Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/2035 K.2025/5202

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2035 📋 K. 2025/5202 📅 03.11.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/2035 E.  ,  2025/5202 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1296 E., 2025/292 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/150 E., 2024/162 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili tarafından işletilen eczanenin, davalı Kurumun 29.09.2010 tarihli yazısıyla; 26.03.2010 tarihli soruşturma raporuna istinaden, 2009 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol'ün (ek:2) (6.3.19) maddesinin ihlal edilmesi nedeniyle, davalı Kurum mensuplarına ilaç verilmesine dair provizyon ekranının reçete karşılama işlemine kapatıldığını, 01.10.2010 tarihinden geçerli olmak üzere taraflar arasındaki ilaç tedarik sözleşmesinin uygulanmasının 2 yıl süre ile feshine karar verildiğini, müvekkilinden herhangi bir yazılı savunma alınmadığı gibi tek yanlı inceleme ile fesih işlemi yapıldığını, müvekkilinin 2009 yılı Protokolünün (6.3.19) maddesinde belirtilen eylemlerden hangisi ile suçlandığını bilmediğini, müvekkili hakkında başlatılan bir soruşturma olmadığını, davalı Kurum işleminin yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davalı Kurumun ilaç tedarikine dair 2009 yılı sözleşmesinin iki yıl süre ile feshine ilişkin kararının iptalini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, yasal süresi içinde davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli kararıyla; davacının dava dilekçesinin talep sonucunda açık bir şekilde davalı Kurum ile Türk Eczacıları Birliği arasında aktedilen ilaç tedarikine dair 2009 yılı sözleşmesinin iki yıl süre ile feshine ilişkin kararın iptalini talep etmiş olduğu, davacının eldeki dava yönünden aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davacının davasının aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 20.09.2023 tarihli kararıyla; davacı vekilinin dava dilekçesi içeriğinde, davalı Kurum yazısı ile bir soruşturma raporuna istinaden 2009 yılı Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol’ün (6.3.19) maddesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, eczanenin SGK mensuplarına ilaç verilmesine dair provizyon ekranının Kurum adına reçete karşılama işlemine kapatıldığını, 01.10.2010 tarihinden geçerli olmak üzere taraflar arasındaki ilaç tedarik sözleşmesinin uygulanmasının 2 yıl süre ile feshine karar verildiğini, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ve iptali gerektiğini ileri sürdüğü, talep sonucu kısmında ise SGK ile TEB arasında akdedilen ilaç tedarikine dair 2009 yılı sözleşmesinin iki yıl süre ile feshine ilişkin kararının iptalini talep ettiği, dava dilekçesinin içeriğinden açıkça iptali istenen kararın, Kurumun “taraflar arasındaki ilaç tedarik sözleşmesinin 2 yıl süre ile feshine” yönelik kararı olduğu anlaşıldığı, davacının işbu dava öncesinde sunduğu ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde “davalı Kurumun…..yazısı ile, taraflar arasındaki…sözleşmenin, 2009 yılı SGK Protokolünün 6.3.19 m. gereğince 2 yıl süre ile feshine dair davalı kurum kararının uygulanmasının durdurulması” talep edildiği, tedbir talebinin kabul edildiği ve akabinde eldeki davanın açıldığını, davacı vekili tarafından sunulan 14.12.2022 tarihli dilekçede de, taleplerinin kendi sözleşmelerinin feshiyle ilgili olduğu, SGK ile TEB arasında imzalanan protokolle ilgili olmadığı, davalı Kurumun sözleşmenin 2 yıllık feshinin ve uyguladığı cezai şartın iptaline yönelik olduğu, feshine karar verilen sözleşmenin taraflar arasında akdedilen sözleşme olduğu, davalı SGK ile TEB arasında akdedilen protokolün feshine dair bir karar bulunmadığı, olmayan bir fesih işleminin iptalinin istenemeyeceğinin açık olduğu, dava dilekçesi talep sonucu kısmında maddi hata sonucu bu yönde bir ifade kullanıldığının kabulü gerektiği, Mahkemece, davacının talebinin, taraflar arasındaki ilaç tedarik sözleşmesinin 2 yıl süre ile feshine yönelik kararın iptaline ilişkin olduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilip bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın konusunun taraflar arasındaki ilaç tedarik sözleşmesinin 2 yıl süre ile feshine yönelik kararının iptali istemine ilişkin olduğu, davalı Kurumun idari işleme konu ettiği fiile ilişkin davacının Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanarak beraat ettiği, kararın kesinleştiği, bilirkişi heyetinden alınan raporda da davaya konu Kurum işleminin yerinde olmadığının tespit edildiği, davalı Kurum işleminin sözleşme ve mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurumun 23.09.2010 tarihli işlemi ile davacı aleyhine uygulanan 2 yıl süre ile sözleşmenin feshi işleminin iptaline
karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya davacısının sanık olarak yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesi yargılaması neticesinde, davacının diğer sanık dava dışı Hüseyin ile fikir ve irade birliği içerisinde hareket ettiğinden bahisle resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, davacının olay tarihi itibariyle sahibi olduğu eczaneden SGK’ya fatura edilen, suça konu rapor ve reçetelerin, gerçek hastanın muayene, tahlil, tetkik vs. yapılmadığından, içerik olarak sahte olmasına rağmen, usulüne uygun olarak tanzim edildiği için şeklen gerçek olmasından dolayı, iğfal kabiliyetine haiz olduğu kanaatine varıldığı, bu kapsamda bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; herhangi bir reçetenin eczaneye gelmeden önce nelere maruz kaldığını eczacının bilmesinin mümkün olmadığı, sadece gelen reçetenin protokol hükümlerine uygun tanzim edilip edilmediğine dikkat etmesi gerektiği, buna göre suça konu rapor ve reçetelerin, usulüne uygun tanzim edilmesi sebebiyle sahteliğinin hayatın olağan akışı içerisinde davacı tarafından anlaşılamayacağı, davacının söz konusu reçete ve sağlık kurulu raporlarının sahte olduğunu bilerek dava dışı diğer sanığın eylemine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, ceza mahkumiyetine yeterli, somut ve inandırıcı delil olmadığı, yine iddianamede, davacının ilaç kupürlerini sahte olarak matbaada bastırmayıp, yasal olarak ecza depolarından aldığı, sahteliği iddia edilen ilaç kupürleri açısından sorumluluğun ilacı eczaneye gönderen ilaç deposu çalışanlarına ait olduğu kanaatine varıldığı, davacının bu eylem açısından herhangi bir sorumluluk ve kastı olmadığından bahisle davacı hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği, davalı Kurum işlemine dayanak yapılan Protokolün (6.3.19) maddesinin 1. fıkrasından düzenlenen “sözleşmesinin uygulanmasının 2 yıl süre ile feshi” koşullarının oluşmadığı, yasal sürede ileri sürülmeyen zamanaşımı def'i ve dava tarihi itibariyle ilk itiraz niteliğinde olan derdestlik itirazı ile yasal dayanağı açıklanmayan hak düşürücü süre itirazlarının haksız olduğu, Mahkeme kararında bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davada idari yargının görevli olduğunu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı def'ilerinin incelenmediğini, derdestlik itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, 2009 yılı Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokolünün (6.3.19) maddesi uyarınca davalı Kurumca uygulanan 2 yıl süreli sözleşme fesih işleminin iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle 2009 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokolün (6.3.19.) maddesinin “(1) Eczacı ya da eczane çalışanlarınca Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak Kuruma sahte ilaç fiyat kupürü veya sahte reçete veya sahte rapor fatura edildiğinin tespiti halinde reçete bedelinin 10 katı tutarında cezai şart uygulanarak sözleşme feshedilir ve 2 yıl süre ile sözleşme yapılmaz. Uygulanacak cezai şart 10.000 TL'den az olamaz. (2)Ancak, söz konusu sahte kupür veya sahte reçete veya sahte raporun eczacının kastı dışında üçüncü kişilerin dahli ile Kuruma fatura etme işlemi gerçekleştirilmiş ise bu madde hükmü uygulanmaz.” hükmünü içermesine, yapılan ceza yargılamasınada sahte kupür veya sahte reçete veya sahte raporun davacı eczacının kastı dışında 3. kişilerin dahli ile davalı Kuruma fatura etme işleminin gerçekleştirildiği tespiti ile Kurum işlemine dayanak yapılan Protokolün (6.3.19) maddesinin 1.fıkrasında düzenlenen “sözleşmesinin uygulanmasının 2 yıl süre ile feshi” koşullarının somut olayda oluşmadığı, davanın taraflar arasındaki sözleşme ilişkisine ilişkin bulunması nedeniyle adli yargının görevli olduğu, zamanaşımı def'i ve dava tarihi itibariyle ilk itiraz niteliğinde olan derdestlik itirazının yasal süresi içinde ileri sürülmemiş olduğunun anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.