Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/76 K.2025/4795
3. Hukuk Dairesi 2025/76 E. , 2025/4795 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/488 E., 2023/519 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 2005-2012 yıllarında .. Eczanesinin sahibi olduğunu, daha sonra .. .. Eczanesini açtığını ve halen işletmekte olduğunu, davalı tarafından 2012 yılı hakedişlerinden 2 adet reçetedeki usulsüzlük iddiası ile 69.245,59 TL kesinti yapıldığını, yapılan kesintinin haksız olduğunu ileri sürerek; bu kesintiden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davay cevap vermemiş, yargılama sırasında sunulan 30.05.2013 tarihli yazıda; davacının 2007 yılının 11. ayına ilişkin faturalarının 2012 yılında incelenmesinin tamamlanması neticesinde tespit edilen usulsüzlüklere binaen örnekleme yöntemi ile kesinti yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 03.03.2015 tarihli kararıyla; davalı Kurumun yapılan bir hata, usulsüzlük var ise hata oranını, tutarını ve hatalı bulunan konuları eczaneye provizyon sistemi üzerinden, mesaj yoluyla bildirmek zorunda olmasına rağmen herhangi bir bildirimde bulunmadan müfettiş raporu ile işlem tesis etmiş olması nedeniyle Kurum işleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle; menfi tespit davasının kabulüne; davacının davalıya 69.245,59 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.01.2018 tarihli ilamıyla; "...Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 29.12.2014 havale tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde, raporda sadece davalı Kurum tarafından verilen cezanın veriliş usulünün irdelendiği, davacıya SUT ve sözleşme hükümlerine uygun şekilde savunma hakkı verilmediğinden ve yazılı ihbarda bulunulmadığından bahisle davacının haklı olduğu kanaatinin hasıl olduğu, Mahkemece de aynı gerekçeler ile davanın kabul edildiği anlaşılmıştır. Ancak davalının kesintiye konu reçeteler ile ilgili yargılama sırasında ileri sürdüğü usulsüzlüklerin var olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılmadan hüküm kurulmuştur. Mahkemece, cezaya konu olan reçeteler ve faturaların SUT ve sözleşme hükümlerine uygunluğu hususunda değerlendirme yapılarak bu konuda uzman bilirkişilerden yargıtay, mahkeme ve taraf denetimine elverişli bir rapor alınmalı..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 12.11.2020 tarihli kararıyla; Yargıtay bozma ilamı uyarınca alınan ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli 26.08.2019 tarihli kök ve 02.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, cezaya konu olan ...ye ait 30.11.2007 tarihli ve ...ye ait 14.11.2007 tarihli 2 ayrı reçetenin sözleşme ve SUT hükümlerine uygun olmadığı, bu kapsamda davalı Kurumca yapılan kesintinin SUT protokolüne ve SGK mevzuatına uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine, Dairenin 27.10.2022 tarihli ilamıyla; davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek; davalının faiz alacağı isteyemeyeceğine dair davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
3. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı uyarınca alınan ve hüküm kurmaya ve denetime elverişli 26.08.2019 tarihli kök ve 02.03.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, cezaya konu olan 2 ayrı reçetenin sözleşme ve SUT hükümlerine uygun olmadığı, ancak 2. bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacının sunduğu 2007 yılı Kasım ayına ilişkin faturaların incelenmesinin 2012 yılında incelemesinin tamamlanmış olduğu, bu haliyle davalı Kurumun 45 günlük sürede faturaların incelemesini tamamlayamayarak kusurlu davrandığı, faiz kesintisi uygulanmasının yasal dayanağının olmadığı, bu durumda davalı Kurumun faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 2012/Aralık hakediş tutarından mahsuba konu edilen edilen 69.245,59 TL borçtan dolayı davacının davalıya 30.554,28 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkili Kurumun harç ve yargılama giderlerinden muaf olduğunu, Kurumun ilgili mevzuat hükümleri ile SUT'a uygun olarak hareket ettiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum işleminden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı doğrultusunda inceleme yapıldığı, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların incelenmesinin mümkün olmadığı, davalı Kurumun avans artığını talep etme hakkı bulunduğu, ancak incelemeleri süresinde tamamlayamaması nedeniyle talep edilen avans artığına faiz işletilemeyeceği, Mahkemece hüküm fıkrasında davalı Kurumun harçtan muaf olduğunun belirtildiği, yargılama giderlerinin ise haklılık oranına uygun olarak belirlendiği anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.