Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/514 K.2025/4542
3. Hukuk Dairesi 2025/514 E. , 2025/4542 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/332 E., 2022/235 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; asıl davada, müvekkilinin davalı tarafından başlatılan Ankara 18. İcra Müdürlüğü’nün 2011/15200 E. sayılı dosyası nedeniyle davalıya borçlu olmadığını, kendisinin asıl borçlu, davalının kefil olduğu 2 adet banka kredisi kullandığını, davalı tarafından kredi borçları muaccel hale gelmeden ve bankalara bir ödeme yapılmadan icra takibi yapıldığını, ayrıca icra takibinde krediler toplamının 75.000,00 TL olmasına rağmen takipte 94.000,00 TL asıl alacak gösterildiğini ileri sürerek icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, birleşen davada ise, davalı tarafından Ankara 18. İcra Müdürlüğü’nün 2011/15200 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi üzerine taşınmazına haciz konulduğunu, haciz baskısı altında 27.03.2013 tarihinde 27.000,00 TL ödeme yaptığını ileri sürerek bu miktarın ödeme tarihinden yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ile aralarında bir sözleşme imzalandığını ve davacının ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle ... adına vekaleten avukatı ile 27.03.2013 tarihli protokol imzalandığını, icra dosyası borcuna istinaden 14.02.2013 tarihli 150.000,00 TL bedelli bono imzalandığını, davacı tarafın iyiniyetli olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.02.2016 tarihli kararı ile; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 10.06.2020 tarihli ilamla;
"Dosyanın incelenmesinde; tarafların vekilleri arasında 27.3.2013 tarihli protokol imzalandığı, protokolde icra takipleri ve ödemelerle ilgili düzenlemeler yapıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece, davalı kefil tarafından yapılan bir ödeme olmadan takip başlatıldığı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş ise de, protokol hükümlerinin değerlendirilmediği açıktır. O halde mahkemece, 27.3.2013 tarihli protokol hükümleri çerçevesinde davacı iddiaları ve davalının savunamaları dikkate alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." gerekçesiyle karar bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak 15.03.2022 tarihli karar ile; taraflar arasındaki 27.03.2013 tarihli protokol değerlendirilmiş ve protokol kapsamında kararlaştırıldığı şekilde davacı tarafından kredi borçlarının 27.04.2013 tarihine kadar yapılandırmadığı görülmüş olup, tarafların vekillerince yapılan işbu protokolün tarafları bağlayacağı sözleşme serbestisi gereğince iş bu protokolün geçerli olduğu, ..'ın aldığı kredilerin ödenmemesi nedeni ile hakkında icra takipleri başlatıldığı görülmüş olup, yapılan protokole göre icra takibine mahsuben ... tarafından 27.000,00 TL ödendiği bunun iadesinin kredileri 27.04.2013 tarihine kadar yapılandırma şartına bağlandığı ve ...'ın da bunu yapmadığı anlaşılmakla asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ve davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davalı tarafından elden alınan para şeklinde açıklama yaparak icra takibi başlatmasının ve kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmelerinin borçları nedeniyle henüz kendisinden talepte bulunulmadan takip başlatılmasının haksız olduğunu, mahkemece, asıl ve birleşen davanın tamemen kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile karar verildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, asıl davada kısmen kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bu yönde bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve icra tehdidi altında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve özellikle uyulmasna karar verilen bozma ilamında anılan ve taraflar arasında imzalanan 27.03.2013 tarihli protokol hükümlerine davacı tarafından uyulmadığının ve yine protokol kapsamında davacı tarafından yapılan ödemenin mükerrer olmaması adına mahsup edilmesinin isabetli olduğunun anlaşılmasına göre davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple,
Temyiz olunan mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi uyarınca ONANMASINA,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde davacı için asıl dava bakımından karar düzeltme yolu açık, davalı için asıl dava, davacı için birleşen dava bakamından karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.