Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3876 K.2025/4629

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3876 📋 K. 2025/4629 📅 07.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3876 E.  ,  2025/4629 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/696 E., 2024/528 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ..ile davalı vekili Avukat ..'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflarca imzalanan 15.02.2008 tarihli protokol kapsamında, davalı şirketin dava dışı Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve TOKİ ile yapacağı müşavirlik hizmetinin alınması aşamasından bitirilmesine kadar davacı ile %50 oranında ortak olacağı ve birlikte hareket edeceği hususlarının kararlaştırıldığını, protokolün 4. maddesinde işi resmi olarak üstlenen davalı şirketin davacıyı dışarıda bırakması halinde ihale bedelinin %10'u oranında cezai şart ödeyeceğinin belirlendiğini, 15.02.2008- 31.12.2012 tarihleri arasında davalı şirket ile TOKİ arasında yapılan müşavirlik hizmet sözleşmelerinde davacı ortaklığa dahil edilmediği gibi cezai şart bedellerinin de ödenmediğini, ortaklık işlerinin gereğini yerine getirmek için yapılan girişimlerin davalı şirket tarafından reddedildiğini, beş ayrı işten kaynaklanan % 10 cezai şart bedeli 3.283.000,00 TL'nin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının haksız bir şekilde takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 15.02.2008 tarihli protokolün davacı tarafından yerine getirilmediğini, ortaklığa emek ve sermaye katkısında bulunmadığını, ortaklık prensip anlaşmasının yürürlüğe girmediğini, sözleşmeye dayalı cezai şart hükmünün hukuki değerinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.09.2020 tarihli kararıyla; taraflar arasındaki protokole esas olan 15.02.20 08... .12.2012 tarihleri arasında davalı şirket tarafından .. tarafından açılan ihale sonucunda inşaat aşaması ve sonrası danışmanlık hizmetleri işine ilişkin 15.07.2008, 08.06.2009, 13.09.20 11... .10.2012 tarihli sözleşmelerin imzalandığı, işbu sözleşmelere konu işlere ilişkin hakedişlerin 20.09.2008 tarihi ile 21.03.2013 tarihleri arasında onaylanarak davalı tarafından işlerin tamamlandığı, davacı tarafça davalının sözleşmeye konu işlere kendisini dahil etmediğini iddia ederek cezai şart talebinde bulunulmuş ise de; hangi resmi kurumların ihalelerine girileceği hususunun protokolde belirtildiği, 31.12.2012 tarihine kadar davalı yanın .. tarafından açılan ihalelere katılıp sözleşmeleri imzalayıp sözleşme konusu işlerin ifası ve en ileri tarihli olanı 21.03.2013 olan hakediş onaylarının yapılması sürecinde davacı yanın işlere katılmak istediğini gösteren bir ihtarnamesinin bulunmadığı, takip tarihinden önce gönderilen 08.12.2017 tarihli ihtarnamede ise cezai şart talebine ilişkin olduğu, bu kapsamda 2008-2012 tarihleri arasındaki davalının aldığı işler nedeniyle davacıyı bu işlere dahil etmediği iddiasının kanıtlanamadığı, kendi edimini yerine getirmeyen tarafın karşı tarafın edimini ifa etmesini talep edemeyeceği gerekçesiyle; davanın reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 13.07.2023 tarihli ilamla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın gizli adi ortaklık ilişkisinden kaynaklandığı, yönetici ortak sıfatına sahip davalı şirket tarafından ifanın talep edilmediği ve davacının ortaklığa konu işlerin dışında bırakıldığı gözetilerek, işin esasına girilerek oluşacak hukuki duruma göre hüküm tesisi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; cezai şart talebine konu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan gizli adi ortaklık sözleşmesinin ifasından kaynaklandığı, gizli ortaklığın hukuki sonucu olarak yönetim yetkisinin, işlemleri kendi adına yürüten yönetici ortak sıfatına sahip davalıya ait olduğu, iç ilişkide davacıya yüklenecek ifanın talep edilmesi davalı yönetici ortağın sorumluluğunda bulunduğu, ortaklık sözleşmesinin feshedildiğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediğinden mevcut dosya kapsamı uyarınca yönetici ortak sıfatına sahip olan davalının, davacı gizli ortaktan ifa talebinde bulunmadığı ve davacının ortaklığa konu işlerin dışında bırakmış olduğu, davacının ortaklık sözleşmesinin 4. maddesinde taraflarca kararlaştırılan alınan işin ihale bedelinin %10'u tutarındaki cezai şart talebinde bulunabileceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile takibe yapılan itirazın 2.343.000,00 TL üzerinden iptali ile bu alacağa takip tarihinden itibaren %9,75 oranını geçmemek üzere avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, kabul edilen alacak tutarı likit bulunmadığından davacı yanın icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; dava konusu protokolün doğrudan adi ortaklığın kurulmasına yönelik olmadığını, ileride kurulabilecek iş birliklerine ilişkin genel hükümleri belirleyen çerçeve niteliğinde bir sözleşme olup, müvekkil şirketin katıldığı tüm ihalelere uygulanmasının hatalı olduğunu, çerçeve niteliğindeki protokolün tarafların münferit faaliyetlerini sınırlamadığı dikkate alınarak, dava konusu ihale sözleşmelerinin protokolün kapsamı dışında değerlendirilmesi gerektiğini, protokolün adi ortaklık niteliğinde olduğu değerlendirilse dahi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyen davacının cezai şarta hak kazanamayacağını, davacı tarafın protokolden doğan ortaklık işinin gereğini yerine getirmek amacıyla hazır olduğunu ve müvekkili şirketin sözleşmeyi ihlal ettiği iddialarını ispatlaması gerektiğini, kaldı ki dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ortaklık protokolünden kaynaklanan cezai şart bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verilmiş olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmasına, zamanaşımı def'inin reddine dair verilen ilk kararının davalı tarafça temyiz edilmemesi nedeniyle davacı lehine usuli kazanılmak hak oluştuğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.