Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/943 K.2025/4575

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/943 📋 K. 2025/4575 📅 06.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/943 E.  ,  2025/4575 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2735 E., 2024/2452 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/268 E., 2020/353 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili eczacının .. .. sahibi olduğunu, davalı Kurumun 25.06.2009 tarihli yazısı ile sahte olarak düzenlenmiş 52 adet reçetenin Kuruma fatura edildiği gerekçesiyle; 2009 yılı Protokolünün (6.3.19) maddesi gereğince 2 yıl süreyle sözleşmenin feshi ve 61.368,60 TL cezai şart ile reçete bedelinin müvekkilinden tahsil edileceğinin bildirildiğini, Kurum tarafından cezai işlemlere ilişkin yapılan tespitlerin doğru olmadığını, bilgisi dışında meydana gelen bir sahtecilik durumundan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek; Kurum işleminin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından davacı eczacı hakkında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen rapordaki tespitlere istinaden, sözleşmenin 2 yıl süreyle feshedildiğini ve cezai işlem uygulandığını, Kurum işleminin sözleşme ve Protokol hükümlerine uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kasıtlı eylemi ile resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin ve Kurumu zarara uğrattığının ceza yargılaması ile sabit olduğu, bu nedenle uygulanan fesih işlemi ve cezai şartın Protokol maddelerine uygun düştüğü gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı hakkında Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/130 E., 2014/171 K. sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararının Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2017/34062 E., 2018/1743 K. sayılı ilamı ile zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığı, bu durumda davacının evrakta sahtecilik suçuna katıldığı hususunun ceza yargılaması ile kesinleşmediği, ancak gerek dava dosyası gerekse ceza dosyasındaki tüm delillere göre, davacı eczacının diğer eczacılar ve doktorlar ile birlikte sahte reçeteleri düzenleme eylemine katılmış olması sebebi ile kusurlu olduğu, bu nedenle davalı Kurum tarafından uygulanan cezai işlemde ilgili mevzuata ve sözleşme hükümlerine herhangi bir aykırılık bulunmadığı, ancak hakkında 2009 yılı Protokol hükümleri uygulanan davacının, eldeki davayı açması ile daha sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 2016 yılı Eczane Protokolünün uygulanmasını talep ettiğinin kabulünün gerektiği, lehe Protokole göre uygulanan cezai şartın yerinde olduğu, ancak fesih işleminin yazılı uyarı olarak uygulanması gerektiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun sözleşmenin feshi yönündeki cezai şart işleminin iptaline, davacının reçete bedelinin 10 katı tutarında 61.368,60 TL'lik cezai şart uygulanması ve uyarı işleminin iptali yönündeki talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; düşme kararı ile neticelenen ceza yargılamasındaki mahkumiyet kararına atıfla müvekkilinin kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceğini, reçetelerin müvekkili eczacı dışında 3. kişilerin dahili ile davalı Kuruma fatura edildiğinin sabit olduğunu, alınan bilirkişi raporlarında müvekkili hakkında yapılan lehe tespitlerin gözardı edildiğini, görünüş olarak sahih olan reçetelerdeki sahteciliğin müvekkili tarafından tespit edilememesinin kusur olarak değerlendirilemeyeceğini, reçetelerdeki ilaçların hasta ve yakınlarına teslim edildiğini, aksi yönde bir tespitin ceza dosyasında ve mevcut dosyada bulunmadığını, soruşturma aşamasında Savcılık tarafından müvekkilinin eczanesi ile ilgili 52 reçetenin incelenmesine ilişkin 20.03.2008 tarihli ekspertiz raporunda sahte olduğu iddia edilen reçetelerdeki yazı ve rakamların müvekkilinin eli mahsulü olduğuna ilişkin tespit bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; davacının 2016 yılı Eczane Protokolünün uygulanması yönünde bir talebi olmamasına rağmen Mahkemece bu Protokolün uygulanmasını talep ettiği varsayımı ile karar verildiğini, davacının yargılandığı ceza dosyasında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği ve müvekkili Kurumdan menfaat elde ederek Kurumu zarara uğrattığının sabit olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacı eczacı hakkında 2009 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacılar Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin Protokol uyarınca uygulanan Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davacı hakkında resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla yapılan yargılamada tüm sanıkların birlikte hareket ederek resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ettiklerinin tespit edilmesine ve davalı Kurumca eyleme uygulanan 2009 tarihli Protokole göre daha sonra yürürlüğe giren 2016 tarihli Protokolde fesih cezasının kaldırılması nedeniyle lehe olan düzenleme gereği uygulanacak cezanın belirlenmesinin Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına uygun bulunmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.