Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/73 K.2025/4420

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/73 📋 K. 2025/4420 📅 30.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/73 E.  ,  2025/4420 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/256 E., 2024/542 K.
Bozmaya uyularak verilen İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin Avukat olduğunu, davalı ve dava dışı kardeşi aleyhine açılan tazminat davasında İlk Derece Mahkemesinde aleyhe karar verildiğini, bu aşamada davalı ile imzalanan sözleşme doğrultusunda Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/260 E. sayılı dosyada Yargıtay aşamasından itibaren vekil sıfatıyla başarıyla hizmet verdiğini, müvekkilli ile davalı arasında imzalanan 12.11.2013 tarihli “Avukatlık Ücret Sözleşmesi” ile Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2013 tarihli kararının temyiz edilerek bu süreçlerin takip edilmesi ve ilgili kararın Yargıtayca esastan bozulması için gerekli temsil, hukuki yardım ve danışmanlık hizmetlerinin müvekkili tarafından verilmesi ve buna karşılık söz konusu kararın Yargıtayca esastan bozulmasını müteakip 4.000.000,00 USD + KDV tutarındaki vekalet ücreti ödemelerinin tamamının nakit olarak müvekkile yapılacağının kararlaştırıldığını, söz konusu kararın esastan bozulduğunu, yerel mahkemece bozmaya uyulduğunu, davalının muaccel hale gelmiş olan ödemelerini yapmadığını, davalıya ihtarname tebliğine rağmen ödemediğini beyan ederek fazlaya ve faize dair hakları saklı kalmak kaydıyla sözleşme uyarınca şimdilik 100.000 USD'nin temerrüt tarihi olan 14.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, 07.06.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; 4.000.000,00 USD avukatlık ücreti ve 4.215.384,00 TL KDV alacağının, temerrüt tarihi olan 14.04.2017 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmenin konusunun şarta bağlandığını, aksi bir sonuçta ise belli bir ücretin ödenmesinin söz konusu edilmediğini, kardeşler arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunu, talep edilen vekalet ücretinin Avukatlık Kanunu'nun öngördüğü sınırların çok üzerinde olduğunu, dava değeri ile sözleşmede belirtilen avukatlık ücreti arasında aşırı oransızlık olduğunu, davacının müvekkilinin hukuki işlemlere dair konularda bilgisizliği, düşüncesizliği ve tecrübesizliğinden yararlanması suretiyle Borçlar Kanunu'nda yer alan ''aşırı yararlanma'' durumunun ortaya çıktığını, müvekkili ve kardeşi tarafından sözleşme doğrultusunda davacıya elden ödemeler yapıldığını, bugüne kadar yaklaşık 2.250.000 USD'nin davacıya elden peyder pey ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.02.2021 tarihli kararıyla; dosyaya ibraz olunan bilirkişi rapor ve ek raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerin, dosyadaki bilgi ve belgeler ile uyumlu, hükme esas almak için yeterli ve denetime elverişli bulunduğu, davacı tarafın talep ettiği (KDV dahil) 4.720.000,00 USD vekalet ücreti alacağının, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/260 E., 2013/473 K. sayılı ilamında hükme konu edilen asıl alacak miktarının %20,32' sine, takipte talep edilen miktarın ise %10,39' una denk gelmesi ve Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesinde bahsi geçen %25'lik sınırı aşmaması nedeniyle sözleşmenin hukuken geçerli olduğu, uyuşmazlığın mahiyeti, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddeleri ve sözleşmenin hukuken geçerli olduğuna yönelik mahkeme kabulü birlikte gözetildiğinde, davalı tarafın aşırı yararlanma iddiasına dayalı olarak tanık dinletme talebinin yerinde olmadığı, öte yandan, dava konusu sözleşme uyarınca davacıya ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir kayıt olmaması nedeniyle davalı tarafça dosyaya sunulan bilgi ve belgelere itibar etmenin hukuken olanaklı olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; 4.000.000,00 USD (Amerikan Doları) vekalet