Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/4668 K.2025/2019

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4668 📋 K. 2025/2019 📅 25.02.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/4668 E.  ,  2025/2019 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/451 E., 2024/377 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/55 E., 2022/966 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen manevi tazminat talebi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi ve reddedilen manevi tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre erkek vekilinin tüm, kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı açılan ve birleşen boşanma davalarında, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda her üç davada kusur belirlemesi ayrı ayrı yapılarak ulaşılan sonuca göre davaların kabulü ile tarafların boşanmalarına ve erkek lehine karşı ve birleşen davada ayrı ayrı manevi tazminata karar verilmiş, karar davacı-davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda kusurların her bir dava yönünden ayrı ayrı değil birlikte değerlendirilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince belirlenen kusurların yanında erkeğin ayrıca kadını tehdit ettiği, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği ve kadına ekonomik şiddet uyguladığı vakıalarının da kusur olarak yüklenmesinin gerektiği, İlk Derece Mahkemesince kadına kusur olarak yüklenen “iki farklı erkekle güven sarsıcı davranışta bulunma" vakıasının ise doğru tespit edildiği belirtilerek boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların sonuç itibariyle eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile kadının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kusurun gerekçesinin düzeltilmesine, yeniden esas hakkında karar vermek suretiyle erkeğin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekilleri tarafından yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı erkeğin istinaf başvurusu bulunmadığından istinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince kadının hukuki durumu "aleyhe istinaf yasağı" gereği ağırlaştırılamaz. Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince erkeğe yeni vakıalar kusur olarak yüklenmiş, İlk Derece Mahkemesince kadına yüklenen “güven sarsıcı davranışta bulunma” vakıası ise “iki farklı erkekle güven sarsıcı davranışta bulunma” şeklinde ifade edilerek Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesine yazılmıştır. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince kusura ilişkin gerekçe düzeltilirken boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların “eşit kusurlu” olduğunun kabulünün gerektiği belirtilerek aleyhe istinaf yasağına aykırı davranılmamış görünse de; İlk Derece Mahkemesi karar gerekçesinde yer almayan “iki farklı erkekle güven sarsıcı davranışta bulunma” ifadesi ile kadının kusurunun kuvvetlendirilmesine neden olunması doğru bulunmamıştır. Tüm dosya kapsamı, yapılan yargılama ve toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda kadına hakaret eden, kadını tehdit eden, özel hayatın gizliliğini ihlal eden ve kadına ekonomik şiddet uygulayan erkeğin ağır, güven sarsıcı davranışta bulunan kadının ise az kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden, hatalı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun bir miktar para ödenmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, ya da eşit kusurlu olmadığı ve erkeğin gerçekleşen kusurlu davranışlarının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, bu suretle yararına manevî tazminat verilmesi yasal koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. O halde kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174/2 maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve reddedilen manevî tazminat talebi yönünden davacı-davalı kadın yararına BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı erkek vekilinin tüm, davacı -davalı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmanın kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden Gurur'a yükletilmesine,Peşin alınan harcın istek halinde yatıran Nurhan'a geri verilmesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.