Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1140 K.2025/1218

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1140 📋 K. 2025/1218 📅 10.03.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1140 E.  ,  2025/1218 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1641 E., 2024/2051 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/112 E., 2024/73 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; davalıların mirasbırakanı olan ...'nun dava konusu 1485 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki payını köy karar defterinde yer alan 17.02.1967 tarihli satış senedi ile mirasbırakanları ...'a sattığı ve zilyetliğini devrettiği halde kadastro sırasında davalıların mirasbırakanı adına pay tescil edildiğini, dava konusu taşınmazda ... ve mirasçılarının 1967 yılından itibaren hiçbir zilyetliklerinin bulunmadığını, davalılar adına olan tescilin yolsuz olduğunu, 17.02.1967 tarihli satış senedine kadastro tespitinden sonra ulaşabildiklerini, TMK'nın 716. maddesi uyarınca mülkiyetin hükmen geçirilmesi gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar; iddiaların doğru olmadığını, davacıların kadastro öncesi nedene dayandıklarından hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların dava konusu taşınmazın 17.02.1967 tarihli satış senedi ile mirasbırakanlarına satıldığı ve taşınmazın kendilerinin zilyetliğinde olduğu iddiasıyla kadastro öncesi nedene dayalı dava açtıkları, taşınmazın kadastro tespitinin 15.07.1988 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 15.07.1988 tarihinde kesinleştiği, davacılar tarafından ise 17.02.1967 tarihli satış senedine dayanarak kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptali-tescil istendiği, ancak davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 13.05.2023 tarihinde açıldığı, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gibi her ne kadar davacılar vekili istinaf dilekçesinde TMK'nın 713/2. maddesinden söz etmişse de dava dilekçesinde ve aşamalarda 713/2. maddesine dayanılmadığı, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen hususların istinaf konusu yapılamayacağı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların mirasbırakanın 1967 tarihli satış senedi ile dava konusu taşınmazdaki hak ve hissesinin tamamını davacıların mirasbırakanına devrettiği, zilyetliğin de davacılara geçtiğinin sabit olduğunu, dolayısıyla davalıların mirasbırakanı ... adına kadastro sırasında oluşturulan tapu kaydının yolsuz tescil olduğunu, yolsuz tescilde zamanaşımının söz konusu olmadığını, harç tamamlanmaksızın eksik incelemeyle karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1987 yılında yapılan kadastro sonucu Zonguldak ili, Karabük ilçesi, ... köyü 600 parsel (imar sonrası 1485 ada 2) sayılı taşınmazın vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edildiği, tespite itiraz üzerine Tapulama Komisyonunun 29.06.1988 tarihli kararıyla itirazın kabul edilerek taşınmazın tamamı 192 hisse kabul edilip 64 payının davalıların mirasbırakanı ..., 32'şerden 64 payın ... ve ..., 24 payın ..., 16 payın ... kızı ..., 9'ardan 18 payının da ... ve ... adına tespitine karar verildiği, Komisyon kararına itiraz edilmemesi üzerine 15.07.1988 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın Komisyon malikleri adına 16.01.1989 tarihinde tapuya tescil edildiği, davacıların kadastro öncesi düzenlenen 17.02.1967 tarihli satış senedine dayandıkları, davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 13.05.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.