ücreti alacağının, 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince, 14.04.2017 tarihinden itibaren işletilecek faiz ile birlikte, 4.215.384,00 TL KDV bedelinin ıslah (07.06.2019) tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.6.2023 tarihli kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması, taraflar arasında akdolunan 12.11.2013 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/260 E. sayılı davasında verilen kararın temyiz edilmesi ve Yargıtay tarafından verilen kararın esastan bozulması şartıyla, temsil, hukuki yardım ve danışmanlık hizmet bedeli olarak (KDV hariç) 4.000.000 USD bedelin davalı tarafından davacıya ödenmesinin kararlaştırılması, kararın bozulması, Yargıtay bozma kararı sonrasında bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi, davacı avukatın talep ettiği (KDV dahil) 4.720.000 USD vekalet ücreti alacağının Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2013 tarihli ve 2008/260 E., 2013/473 K. sayılı kararında hükme konu olan asıl alacak miktarının %20,32'sine, icra takibinde talep edilen miktarın ise %10,39'una karşılık gelmesi nedeniyle Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesi gereğince %25 olarak tayin edilen azami avukatlık ücreti sınırını aşmaması, buna göre davacı avukatın sözleşmeye göre üzerine aldığı işi tamamlaması ve ücrete hak kazanması, taraflar arasında yapılan sözleşmede aşırı yararlanmanın yasal şartlarının bulunmaması (TBK md. 28), tarafların sözleşme şartları ile bağlı olmaları, davacı tarafından sözleşmede kararlaştırılan avukatlık ücretinin ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında çıkartılan Ankara 38. Noterliğinin 06.04.2017 tarihli ihtarnamesinin 10.04.2017 günü davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi ile temerrütün oluşması, Mahkemece, davada yasa ve usule uygun şekilde karar ve ilam harcı ile vekalet ücretine karar verilmesi ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairemizin 26.03.2024 tarihli kararıyla; hukuka, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olan davaya konu 12.11.2013 tarihli avukatlık sözleşmesinden dolayı davacı avukatın vekâlet ücreti alacağının söz konusu olmayacağı, davacı avukatın davanın başından beri verdiği emeğin göz önünde bulundurulması ve uygun bir vekâlet ücreti tayininin gerekliliği akla gelebilirse de, taleple bağlılık ilkesi karşısında, başkaca vekâlet ücretine hükmedilmesinin de doğru olmayacağı, Mahkemece açıklanan husus göz ardı edilerek, sözleşmenin geçerli olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verildiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; sözleşmede hizmetin kapsamının belirlendiğini, mantığa, ahlaka veya kamu düzenine herhangi bir aykırılık bulunmadığını, bozma olgusunun garanti olmayıp aksine başarı şartı ve ödeme vadesi olduğunu, sözleşmenin geçersiz olmadığı, müvekkil avukatın hazırlamış olduğu temyiz dilekçesi ve Yargıtay murafaasındaki başarılı sunumu neticesinde davalının tarafı olduğu hizmet konusu dosyanın esastan bozulduğunu, gerçekleşen başarı şartı ve vadenin gelmesiyle ücrete hak kazanıldığı, davalı tarafın kendi serbest iradesiyle bu sözleşmeyi akdettiğini, ödeme iddiası ile geçersizlik iddiasının birlikte ileri sürülemeyeceğini, sözleşmenin " ifa edilmiş sözleşme" olduğunu, kararda sözleşme meblağı ve sözleşme konusu dosyaların değerinin hatalı şekilde eksik gösterildiğini, davalıya verilen hizmetler arasında hukuki mütalaa almak da olduğunu, diğer başkaca hizmetlerin de verildiğini, sözleşmede yazmayan pek çok iş için de takdiren %10-%20 arasında ücret belirlenmesi gerekecek şekilde takip edildiğini, mahkeme kararının gerekçeli olması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda gösterilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalan ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının ise incelenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.