Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1341 K.2025/2033

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1341 📋 K. 2025/2033 📅 16.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1341 E.  ,  2025/2033 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/954 E., 2022/1132 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozluk Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/148 E., 2022/41 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; Batman ili, Kozluk ilçesi, ... köyünde yapılan tapulama sırasında adına tescil edilen 28 parsel (yeni 127 ada 1 parsel) sayılı taşınmazın yüz ölçümünün eksik belirlendiği iddiasıyla, taşınmazın yüz ölçümünde meydana gelen bu eksikliğin tespiti ve belirlenecek gerçek yüz ölçümü esas alınarak adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: dava dilekçesinin usule aykırı düzenlendiğini, iddianın genişletilmesi mahiyetindeki taleplere muvafakatlerinin olmadığını, davacının iddialarının tapu kayıtları ve eki belgeler ile uyumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davacının 23.06.2021 tarihli celsedeki beyanları ve keşifte yer göstermesi sonucu düzenlenen 13.09.2021 tarihli fen bilirkişi raporuna göre davacının talebinin 129 ada 4 parsel, 126 ada 1 parsel ve 128 ada 1 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kalan taşınmaz bölümleri ile yol olarak sınırlandırılan alanı kapsadığı, davacı adına kayıtlı taşınmazın ilk tesis kadastrosu tespit tutanağının 22.06.1976 tarihinde, hak iddia ettiği 126 ada 1 parsel (eski 26 parsel) sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosu tespit tutanağının 22.06.1976 tarihinde, 129 ada 4 parsel (eski 295 parsel) sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosu tespit tutanağının 1984 tarihinde ve 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosu tespit tutanağının 22.06.1976 tarihinde kesinleştiği, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten, davanın açıldığı 27.12.2016 tarihine kadar Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği; öte yandan davacının üzerinde hak iddia ettiği taşınmazların dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu, davalı olarak gösterilmeyen kişilerin ıslah ile davaya dahil edilemeyeceği belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının adına kayıtlı olan eski 28, yeni 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1976 yılında, eski 295, yeni 129 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 1984 yılında, eski 26, yeni 126 ada 1 parsel sayılı ve eski 14, yeni 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazların 1976 yılında tapulama sonucu tapuya tescil edildiği, davanın ise 2016 yılında açıldığı, davacının TMK'nın 713. maddesi uyarınca tescil davasına ilişkin bir anlatım ve iddiası olmadığı gibi davada yer alması gereken yasal hasımların (ilgili tüzel kişiliklerin) davada yer almadığı, davacı tarafça uyuşmazlığın tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğunun açıkça bildirildiği, hal böyle olunca çekişmeli taşınmazların tutanaklarının kesinleştiği tarih itibariyle davanın açıldığı tarihe kadar Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, davacının hak iddia ettiği taşınmazların dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu, dava açılırken davalı olarak gösterilmeyen kişilerin ıslah ile davaya dahil edilemeyeceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı mirasçısı ... temyiz dilekçesinde; 127 ada 1 parsel sayılı (eski 28 parsel) taşınmazın kendisini bildiğinden beri 60 yılı aşkındır zilyetlik ve tasarruflarında olduğunu, taşınmazın kadimden bu yana zeminde aynı sınırlar içerisinde kullanıldığını, ne var ki yüz ölçümünün eksik tespit edildiğini, 1950 yılına ait haritalarda dava konusu taşınmaz bölümlerinin babası ...'a ait araziye dahil olduğunun açıkça belli olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen yerlerin kendi taşınmazlarına eklenmesini talep ettiklerini, ancak hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro sırasında öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucunda Batman ili, Kozluk ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 28 parsel sayılı 13.200 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, taşınmazının miktarının eksik tespit edildiği iddiasına dayanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesine dayalı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi gereğince herhangi bir işlem yapılmadığı, bu nedenle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 12.11.2020 tarihli, 2020/802 E., 2020/492 K. sayılı kararı ile "çekişmeli taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi gereğince düzeltme talebi olmadığı gibi re'sen yapılmış düzeltme işlemi de bulunmamasına, HMK'nın 31. maddesi kapsamında davacıya talebini açıklatmak ve davacının yargılama sırasındaki beyanlarını da dikkate almak suretiyle davanın niteliğini belirleme görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olmasına, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre davacının istinaf sebeplerinin esastan reddine'' karar verilmiş, uyuşmazlık son olarak Kozluk Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/148 Esasına kaydedilmiş, yapılan yargılama sonucunda davanın usulden reddine dair yukarıdaki karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusu esastan reddedilen davacı mirasçısı tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı mirasçısı ... tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı mirasçısı ...'ın temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının hükmü temyiz eden davacı mirasçısından alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.