Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1173 K.2025/4760

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1173 📋 K. 2025/4760 📅 13.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/1173 E.  ,  2025/4760 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2399 E., 2024/2748 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alaşehir 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2023/335 E., 2024/868 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl; davalının bir dönem avukatlığını yaptığını, ÖSYM tarafından sınavının geçersiz sayılması üzerine ÖSYM'ye karşı davalı eliyle açılan Ankara 16.İdare Mahkemesi 2015/736 E., 2015/809 K. sayılı davayı kazanmış olduğunu, akabinde kaybettiği bir yıllık süre içinde uğradığı maddi ve manevi zararları nedeniyle tazminat davası açılması için davalıya tarafınca yetki verildiğini, yapılan görüşmelerde ÖSYM aleyhine 27.000,00 TL maddi ve 27.000,00 TL manevi tazminat davası açılması hususunda davalı ile görüş birliğine vardığını, aradan geçen süre zarfında davalıya açılan davanın akıbetini sorduğunda davanın devam ettiği yönünde muğlak cevaplarla kendisini geçirdiğini, açılan Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2018/235 E.-2018/378 K. sayılı tazminat davasını kaybettiğini vekalet ücretinin ödenmesi için eve gelen tebligatla öğrendiğini, davalıyı arayıp sorduğunda ise bu meblağı ödemesi gerektiğini söylemesi üzerine kendisinin bu ücreti ödediğini ancak ödemesine gerek olmadığını sonradan öğrenmiş olduğunu, ödediği parayı geri aldığını zira vekalet ücretine ilişkin kısmın istinaf incelemesi neticesinde kaldırıldığını, sonradan öğrendiğine göre söz konusu davanın 15.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi olarak açıldığını, dosya kapsamı incelendiğinde tazminat davasının yasal 60 günlük süre içerisinde açılmadığından bahisle davanın kaybedildiğini fark ettiğini, davalının bir avukatın göstermek zorunda olduğu asgari dikkat ve özeni göstermemiş olmasından ötürü maddi ve manevi zararının mevcut olduğunu, daha sonra davalıya .. .. Noterliği 17... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile mevcut zararlarının giderilmesi için ihtar edildiğini ancak herhangi bir olumlu sonuç alınamadığını ileri sürerek; belirsiz alacak davası olarak 15.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın davalıdan yasal faiziyle birlikte tahsili talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının iddiasına dayanak yaptığı Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2018/235-373E.K. Sayılı kararının 31.01.2019 tarihinde kesinleşmiş olup işbu tarihten itibaren avukatın sorumluluğuna dair davanın iki yıllık yasal sürede açılmaması sebebiyle istemin zaman aşımına uğradığını, davacının .. İlçesi .. .. .. Lisesi son sınıf öğrenciyken 15.03.2015 tarihinde .. .. .. .. Lisesi'nde YGS sınavına katılmış olup sınavının geçersiz sayıldığını öğrendiğini, bunun üzerine davacının babasının müracaat etmiş olduğunu, ÖSYM Başkanlığı'na yapılan itirazın reddedilmesi üzerine davacı tarafından müvekkiline vekalet verilip müvekkili tarafından Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2015/736 E. Sayılı dosyasında işbu sınavın geçersiz sayılması kararının iptali için davacı vekili sıfatıyla iptal davasının ikame edildiğini ayrıca şikayetçi ...'ın vekili sıfatıyla Salihli Cumhuriyet Başsavcılığına 04.05.2015 tarihinde ÖSYM sınav görevlileri hakkında görevi kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunulduğunu, Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2478 Soruşturma sayılı dosyasında şüpheliler-sınav sorumluları .. ve .. .. hakkında soruşturma izni verilmesi talebinin ÖSYM Başkanlığının 14.08.2015 tarihli soruşturma izni vermemesi kararı ile reddedildiğinden işbu kararın iptali için müvekkili tarafından .. Bölge İdare Mahkemesine itirazda bulunulmuş olup Ankara BİM 1. Kurulunun 14.10.205 tarih ve 2015/539-591 E/K. sayılı kararı ile müvekkilin itirazının reddine karar verildiğini, işbu karar sebebiyle Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 3.12.2016 tarih ve 2016/4480 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek dosyanın işlemden kaldırılması kararının şikayetçi ... vekili sıfatı ile 29.12.2016 tarihinde tebellüğ edildiğini, Ankara 16.İdare Mahkemesi'nin 2015/736 E. Sayılı dosyasında LYS sınavına çok az bir süre kaldığından bahisle davacının ikinci sınava girebilmesi bakımından mahkemeden yürütmenin durdurulması istenmiş ancak bu talebi reddedilmiş olduğunu, akabinde 28.05.2015 tarih ve 2015/736-809 E./K. Sayılı kararı ile davanın da reddine karar verildiğini, müvekkili tarafından işbu red kararına Danıştay nezdinde yapılan temyiz talebi neticesinde Danıştay 8. Dairesinin 26.10.2015 tarih ve 2015/10918-9028 E./K. Sayılı kesin kararı ile temyiz talebinin kabul edilerek Ankara 16.İdare Mahkemesinin red kararının kaldırıldığını, davacının sınavının geçersiz sayılmasına dair ÖSYM işleminin iptal edildiğini, davacının işbu Danıştay karar uyarınca ÖSYM tarafından isterse LYS sınavına doğrudan girebileceğine dair bildirimde bulunulmasına rağmen bu doğrultuda işlem yapmayarak yani iptal edilen YGS sınavına ilişkin ölçme ve değerlendirme yapılmasını istemediğinden yeniden YGS sınavına ve sonradan da LYS sınavına girmeyi tercih ettiğini, 30.11.2017 tarihinde davacının davasına dayanak yaptığı tam yargı davasının müvekkili tarafından davacı vekili sıfatıyla Manisa 1. İdare Mahkemesinin 2017/1415 E. Sayılı dosyasında 15.