Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/2979 K.2025/2014

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2979 📋 K. 2025/2014 📅 15.04.2025

1. Hukuk Dairesi         2023/2979 E.  ,  2025/2014 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/472 E., 2023/476 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/72 E., 2022/450 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Av. ... ile temyiz edilen davalı ... vd. vekili Av. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen davalı ... ve davalı ... gelmedi. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; muris ...’in maliki olduğu 104 ada 9, 12 ve 14 parseller ile 361 ada 60, 63 ve 64 parsel sayılı taşınmazları mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak oğullarına devrettiğini, onların da diğer davalılara temlik ettiğini, yakın akraba olduklarından iyi niyetli bulunmadıklarını ileri sürerek tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar ..., ..., ...; taşınmazların ... ve ...’in yurt dışında çalışması ile gönderilen bedellerle satın alınarak muris adına tescil edildiğini, bu nedenle muris tarafından asıl malike devir yapıldığını, muris muvazaası olmadığını, murisin hakkaniyete uygun paylaşım yaptığını, davacı ...’in murise ait taksim yapılan taşınmazda uzun yıllar yaşadığını, sonrasında başka yerde ev yaptırarak ayrıldığını, ...’in ortağı olduğu şirketin borçları nedeniyle payını sattığını belirterek davanın reddini savunmuşlar, davalı ...’in yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
Davalı ...; aynı beyanları tekrar etmekle birlikte 14.09.2020 tarihli (kimlik tespiti bulunmayan) beyan dilekçesinde dava konusu taşınmazların babasından kaldığını, davacıların hakkı olduğunu, davacı ...’in kendisine düşen kısmı kabul etmeyerek muris üzerinde bıraktığını, Mehmet’e bırakılan bir kısım yerlerin şirket borçları nedeniyle satıldığını, davacı ...’ye yer verilmediğini belirttiği görülmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin temlik edilen dava konusu taşınmaz dışında başkaca taşınmazlarının bulunduğu ve ölümü ile davacıların da aralarında bulunduğu mirasçılarına intikal ettiği, tanık beyanları ile dava konusu taşınmazların yurt dışında çalışan ... ve ...'ın gelirleri ile alındığı, murisin akitte bağış amacı ile hareket ettiği yönündeki iddianın davacı tarafça ispatlanmadığı, beşeri ilişki bakımından davacıdan mal kaçırılmasını gerektirir husumetinin bulunmadığı, murisin, devirleri mal kaçırma kastı ile yaptığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murisin davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek somut bir vakıa ileri sürülmediği, tanıkların temlikin mal kaçırma amacıyla yapıldığına dair bir beyanda bulunmadığı, taşınmazların davalı tarafların yurt dışında kazandıkları ve babalarına gönderdikleri para ile alındığı, murisin başkaca bir çok taşınmazı bulunduğu, mal kaçırma kastıyla hareket etmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(HMK) 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...’ın taşınmazların murise ait olduğu ve davacıların hakkı olduğuna ilişkin kabul beyanı olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından taşınmazların murise ait olduğunun, murisin alım gücü bulunduğunun, ekonomik durumunun iyi olduğunun ve taşınmazların muvazaalı olarak devredildiğinin anlaşıldığını, davalıların iddiasının ise yazılı delille ispatı gerektiğini, değerli yerlerin devredildiğini, devirlerin düşük bedelle yapılmasının muvazaayı ispatlar nitelikte olduğunu, davalı ...’a yapılan devrin de muvazaalı olduğunu, durumu bildiğini, bilirkişi raporunda taşınmazların değerli olduğu, dava dışı taşınmazlarla kıyaslanamayacağı şeklindeki belirlemenin dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçeli
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris 1939 doğumlu ... ’in 03.06.2017 tarihinde ölümü ile geride çocukları davacılar ... ve ... ile davalılar ..., ..., ..., ... ve dava dışı ...’in mirasçı olarak kaldığı, davalı ...’ın murisin oğlu davalı ...’ın damadı olduğu, murisin 21.08.1998 tarihli satış akdi ile maliki olduğu 104 ada 9 (eski 118) parsel sayılı 6.414,91 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazı oğlu ...’e, 361 ada 60 (eski 121) parsel sayılı 12.364,41 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazın ¼ payının adına ipka ile 1/4’er payını oğulları ..., ..., ... (...)’e, 361 ada 63 (eski 119) parsel sayılı 2.725,62 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazı 1/2’şer payla oğulları ... ve ... (...)’e devrettiği, ...’un 121 parsel sayılı taşınmazdaki ¼ payını kardeşi ...’e 13.05.2004 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, ...’in ise 121 ve 119 parsel sayılı taşınmazlardaki payını 08.03.2002 tarihinde davalı ...’a devrettiği, onun da 18.07.2013 tarihinde davalı ...’e temlik ettiği, murisin 20.08.1998 tarihli satış akdi ile 361 ada 64 (eski 120) parsel sayılı 5.148,78 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmaz ve 104 ada 12 (eski 280) parsel sayılı 4.905,04 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazını oğlu ...’a devrettiği, murisin 23.12.1993 tarihinde 104 ada 14 (eski 278) parsel sayılı 11.996,13 m2 miktarlı fındık bahçesi nitelikli taşınmazı oğlu ...’e satış suretiyle devrettiği, onun da 4000/12600 payını 26.01.2005 tarihinde davalı ...’a devrettiği; murisin, adına kayıtlı 13 adet taşınmazı daha bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı, aynı şekilde davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı takdirde dava değerinin, ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davalıdan talep edilen paya isabet eden değer olacağı da kuşkusuzdur.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Somut olayda, dava konusu taşınmazların keşfen dava tarihi itibariyle saptanan değerleri üzerinden davalı ... yönünden 104 ada 12 ve 361 ada 64 parselin tamamının toplamı 970.359,84 TL olup davacıların her birinin miras payına (8/56) 138.622,83 TL, davalı ... yönünden 104 ada 9 parselin tamamı ve 361 ada 60 parselin 2/4 payı toplamı 1.505.340,42 TL olup davacıların her birinin miras payına (8/56) 215.048,63 TL, davalı ... yönünden 361 ada 63 parselin ½ payı ve 361 ada 60 parselin ¼ payının toplamı 583.258,01 TL olup davacıların her birinin miras payına (8/56) 83.322,57 TL isabet ettiği anlaşılmakla, anılan değerlerin Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarı ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.
Davacılar vekilinin davalı ... ve ...’a yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davacılar vekilinin davalılar ..., ... ve ...’a yönelik temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE,
Davacılar vekilinin diğer itirazları yönünden temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalılar ..., ... ve ... mirasçıları vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.