Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1321 K.2025/5054
3. Hukuk Dairesi 2025/1321 E. , 2025/5054 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2027 E., 2025/119 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2024/273 E., 2024/358 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ..'ın 11.11.2016 tarihinde davalı hastanede doğum yaptığını, bebek ..'in ciğerlerine su kaçması sebebiyle acil müdahale edilmesi gerektiğini ve adı geçen hastanede yer olmamasından dolayı başka özel hastaneye sevk edildiğini, sevk esnasında bebeğin solunum yetmezliğinin artması üzerine entübe edilmek zorunda kalındığını, davalı hastaneye Özel Hastaneler Yönetmeliğinin ilgili hükümlerince idare para cezası uygulandığını, davacı tarafın maddi ve manevi açıdan büyük sıkıntılar yaşadığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 11.11.2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; bebek ..'e ilk müdahalenin davalı hastanede yapıldığını, yoğun bakım koşullarında takibi öngörüldüğünden, yenidoğan yoğun bakım servisi olan en yakın hastaneye mevzuatın öngördüğü tüm sevk kuralları uygulanarak sevkinin sağlandığını, sevk edildikten sonra takipne bulguları ilerleyen bebeğin yeniden başka hastaneye sevkinin yapıldığını, davalı hastanede yer olmaması nedeniyle değil, yenidoğan yoğun bakım servisi bulunmaması nedeniyle sevkin gerçekleştiğini, bebeğin genel durumunun sevk gerçekleştikten sonra ilerlediğini, söz konusu sevkin hastanın mağduriyetine meydan vermemek amacıyla davalı hastanenin kendi imkanları ile transport küvöz içinde ambulansla gerçekleştirdiğini, sevk edilecek sağlık kuruluşunda uzman doktor ile irtibat kurulduğunu ve durumun komuta kontrol merkezine bildirildiğini, hastanenin kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli kararıyla alınan 22.03.20 19... .07.2019 tarihli raporlar doğrultusunda maddi ve manevi tazminat talepli davanın reddine karar verilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 12.07.2024 tarihli kararıyla davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı hastaneye para cezası uygulandığı belirtilmesine rağmen aksi kanaat bildirildiği için raporun denetime elverişli olmadığı, emekli sağlık müfettişi ve hastane müdürü olan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi Kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş olup, İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı hastane tarafından uygulanan işlemlerin tıbbi ve fenni esaslar doğrultusunda, sevk işlemlerinin zamanında ve mevzuata uygun olarak yapıldığı, hastanın takip ve tedavisinde gecikmeye neden olunmadığı, hastane ile çalışanlarının bir kusurunun ve ihmalinin bulunmadığı yönündeki rapor hükme esas alınarak maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacılar vekili istinafa başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; davalı Hastane hakkında Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından verilen idari para cezasına konu olayın hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, bebek ...'in yaklaşık 10 saat sonra uygun tedaviyi alabildiğini, sürfaktan tedavisine hemen başlanılmaması nedeniyle pnömotoraksın oluştuğunu ve bebeğin entübe edilmek zorunda kalındığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan davalı ... hastanenin organizasyon kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yolun seçilmesi gerekir. (Tandoğan, Borçlar Hukuk Özel Borç İlişkileri, Cilt, Ank. 1982, Sh.236 vd) Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığındaki kararı ile hükme esas alınan bilirkişi heyet raporuyla yapılan işlemlerin tıbbi ve fenni esaslar doğrultusunda yapıldığı, sevk işlemlerinin zamanında ve mevzuata uygun olarak yapıldığı, hastanın takip ve tedavisinde gecikmeye neden olunmadığı, hastane ile çalışanlarının bir kusurunun ve ihmalinin bulunmadığı, davalının ve çalışanlarının özen yükümlülüğüne aykırılığı bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacılar tarafından dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna .. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan idari soruşturma sonucunda davalı Hastanenin hasta sevk zincirine uygun hareket etmediği ve davacının sevkinde gecikildiği gerekçesiyle idari para cezası uygulandığına dair itiraz edildiği gözetildiğinde, Mahkemece .. İl Sağlık Müdürlüğü soruşturma raporu ve idari para cezası kararının dosyaya temin edilmediği, çelişkilerin giderilmediği ve kaldırma kararı sonrası dosyaya sunulan bilirkişi heyet raporunun davacıların itirazlarını karşılar nitelikte olmayıp hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüştür.
3. O halde İlk Derece Mahkemesince, ... İl Sağlık Müdürlüğü soruşturma raporu ve sonucu dosyaya temin edilerek tam teşekküllü Üniversite Hastanelerinde görevli acil tıp uzmanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı ve sağlık müfettişinin de bulunduğu bilirkişilerden heyet oluşturularak, özellikle yapılan sevk işlemlerinin zamanında ve olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata uygun olup olmadığı, davalı hastane ve çalışanlarının kusur ve ihmalinin bulunup bulunmadığı, .. İl Sağlık Müdürlüğü soruşturma raporu ve sonucu değerlendirilmek suretiyle davacıların tüm itirazlarını karşılar nitelikte, taraf, Mahkeme ve Yargıtay kontrol ve denetimine açık rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.