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminat istemli olarak ikame edilmiş olup Manisa 1. İdare Mahkemesi'nin yetkisizlik kararı vermesi üzerine dosyanın Ankara 3. İdare Mahkemesinin 2018/235 E. Sayılı dava dosyasında görülerek 16.02.2018 tarih ve 2018/235-378 E/K. Sayılı kararı ile "davanın süre aşımı yönünden" reddine karar verildiğini, davacının babasının istinaf kanun yoluna başvurma için gerekli gider avansı ile harcı ödememesi üzerine işbu ödemelerin de müvekkili tarafından yapılmak suretiyle istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, Ankara BİM 4. İdari Dava Dairesinin 2018/3329 E. 2019/170 K. Sayılı kararı ile davalı idare lehine takdir olunan vekalet ücreti kaldırılmak suretiyle onanarak 31.01.2019 tarihinde kesinleştiğini, müvekkilinin görevini ihmal etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, aksine hiç bir vekalet ücreti almadan bu davaları takip ettiğini, o tarihte cemaat-hizmet hareketi olarak bilinen FETÖ/PDY örgüt elemanı öğretmen ya da sınav görevlilerinin sınav sorularını almak için bu şekilde sahipsiz, gariban öğrencilerin sınav soru kitapçıklarını aldığından bahisle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, tam yargı davasının reddedildiği bilgisinin ise önceki aşamalarda olduğu gibi hem müvekkiline hem de babasına gecikmeksizin müvekkili tarafından bildirildiğini, davalının müvekkiline vermiş olduğu vekaletnamenin .. Noterliğinin 01.04.2015 tarih ve .. sayılı vekaletnamesi olup işbu tazminat davası için müvekkiline vekaletname çıkarıldığı iddiasının da doğru olmadığını, davacının maddi ve manevi bir zararının da sözkonusu olmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2023 tarihli kararıyla; davacı tarafından davalıya karşı .. .. Noterliği’nin17.02.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile zararın giderilmesi sebebiyle ihtarname çektiği, dava tarihi 30.09.2022 olup zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı asıl tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2023 tarihli kararıyla; olayda ceza zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının açmış olduğu Ankara 16. İdare Mahkemesinin 2015/736-809E.K. sayılı ilam davanın da reddine karar verildiği ancak Danıştay nezdinde yapılan temyiz talebi neticesinde Danıştay 8. Dairesinin 26.10.2015 tarih ve 2015/10918-9028E.K. Sayılı kesin kararı ile temyiz talebi kabul edilerek Ankara 16. İdare Mahkemesinin red kararı kaldırılmış ve davacının sınavının geçersiz sayılmasına dair ÖSYM işlemi iptal edildiği, Ösym tarafından davacıya iki seçenek sunulduğu, davacının üniversite eğitimi aldığı, davacının dosyaya yansıyan herhangi bir zararın bulunmadığı, davacının davalı avukat ile hem iptal davası hem tazminat davasının açılacağı hususunda başta anlaşıldığına dair delil bulunmadığı, davalı avukat tarafından davacının babasına 2017 yılında bilgilendirme yapılması, davalının tazminat davasını istinaf dilekçesinden anlaşılacağı üzere ceza zamanaşımına dayalı olarak açması, davacı tarafından davalıya iptal davası sonrası tazminat davası açmak üzere talimat verdiğine ilişkin iddianın ispatlanamadığı dikkate alındığında avukatın özen yükümlülüğüne uygun hareket ettiği, davalının eylemi haksız fiil niteliğinde olmayıp, davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek nitelikte olmadığı, duyduğu üzüntü manevi tazminat için yeterli olmayıp eylemin aynı zamanda haksız fiil niteliğinde olması gerektiği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı asıl tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
3.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 2015 yılı ÖSYM başarı puanının 2016 yılına yansıtılması talebini kabul etmemesi karşısında davacının 2015 yılındaki sınavının geçersiz sayılmasından doğan zararı olmadığından davalı avukatın varsa ihmali nedeniyle oluşmayan zararını da talep edemeyeceği, kaldı ki davacının davalı avukat ile hem iptal davası hem tazminat davasının açılacağı hususunda başta anlaşıldığına dair delil bulunmadığı, davalı avukat tarafından davacının babasına 2017 yılında bilgilendirme yapıldığı, davalının tazminat davasını istinaf dilekçesinden anlaşılacağı üzere ceza zamanaşımına dayalı olarak açtığı, davacı tarafından davalıya iptal davası sonrası tazminat davası açmak üzere talimat verdiğine ilişkin iddianın ispatlanamadığı dikkate alındığında avukatın özen yükümlülüğüne uygun hareket etmediğinin davacı tarafça ispatlanamadığı ve oluşan zararı da olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı asıl; dosyaya sunulan ibraname belgesinde davacının herhangi bir imzasının mevcut olmadığını, babasına bilgilendirme yapılmasının kendisi açısından sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını, davalının süresi içerisinde davayı açmadığını, davalı tarafından kendisine vekalet ve yetki süresi içerisinde verilmesine rağmen kanunda yazılı günlük süre içerisinde davanın ikame edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, avukatın özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeni ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle idare tarafından 2015 yılı başarı puanının 2016 yılı sınavına yansıtılması teklif edilmesine rağmen davacının bu teklifi kabul etmediği, davacının babası olan tanığın beyanları dikkate alındığında davalı avukatın davalının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığının davacı tarafça ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.