanmış olduğu, yirmi yıllık zilyetlik süresinin davacılar lehine eklemeli zilyetlik yoluyla dolduğu, dava konusu taşınmazın Bakışlı köyünde değil, Kılıçlı köyünde olduğunun tespit edildiği gerekçesi ile ... köyü yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne, 11.11.2021 havale tarihli rapor ve eki krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.615,14 m²'lik yerin davacı ... adına, (B) harfi ile gösterilen 3.555,40 m²'lik yerin davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 07.02.2024 tarih ve 2022/4298 Esas, 2024/925 Karar sayılı kararıyla; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazın 1965 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı, kural olarak nehrin aktif yatağını terk etmesi ve yasalarda belirtilen diğer kazanma koşullarının oluşması halinde tescilinin mümkün olabileceği, ancak nehrin aynı yataktan debisi azalmış olarak akmaya devam etmesi, taşınmazın nehrin taşkın sahası kapsamında kalması gibi durumlarda taşınmazın halen nehir yatağı niteliğinde olduğunun kabulü gerekmekte olup anılan nitelikteki taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olmadığı, 28.09.2017 tarihli harita mühendisi tarafından düzenlenen raporda 1963 ve 1986 yıllarına ait hava fotoğraflarında taşınmazın ırmak yatağında kaldığının belirtildiği, 15.05.2018 tarihli ek raporda ise 1986 yılına ait hava fotoğrafında krokide (A1) harfi ile gösterilen 1.659,88 m2lik kısmın ırmakta, (A2) harfi ile gösterilen kalan kısmın ırmak yatağında kaldığının; krokide (B1) harfi ile gösterilen kısmın ağaçlık amaçlı kullanıldığı, (B2) ile gösterilen kısmın ırmakta kaldığı, (B3) harfi ile gösterilen kısmın ağaçlık amaçlı kullanıldığı ve (B4) harfi ile gösterilen kısmın ırmakta kaldığının tespit edildiği, 02.11.2020 tarihli bozma kararından sonra düzenlenen 18.01.2022 tarihli raporda ise 1972 yılında (A) ve (B) harfi ile gösterilen alanların işlenmediğinin, 1986 yılında (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısımlarda tarımsal amaçlı ağaç yetiştirildiği ancak (B) harfi ile gösterilen kısmın kuzey bölümünün ırmakta kaldığının belirtildiği, mahalli bilirkişi ...’ın ırmak taştığında suyun tarlalara geldiğini ve ırmağın 10 senedir taşmadığını; mahalli bilirkişi ...’nun da sedde yapılmadan su taşkını olduğunu ifade ettiği ve DSİ’nin 13.02.2002 tarihli cevabında Yeşilırmak ıslah çalışmalarına 1990 yılında başlandığının bildirdiği hususları birlikte değerlendirildiğinde sedde çalışmasından önce taşınmazın nehrin taşkın sahası ve etki alanında olduğu ve bu nitelikteki bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla iktisabının mümkün olmayacağı; öte yandan, DSİ’nin,13.02.2002 tarihli cevabında Yeşilırmak ıslah çalışmalarına 1990 yılında başlandığını bildirdiği ve davanın 27.09.2013 tarihinde açıldığı hususu birlikte değerlendirildiğinde dava tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı sonucuna varıldığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Bozma Kararına Uyularak Verilen Temyize Konu Karar
Bozmaya uyan Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her ne kadar bozma ilamı öncesinde dava konusu taşınmaz hakkında zilyetlik ile kazanma şartlarının gerçekleştiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde kalan Yeşilırmak ıslah çalışmalarının 1990 yılında başladığı, öncesinde ise taşınmazın nehrin taşkın sahası ve etki alanında kaldığı, dolayısıyla bu nitelikte bir taşınmazın zilyetlik yolu ile kazanılmasının mümkün olmadığı ve dava tarihi 27.09.2013 tarihi itibariyle de dava tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin tamamlanmamış olduğu gerekçesiyle Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07.02.2024 tarih ve 2022/4298 Esas, 2024/925 karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekilinin karar düzeltme talebi de Dairenin 03.12.2024 tarih ve 2024/4865 Esas, 2024/6603 Karar sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, 1986 yılında taşınmazın fiilen tarım alanı olarak kullanıldığına dair bilirkişi raporu varken DSİ'nin seddesi öncesi 1976 yıllarında Almus Barajı yapılınca bu alanı ırmağın basmadığı, DSİ seddesinin sadece daha geniş ırmak alanını sınırlandırma amacı taşıdığı gözetilmeden afaki değerlendirmeler ile davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yerel Mahkemece bozma öncesi verilen kararda davanın kabulüne karar verilmiş olup aksi yönde verilen kararın hatalı olduğunu, tüm yönleriyle davanın ispatlandığını ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu taşınmazın 1965 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde, hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Tokat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
29.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.