Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1911 K.2025/5064
3. Hukuk Dairesi 2025/1911 E. , 2025/5064 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/967 E., 2025/247 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/384 E., 2023/51 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının sahibi olduğu iki adet maden ruhsatına ilişkin, müvekkili şirket ile davalı arasında imzalanan 15.02.2021 tarihli ".. .. .. Sahasının Arama ve İşletme Ruhsatı ile İşletme İzinlerinin Satış ve Devrine Dair Sözleşme" başlıklı sözleşmede, maden sahalarına ilişkin olarak davalının sahibi olduğu her türlü hakkın (maden arama, çıkarma, işletme..vs) tamamının, maden sahası ve maden ruhsatı ile birlikte %50 hissesinin müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin (2.) maddesinde, müvekkili ve davalının %50'şer hissesi bulunan yeni bir şirketin kurulması ve madenlere ilişkin tüm hakların tamamının bu şirkete devredilmesi öngörülüp bu şekilde maden ruhsatının hisseye bölünmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığını, devir bedelinin tamamının sözleşme tarihinde davalıya nakden ve peşinen ödendiğini, ayrıca davalı tarafından yatırılması gereken maden ruhsat harçları ile işletme ruhsat bedelinin de müvekkili tarafından ödendiğini, buna rağmen davalının sözleşmede yazılı olan edimlerini yerine getirmekten kaçınıp 17.05.2021 tarihli ihtarname ile haksız şekilde sözleşmeyi feshettiğini, fesih ihtarının geçersiz olduğunu ileri sürerek; sözleşmenin (2.) maddesi uyarınca tarafların %50 hissedar olacağı bir limited şirket kurulması için yetki verilip dava konusu her iki maden ruhsatı ve işletme haklarının tamamının bu şirkete devrinin sağlanmasına; bunun mümkün olmaması halinde, dava konusu her iki maden ruhsatı ve işletme haklarının %50 hissesinin müvekkiline devir ve tesciline; bu da mümkün olmadığı takdirde, dava konusu her iki madenin güncel değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek, müvekkilinin hissesine düşen %50 hisse değerine karşılık olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; sözleşmede, müvekkiline yeni şirketin kurulması veya herhangi bir işlemle ilgili olarak edim yüklenmediğini, ticari hayat gereği devreden müvekkilinin değil de devralan davacının söz konusu şirketi kurması gerekeceğini, sözleşme görüşmeleri sırasında devir bedelinin müvekkilinin hesabına gönderileceğinin söylenmesi üzerine, aradaki güven ilişkisine dayanarak sözleşme imzalanmış ise de herhangi bir ödeme yapılmadığını, maden ruhsat harcından tarafların sorumlu olduklarını, ancak kararlaştırılan bedelin ödenmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, akabinde harç bedelinin de davacıya iade edildiğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda taraflar arasında imzalanan ve adi şekilde yapılmış olan sözleşmenin maden ruhsatı devrine ilişkin önsözleşme niteliğinde olduğu, sözleşmenin geçerli kabul edilebilmesi için resmi şekilde yapılmış olmasının gerektiği, ancak taraflar arasındaki sözleşme adi yazılı şekilde yapıldığından başından itibaren geçersiz olduğu, geçersiz sözleşme gereğince tarafların ancak birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayalı olarak talep edebilecekleri gerekçesiyle; davacının sözleşmenin yerine getirilmesinin yargı kararıyla sağlanmasına yönelik olarak sözleşmenin (2.) maddesinde belirtilen şekilde her iki tarafın %50 hissedar olacağı şirketin kurulması için taraflarına yetki verilmesi ve davaya konu her iki maden ruhsatı ve işletme hakkının tamamının bu şirkete devredilmesinin sağlanmasına yönelik talebi ile terditli talebi olan maden ruhsatı ve işletme haklarının %50'sinin davacıya devir ve tesciline karar verilmesine yönelik talebi ile diğer terditli talebi olan maden güncel değerinin %50 kısmına ilişkin bedelin tahsili talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince somut uyuşmazlığa ilişkin değerlendirmenin mülga 6309 sayılı Maden Kanunu'na göre yapıldığı, tarafların maden ruhsatının devrine ilişkin yaptıkları sözleşme önsözleşme niteliğinde olup bu sözleşmenin geçerliliğinin maden siciline tesciline bağlı olduğu, sicile tescil işlemi yapılıncaya kadar bu önsözleşmeye göre tarafların sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmelerini engelleyen bir düzenlemenin bulunmadığı, davacı sözleşme bedelini ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğinden davalının maden sicilinde gerekli işlemleri yapmasının istenemeyeceği, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (3213 sayılı Kanun) 5/I maddesine göre maden ruhsatının hisselere bölünmesinin açıkça yasaklandığı, sözleşmenin (1.) maddesinde ise davaya konu her iki maden ruhsatının da %50 payının davacıya devri, bu devirden sonra her iki tarafın birlikte kuracakları şirkete devrinin kararlaştırıldığı, buna göre söz konusu hükmün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesine göre kesin hükümsüz olduğu, bundan ayrı tarafların gerçek amacının davaya konu maden ruhsatlarının % 50'sinin satışı olduğu, bu hüküm olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı, bu itibarla sözleşmenin tamamının kesin olarak hükümsüz olduğu, bu gerekçelerle davacının asli talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle asli talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının maden ruhsatlarının %50 payının davacı adına tesciline ilişkin birinci feri talebinin de maden ruhsatının hisselere bölünmesinin kanunda açıkça