Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/311 K.2025/4455

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/311 📋 K. 2025/4455 📅 01.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/311 E.  ,  2025/4455 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2850 E., 2023/3127 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/164 E., 2023/211 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu kararın niteliği gereği duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin Organize Sanayi Bölgesinde bulunan fabrikada defne yaprağı üretim işi ile uğraştığını, davalılardan ... ile müvekkili şirketin yetkilisi ... arasında imzalanan 01.02.2018 tarihli tutanak ile verilen vekalete istinaden söz konusu defne fabrikasının müvekkili şirkete teslim edildiğini, buna ilişkin olarak da 05.09.2019 tarihli faturanın düzenlendiğini, devam eden süreçte ise davalılardan ... tarafından yevmiye defterlerinde de kayıtlı olan makine bedelleri vb. giderlerin ödenmemesi nedeniyle bu adresteki defne fabrikasının müvekkili şirkete iade ve teslimi amaçlı olarak davalılardan Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kuruluna (OSB) 21.09.2019 tarihli başvurunun yapıldığını, ancak sonrasında davalılardan ...'ın bu talepten haksız olarak vazgeçtiğini, bu nedenle de davalı OSB tarafından müvekkili şirkete yapılması gereken taşınmaz tahsisinin yapılmadığını, davalılardan ...'ın tahsis işleminden vazgeçmesinin yasal dayanağı bulunmadığını, buna ilişkin olarak davalı ...'a 06.03.2020 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davalı ...'ın 16.03.2020 tarihli cevabi ihtar içeriğinin gerçeği yansıtmadığını davalı ...'ın eylem ve davranışları nedeniyle dava konusu taşınmazın müvekkili şirkete tahsis edilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava konusu adreste davalı ... adına tahsisli defne fabrikasının tahsisinin 01.02.2018 tarihli tutanakta belirtildiği üzere müvekkili şirkete ait olduğunun tespiti ile adına tahsisine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; davacı şirketin yetkilisi olan ...'nin aynı zamanda müvekkiline fabrikayı satan dava dışı ... İnşaat Limited Şirketinin muhasebesini ve danışmanlık hizmetlerini yürüttüğünü, dava dışı ... Şirketinin yetkilisi olan dava dışı ...'ın da müvekkilinin babası olduğunu, müvekkilinin ise inşaat malzemeleri satışı ile uğraşan işletmesi bulunduğunu, 2018 yılında askerlik görevini ifa etmesi sebebiyle yokluğunda işlerin yürütülebilmesi için güven duyduğu davacı şirketin yetkilisi olan dava dışı ...'ye noterden geniş yetkili bir vekaletname tanzim ettirdiğini, davacı şirketin müvekkiline diğer davalı OSB tarafından tahsis edilen defne fabrikasının kiracısı olduğunu, bu ticari ilişkiler ve güven bağı sayesinde dava dışı ...'nin müvekkilinin işletmesinde bir takım işlemler yapabildiğini, müvekkilinin davaya konu fabrikayı ve makineleri 2017 yılı Nisan ayında dava dışı ... şirketinden pellet üzerine üretim yapmak amacıyla satın aldığını ve fatura tanzim edildiğini, ...'a doğal gaz gelmesi ve pellet üretiminin ekonomik olmaktan çıkması nedeniyle fabrikanın üretime geçmediğini, fabrikadaki makineler aynı zamanda defne yaprağı işlemesi için de kullanılabilir özellikte olduğundan fabrikanın 2019 yılı Ocak ayında defne fabrikası olarak davacı şirkete kiralandığını, dava dışı ...'nin müvekkilinin güvenini kötüye kullanarak rızası olmadan ve kendisine düzenlenen vekaletnamedeki yetkilerini kötüye kullanarak, müvekkiline ait . ... no'lu faturayı kendisi doldurmak suretiyle ilişki içinde olduğu davacı şirkete hitaben fabrika satışına ilişkin iade faturası düzenlediğini, bu nedenle müvekkilinin diğer davalı OSB'ye yaptığı tahsisin iptali işleminden vazgeçtiğini, davacı şirket yetkilisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve vekaleten azlettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı OSB vekili; davacı şirketin dava konusu talebinin hukuka ve Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ve Uygulama Yönetmeliğine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun (6102 sayılı TTK) 445. maddesi gereğince ilgililerin karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabileceği, söz konusu Kanunun açık hükmüne istinaden üç aylık dava açma süresinin söz konusu kararın taraflara tebliğinden değil karar tarihinden itibaren başladığı, somut olayda davacının tahsis talebinin 28.12.2019 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında reddedildiği, huzurdaki davanın ise 29.04.2020 tarihinde üç aylık süreden sonra açıldığı, davanın süresinde açıldığı kabul edilse dahi, dava şartlarının dava tarihine göre değerlendirilmesi gerektiği, gerek davacı şirketin tahsis talebi ile davalılardan OSB Yönetimine başvuru tarihinde gerekse dava tarihi itibariyle huzurdaki davaya konu arsanın davalılardan ... adına tahsis edildiği, arsa tahsisi iptal şartlarının 02.02.2019 tarihli Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin 60. maddesinde belirtildiği, davacı şirketin talep tarihi itibari ile davalılardan ... adına tahsisli arsanın tahsisinin iptali için ilgili mevzuatta yer alan şartların bulunması gerektiği ve önce bu kişi adına olan arsa tahsisinin iptal edilmesi gerektiği, ancak davacı şirketin başvuru tarihi itibari ile henüz davalılardan ...'