Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1617 K.2025/4873
3. Hukuk Dairesi 2025/1617 E. , 2025/4873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3201 E., 2025/153 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/194 E., 2021/715 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı Bankanın mülkiyetini 31.05.2019 tarihinde kazandığı taşınmazda davalı şirketin önceki malik ile imzaladığı 26.01.2018 tarihli kira sözleşmesi uyarınca kiracı olduğunu, diğer davalıların ise sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kiralananın davalı kiracı şirket tarafından belirsiz bir tarihte tahliye edildiğinin öğrenildiğini, kira sözleşmesinin (3.) maddesinde yer alan "Kiracı, kiralananı tahliye etmek isterse 15 ay önceden bildirimde bulunmak zorundadır. 15 ay önceden bildirimde bulunup 15 aylık kirayı ödediği zaman kiralananı tahliye edebilir." hükmü ile (8.) maddesinde bulunan "Kiracı; işbu sözleşmeden kaynaklanan boşta geçen ve/veya tahliye edene kadar geçen kiraya verenin her türlü kira, zarar ve ziyanını, cezai şartları ilk talebinde defaten nakit olarak derhal karşılamayı kabul, beyan ve taahhüt eder." düzenlemesi uyarınca davalıların kiralananın erken tahliyesi nedeniyle uğranılan zarardan müştereken sorumlu olduklarını, bu nedenle başlatılan takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın şimdilik bir aylık kira bedeli olan 116.820,00 TL tutar üzerinden devamına ve davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; mülkiyet devrinin her hangi bir şekilde davalılara bildirilmediğini, sözleşmede belirtilen ihbar süresinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, 14.06.2019 tarihinde posta ve e-mail yoluyla kiralananın 30.06.2019 tarihi itibariyle tahliye edileceğinin kiraya verene bildirildiğini, kefaletin geçerli olmadığını savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kiralananı erken tahliye eden davalı kiracı şirketin sözleşmeyi haksız feshettiği, taraflar tacir olduğundan sözleşme hükmünün bağlayıcı olduğu, davacının kira sözleşmesi kapsamında icra tarihi itibari ile davalı kiracı şirketten 1.672.060,00 TL asıl alacak ve 440.309,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.112.369,13 TL alacaklı bulunduğu, davalı kefiller yönünden müteselsil kefalet şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle; taleple bağlı kalınarak, davanın davalı şirket yönünden kabulü ile takibin 116.820,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalı kefiller yönünden davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını düzenleyen 583. maddesinde yer alan; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmü kapsamında, eldeki davada kira sözleşmesinde davalı kefillerin sorumlu olduğu azami miktar ve sorumluluk süresinin el yazısı ile yazılmamış olduğu, şekli unsurları taşımayan kefaletin geçersiz olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı kefillerin asıl borçlu şirketin ortağı ve yöneticisi olduklarını bu nedenle kefalet sözleşmesinin kanunda öngörülen şekil ve sıhhat şartlarına uygun ve geçerli olduğunu, eş rızasının aranamayacağını, kefillerin sorumlu olacağı miktar el yazıları ile belirtilmemişse de sözleşmede kefillerin "kiracı gibi tüm borçlardan azami 15.000.000,00 TL on beş milyon Türk Lirasına kadar müteselsilen ve müştereken sorumlu " olduklarının belirtildiğini, tacir olan kefillerin basiretli davranma yükümlülüğüne aykırı davrandıklarını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendrime
Uyuşmazlık, kira sözleşmesinin erken feshinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazı iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa ilgili kanun maddelerinin doğru şekilde uygulandığı, davalı kefillerin el yazısı ile olan beyanlarında kendilerinin sorumlu olacakları azami miktarı, kefalet tarihlerini ve müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına girdiklerini belirtilmemeleri nedeniyle kefaletin hükümsüz olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.