Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/2201 K.2025/5101

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2201 📋 K. 2025/5101 📅 23.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/2201 E.  ,  2025/5101 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/28 E., 2025/140 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ..'nın .. kentinde yapılacak olimpiyat projesi inşaatı işinde dava dışı ana firma ... Ltd.Şti. ile görüştüğünü, işin müvekkili tarafından alındığını, davalı şirketle işi yürütmenin daha kolay olacağı kanısına varıldığından, ortak hareket etme konusunda anlaşıldığını ve işin görünürde davalı şirket üzerinden yürütüldüğünü, taraflar arasında 15.08.2013 tarihli adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, iş süresince ana firma ile yapılan bütün görüşmeleri müvekkilinin gerçekleştirdiğini, işlerin ve işçilik ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını, resmi yazışmalar ve tahsilatların ise görünürde sözleşme firması olarak davalı şirket tarafından yapıldığını, kesin hesap sonrası da tüm ödemeyi davalının aldığını, iş bittikten sonra davalı tarafından müvekkiline kâr payı ödemesinin yapılmadığını ileri sürerek; adi ortaklığın tasfiyesi ve müvekkilinin kâr payının tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 2.470.475,54 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili ile dava dışı firma arasında yapılan sözleşmede davacı taraf olmadığı gibi adının da sözleşmenin hiçbir yerinde geçmediğini, bu nedenle taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, dava dışı .. Ltd.Şti. ile müvekkili şirket arasında imzalanan 20.11.2013 tarihli "Taşeronluk Sözleşmesi" uyarınca işin tek yüklenicisinin müvekkili şirket olduğunu, davacının ana firma ile tüm görüşmelerin kendisi tarafından yürütüldüğünü ileri sürdüğünü ancak görüşmelere ilişkin hiçbir delil gösteremediğini, davacının dava dilekçesinde ek olarak sunduğu dekontların hiçbir yerinde isminin geçmediğini, banka dekontlarından söz konusu havalelerin dava dışı .. tarafından yapıldığının açık olduğunu, dava dışı ..'in dava dışı ... Yapı Malzemeleri İzolasyon İnş. Tur.Tic.ve San.Ltd.Şti.nin tek ortağı olduğunu ve davacı ile hiçbir bağlantısının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2023 tarihli kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında tespit olunan eksik hususlara yönelik olarak gerekli tahkikat yapılıp bilirkişiden tasfiye raporu alındığı, tarafların .. .. projesi işindeki adi ortaklıklarının tasfiyesi ve sözleşme kapsamında davacıya verilmesi gereken alacak miktarının, kaldırma kararı öncesindeki heyet raporunda belirlendiği üzere 2.470.475,54 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.470.475,54 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2024 tarihli kararıyla, adi ortaklığa atanan tasfiye memuru tarafından düzenlenen raporun dosyaya kazandırıldığı, 13.09.2023 tarihli tasfiye memuru raporunda; adi ortaklığın tasfiye edilmesi neticesinde davacının talep edebileceği kâr payı alacağının 2.470.475,54 TL olarak belirtildiği, Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 24.10.2024 tarihli ilamla; bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığı belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararında; hangi bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilmeden, 2.470.475,54 TL'nin hüküm altına alındığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen 13.09.2023 tarihli tasfiye raporu incelendiğinde; bu raporda davacı alacağının 2.301.840,04 TL olarak belirlendiği, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi ile hüküm fıkrası çelişkili olduğu gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp ve İlk Derece Mahkemesi kararı usulden bozulmuştur.
2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 13.09.2023 tasfiye memuru raporundaki tespitin, 05.05.2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda tespit olunan miktar olan 2.301.840,04 TL ile aynı miktara denk geldiği, tasfiye memuru raporunun hükme esas alınmasına karar verildiği, adi ortaklığın tasfiyesi ve sözleşme kapsamında davacıya verilmesi gerekli alacak miktarının bulunduğu, bozma ilamındaki çelişkinin de bu şekilde giderildiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 2.301.840,04 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; dosyada yer alan adi ortaklık sözleşmesinin müvekkili şirket açısından geçersiz olduğunu, taraflar arasında adi ortaklığın olmadığını, 15.08.2013 tarihli sözleşmede müvekkili adına imzası bulunan kişinin şirket adına imza atmaya yetkili olmadığını, 15.08.2013 tarihinde imzalanan belgeyi davacının dava dışı .. Şirketi adına imzaladığını, kaldı ki bu temsilin de yetkisiz olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı .. Şirketi arasındaki ilişkiye göre, işçilik ücretlerini ödeme yükümlülüğünün bu şirkete ait olduğunu, ödemelerin iş ortaklığı kapsamında yapıldığının kabulünün gerektiğini, davacının kendi adına herhangi bir ödeme yapmadığını, proje kapsamında yapılan tüm ödemeler ve ticari ilişkilerin dava dışı .. Şirketi ortağı .. .. üzerinden yürütüldüğünü, davacının kendi adına herhangi bir işleminin olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; yapılan işlerden dolayı herhangi bir talepte bulunulacaksa dahi bunu ancak dava dışı ... Şirketinin ileri sürebileceğini, projede kullanılan malzemeler dikkate alınmaksızın hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, yapılan işin sonunda kâr değil zarar edildiğini, 30.04.2014 tarihinde müvekkili şirket çalışanının e-posta adresinden davacıya gönderilen e-postada yapılan işin tüm detayları ve elde edilen kâr zarara ilişkin icmal tablosu ve işe ilişkin diğer tüm detayların gönderildiğini, bu tabloya göre 16.204.024,72 Ruble zarar edildiğini, kâr tespiti hesabı yapılırken elde edilen hasılattan sadece işçilik ödemelerinin düşüldüğünü, malzeme bedelleri, nakliye ve proje kapsamında yapılan diğer bedellerin (kira, konaklama, yurtdışı vergi, sigorta giderleri, ceza bedelleri) düşülmediğini, dava dışı Rus Şirketi tarafından işçilik işlerinin onaylanmadığını ve bu nedenle müvekkili şirkete 216.913.656,73 Ruble para cezası uygulanarak ilgili miktarın hakediş bedelinden mahsup edildiğini, 20.11.2013 tarihli taşeronluk sözleşmesi uyarınca işin tek yüklenicisinin müvekkili şirket olduğunu, dava tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinin doğru olmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın bozmaya uygun olduğu, davacı ve davalı şirket arasında 15.08.2013 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığı, dava dışı ... Yapı Malzemeleri İzolasyon İnş. Tur. Tic. ve San. Ltd. Şti.nin başkanı ... tarafından işçilik ödemelerinin yapıldığının görüldüğü, davacı tarafından dosyaya sunulan ve ... tarafından imzalı belgede; davacı ve davalı şirketi arasında imzalanan sözleşme gereği, işçilik ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı, davacı adına havale yaptığından makbuzlarda ödeme yapan olarak kendisinin gözüktüğünün belirtildiği, davalı şirketin çalışanı tarafından davacının e-mail hesabına ortaklık hesabı detaylı dökümlerinin gönderildiği, tüm dosya kapsamından adi ortaklık ilişkisinin ispatlandığı, atanan tasfiye memuru tarafından gerekli inceleme yapılarak tasfiye işlemlerinin gerçekleştirildiği, İlk Derece Mahkemesince tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre davacının tasfiye alacağının belirlenmesinde isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.