ın arsa tahsisi iptalinin yapılmadığı, ilgili arsa tahsisinin devrine ilişkin de davalılardan ... ve davacı şirket arasında bir uzlaşmanın bulunmadığı, bu yönü ile talep ve dava tarihi itibari ile başka bir kişi adına tahsisli bulunan taşınmazın tahsisi iptal edilmeden davacı şirket adına tahsis edilmesinin, tahsisin devredilmesinin talep edilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki davalılardan ... ile diğer davalı OSB Yönetimi arasında düzenlenen arsa tahsis sözleşmesine bakıldığında; tahsis edilen parselin davalı tarafından hiçbir şekilde başkalarına devredilemeyeceği, haczedilemeyeceği, ipotek edilemeyeceği, teminat verilemeyeceğinin hüküm altına alındığı, talep tarihi itibari ile davacı şirketin tahsis talebinin karşılanma imkanının bulunmadığı, her ne kadar yargılama sırasında davalılardan ... adına yapılan tahsisin iptaline karar verilmiş ve dava konusu parsel boş parsel statüsüne gelmiş ise de, davalılardan OSB Yönetimince alınan 21.08.2020 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile eldeki dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu parselin hiçbir firmaya tahsis edilmemesine karar verildiği, ayrıca özel hukuk tüzel kişisi olan davalılardan OSB Yönetimi yerine boş parselin kime tahsis edilmesi hususunda bağlayıcı şekilde karar almak mümkün görülmediğinden dava tarihindeki duruma göre değerlendirme yapıldığı, bu nedenle davalılardan OSB 'ye karşı açılan ve haklılığı ispatlanamayan davanın reddi gerektiği, davalılardan ... yönünden yapılan değerlendirmede ise, yargılama sırasında davalılardan ...'ın arsa tahsis belgesinin iptaline karar verildiği anlaşıldığından bu davalı hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, başlangıçtaki haklılık durumu nazara alınarak yargılama gideri yönünden yapılan değerlendirmede ise; davacı şirketin arsa tahsis talebinin reddine ilişkin kararının diğer davalı OSB Yönetimince alındığı ve bu davalıya ilişkin taleplerin de reddine karar verildiği dikkate alınarak, davacının davalı ...'a yönelik açtığı davada başlangıçtaki haklılık durumu ispatlanamadığından yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi gerektiği gerekçesiyle; davacı şirket tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalı OSB aleyhine açtığı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; eldeki dava Genel Kurul Kararının İptali davası olmadığından 3 aylık sürenin uygulanamayacağını, davanın dava konusu 8 nolu parselin gerçek hak sahibinin müvekkili şirkete ait olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğunu, davanın konusunun ayni hak niteliğindeki arsa tahsis işlemine ilişkin olduğunu, davalı OSB'ye başvurusu esnasında bu taşınmazın başkası adına kayıtlı olması nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki ret değerlendirmesinin de yerinde olmadığını, Mahkemenin ret gerekçesinin 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 18/5 maddesine de aykırı olduğunu, bu madde uyarınca arsa kim üzerine kayıtlı olursa olsun gerçek hak sahibinin Mahkemece araştırılması gerektiğini, Mahkemece eldeki davada hiçbir araştırma yapmadan sadece dava tarihindeki mevcut durumu esas alarak kanuna aykırı değerlendirme yaptığını, Mahkeme kararında hem tahsisin varlığının hem de dava sırasında ortadan kalkmasının davanın reddine gerekçe yapılmasının çelişki oluşturduğunu, karar verilmesine yer olmadığına yönelik değerlendirmenin de doğru olmadığını, dava konusunun devam ettiğini, iki ayrı dava olmadığından davalılar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, müvekkil şirket adına tahsis yapıldıktan sonra Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği'nin 56, 61... . maddeleri başta olmak üzere yönetmeliğe uygun şekilde yapılmış geçerli bir devir işlemi bulunmadığını, bu nedenle hak sahibi olarak ilk tahsis hakkına dayalı olarak müvekkili şirketin talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4562 sayılı OSB Kanunu ve OSB Uygulama Yönetmeliğinden kaynaklı muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karardaki gerekçeye, talep ve dava tarihi itibari ile başka bir kişi adına tahsisli bulunan taşınmazın tahsisi iptal edilmeden davacı şirket adına tahsis edilmesinin mümkün olmamasına, yargılama sırasında davalılardan ... adına yapılan tahsisin iptaline karar verilmesi ve dava konusu parsel boş parsel statüsüne gelmişse de, davalılardan OSB Yönetimince alınan 21.08.2020 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile eldeki dava sonuçlanıncaya kadar dava konusu parselin hiçbir firmaya tahsis edilmemesine karar verilmesine, dava konusu parseldeki davalı tahsisi yargılama sırasında iptal edilse de dava şartları dava tarihine göre değerlendirileceğinden davalılardan OSB Yönetimi yerine boş parselin kime tahsis edilmesi hususunda bağlayıcı şekilde karar alınmasının mümkün olmamasına, istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyizde ileri sürelememesi de dikkate alındığında Derece Mahkemelerince yapılan kabul ve değerlendirmelerde de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.