yasaklanmış olması nedeniyle reddi gerektiği, ikinci feri talebin ise müspet zarara ilişkin olup sözleşmenin kesin hükümsüzlüğü nedeniyle talep edilemeyeceği, hükümsüzlükten ötürü davalıya kusur yüklenemeyeceği, menfi zararın da talep edilemeyeceği, bu gerekçelerle davacının ikinci feri talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle ikinci feri talebinin reddine karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle; davacının başvurusunun esastan reddine, resen yapılan incelemede İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden asıl ve terditli taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; 3213 sayılı Kanun'un 5/2 maddesinin, tasarruf işlemi safhası için düzenlenmiş olduğunu, söz konusu maddenin borçlandırıcı işlem hakkında herhangi bir hüküm içermediğini, maden ruhsatının devrine yönelik borçlandırıcı işlemin herhangi bir geçerlilik şartına tabi olmadığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini, davalının ise yerine getirmediğini, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmenin geçersiz olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını, sözleşmenin ayakta olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, davacı ile davalı arasında adi yazılı şekilde yapılan 15.02.2021 tarihli maden ruhsatı devir sözleşmesinden kaynaklı maden ruhsat ve işletme hakkının devri ve tescili, bunun mümkün olmaması halinde sözleşme konusu madenlerin rayiç bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
3213 sayılı Kanunda aynen tapu siciline benzer maden sicili öngörülmüş ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesine benzer olarak, "Sicilin teşkili ve özellikleri" başlıklı 38. maddesinde aynen, "Bütün maden hakları ve faaliyetleri ile ilgili teknik ve mali konuları havi maden sicili, yönetmelikte belirtildiği şekilde ilgili daire tarafından tutulur. Maden haklarının devir, intikal, haciz, rehin ve ipotek veya sona erme durumları bu sicile işlenir. Maden sicili alenidir. İlgililer sicil kayıtlarının maden sicil memurlarından biri huzurunda gösterilmesini isteyebilir. Maden sicilindeki kayıtların bilinmediği iddia edilemez. Madenler üzerine iktisap edilecek haklar tescil edilmedikçe hüküm ifade etmez." şekilde düzenleme getirilmiştir.
3213 sayılı Kanunun 38/4 maddesi uyarınca "Madenler üzerinde iktisap edilecek haklar tescil edilmedikçe hüküm ifade etmez". Yine 06.07.19 70... /7 E.1970/6 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında "arama ruhsatının devrine dair ön sözleşmenin de kanundaki şekle göre yapılması gerektiği" belirtilmiştir.
(1) 21... tarihli ve 30187 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Maden Yönetmeliğinin 82. maddesi "Maden ruhsatları ve sertifikaları talep halinde, hukuki bir sakınca bulunmadığı takdirde, Kanun'un 6. maddesindeki maden haklarını kullanma ile ilgili şartları taşıyan gerçek veya tüzel kişilere devredilebilir. Devir Bakanlık onayı ile gerçekleşir. Devir işlemi maden siciline şerh edilmesi ile tamamlanır. Buluculuk hakkı sahibi, bu hakkını ruhsat ile birlikte devredebilir.
(2) Devir işlemleri yapılacak ruhsatların/sertifikaların yıllık ruhsat bedellerinin, ruhsatla ilgili 6183 sayılı Kanuna tabi borçların, Devlet haklarının eksiksiz ödenmiş olması, devredildiği tarihe kadar geçen süre için, işletme faaliyet raporunun ve kullanılmayan sevk fişlerinin devralana verildiğine ilişkin tutanağın Genel Müdürlüğe verilmesi zorunludur.
(3) Ruhsatı veya sertifikayı devralacak kişinin; devralacağı ruhsata/sertifikaya ait Kanundan doğan bütün hak ve vecibelerini, ruhsata uygulanmış yaptırımlar ile yükümlülükleri kabul ettiğini; ruhsat sahibinin de ruhsatını bütün hak ve vecibeleri ile devretmek isteğini belirten Ek-21’deki örnek dilekçe ile Genel Müdürlüğe müracaat etmeleri gerekir" hükmünü içermektedir.
Ruhsat devirleri, Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair 7164 sayılı Kanunla Değişik 3213 sayılı Kanunun 5., 6., 13., 27., 38. ve 43. maddeleri ile Maden Yönetmeliği'nin 82., 84., 95., 96., 97., 99. maddeleri ve 94/7. ve 94/8. fıkrasına göre yapılmaktadır. 7164 sayılı Kanunla Değişik 3213 sayılı Kanunun 13. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca; aynı maddenin beşinci fıkrası hükümlerine uygun olarak yapılan devir taleplerinin değerlendirmeye alınabilmesi için; devreden ve devralan tarafından imzalanan Ek-Form 21 ile müracaat edilmesi gerekmektedir.
Devir talebi, 3213 sayılı Kanunun 5. maddesi kapsamında Bakanlık onayına sunulur. Genel Müdürlükçe yapılacak inceleme neticesinde ruhsatın tahakkuk eden ve devir tarihine kadar tahakkuk edecek devlet hakkı borcu bulunmaması, ruhsat harcı, çevre ile uyum teminatı, ruhsat bedellerinin tam olarak yatırılmış olması, varsa idari para cezasının yatırılması, işletme izni olan sahalar için son bir yıl içerisinde mahallinde denetiminin yapılmış olması, ruhsat üzerine konulmuş ihtiyati tedbirin olmaması ve istenen belgelerin Genel Müdürlüğe verilmesi ve devir zaptının sicil memurunun huzurunda taraflarca imzalanması halinde, resmi devir işlemi gerçekleşecektir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan ve adi şekilde yapılmış olan ön sözleşme resmi şekil şartına uygun olmadığı gibi yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre de geçersiz olduğu, geçersiz sözleşmenin aynen ifasının istenemeyeceği gibi ifa edilmemesi nedeniyle müsbet tazminatta talep edilemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.