Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3285 K.2025/2013

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/3285 📋 K. 2025/2013 📅 15.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2023/3285 E.  ,  2025/2013 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/853 E., 2022/2156 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çerkezköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/152 E., 2021/165 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli ve adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; adli yardım talebi kabul edilerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Av. ... ile temyiz edilen davacılar vekili Av. ... geldiler, duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; muris ...’nın maliki olduğu 927 ada 204, 205 ve 206 parsel sayılı taşınmazları mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla torunu ...'e satış göstermek suretiyle devrettiğini, murisin Devlet Demir Yollarından emekli olup emekli maaşı olduğunu, tarlalardan icar geliri bulunduğunu, satış bedeli olarak gösterilen değerler ile taşınmazların gerçek değeri arasında fahiş fark olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı vekili (davalı küçük olduğundan velayeten anne ve babası tarafından tayin edilen); dava konusu taşınmazların baba ...’nın maliki olduğu 927 ada 208 parsele bitişik olduğunu, bedeli ödenerek satın alındığını, murisin paraya ihtiyacı olduğunu, tombalacılık yaptığını, yakınlarına borç verdiğini ve borçlarını alamadığından zor duruma düştüğünü, taşınmazları satmak zorunda kaldığını, bedelin nakit olarak ödendiğini, bankadan yatırma zorunluluğu olmadığını, ...’nın doktor olduğunu anne ... yüklü miktarda ziynet eşyası bulunduğunu, alım güçleri olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 13.12.2019 tarihli kolluk tutanağına göre davalıların taşınmazları alım gücünün olduğu, dinlenen tanıkların murisin ölmeden evvel bir senelik süreçte bakıma muhtaç olduğu, davalılar ve dava dışı kızı ... tarafından bakıldığı, murisin taşınmazları ile oğlu ...'nın ilgilendiği, tarım ve hayvan işinde oğlunun muris ile birlikte çalıştıkları, murise maddi ve manevi destek olduğu, murisin taşınmazları devretmeden önce davalılardan para aldığı, davalıların düğünde kendilerine takılan altınların bozdurularak murise verdikleri, bunun karşılığı olarak murisin taşınmazları torununun üzerine devrettiği, devrin bedel karşılığı olduğu, murisin başka taşınmazları da olup mal kaçırma kastının bulunmadığı, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin tek oğlundan olan torununa taşınmazları devrettiği, kızlarına taşınmaz temlik etmediği, oğlunun yurt dışı eğitim masraflarını karşıladığı, ödemenin ispat edilemediği, ödendiği iddia edilen bedelin terekeden çıkmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-b.2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; murisin eşinin satışı doğruladığını, ...’nın doktor olup eşinin de altınları bulunduğunu, satın alacak güçleri olduğunu, murisin başka taşınmazları da bulunduğunu, kolluk araştırmasında alım güçleri olduğunun ispat edildiğini, murisin tüm bakım ve ihtiyaçları ile ilgilendiklerini, eğitim masraflarının muris tarafından karşılanmasına ilişkin gerekçenin yerinde olmadığını, ebeveynlik görevi olduğunu, eşine dostuna verdiği borç paraların iade edilmediğini, murisin ekonomik durumunun kötüleşmesi ile sıkıntıya girdiğini tombalacılık yaptığını, kendilerine araba almadığını, devrin makul oranda olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçeli
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris 1943 doğumlu ...’nın 20.08.2018 tarihinde öldüğü, geride eşi ... ile müşterek çocukları davacılar ..., ..., ... ve ... ile dava dışı ... ve ...’nin mirasçı olarak kaldığı, davalı 19.02.2009 doğumlu ...’in murisin oğlu ...’nin kızı olduğu, dava konusu 927 ada 204 parsel(eski 771 parsel) 5.068,72m2 miktarlı tarla, 927 ada 205 parsel(eski 778 parsel) 19.534,91m2 miktarlı tarla, 927 ada 206 parsel(eski 773 parsel) 2.731,19m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazlar ve dava dışı 770 ve 1161 parsel sayılı taşınmazın tamamı muris adına kayıtlı iken 09.06.2009 tarihinde torunu ...’e velayeten anne ve babası tarafından yapılan satış işlemi ile adına tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre yazılı şekilde karar verilmesinde kural olarak isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ancak, HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hâkimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu biçim, yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hâl, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Diğer taraftan; harç hususu da kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; dava konusu taşınmazların dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değerinin davacı mirasçıların miras payına isabet eden değeri üzerinden karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekirken keşif tarihindeki değerleri üzerinden fazla karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davalı adına kayıtlı 4/8’er payın iptali ile 1’er payın davacılar adına tesciline yönünde infazda tereddüt yaratacak şekilde ve kalan payın davalı yerine davacı üzerinde bırakılmasına ilişkin maddi hataya dayalı hüküm tesisi isabetsizdir.
Ne var ki anılan hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine; kamu düzeni yönünden re'sen yapılan temyiz incelemesi sonunda, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının, hüküm fıkrasının (B-1) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine “Davanın esastan kabulü ile dava konusu Tekirdağ ili, Çerkezköy ilçesi, ... mahallesi 927 ada 204, 205 ve 206 parsel sayılı taşınnazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının muris ...’nın ... . Noterliğinin 10.09.2018 tarih ... yevmiyeli mirasçılık belgesindeki davacılar ..., ..., ... ve ...’ın miras payları oranında iptali ile davacılar adına aynı oranda tesciline, bakiye payın davalı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına,
Hüküm fıkrasının (B-2) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 168.051,73 TL harçtan alınan peşin harç ve tamamlama harcı toplamı 42.012,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 126.038,80 TL‬ harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına” cümlesinin yazılması suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.