Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3830 K.2025/4445
3. Hukuk Dairesi 2024/3830 E. , 2025/4445 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1400 E., 2024/1534 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/161 E., 2024/108 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında 05.05.2017 tarihinde düzenlenen sözleşme gereğince müvekkilin adına kayıtlı olan parseldeki hisselerinin tamamının davalıya verileceğinin kararlatırılarak, yine davalının talimatı ile dava dışı ...'a devredildiğini, karşılığında ... parseldeki 17 bağımsız bölüm nolu villanın satılarak bedelinin müvekkiline verileceğinin, villanın 180,000 € altında bir bedelle satılmayacağının kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında davalının kendi edimlerini yerine getirmediğini, ... nolu bağımsız bölümde kain villanın davalı tarafından satılamadığını, müvekkil tarafından zarara uğrayacak şekilde 23.12.2020 tarihinde 730.000,00 TL bedelle dava dışı ...'a satıldığını, 180.000 Euro'dan, 730.000,00 TL'nin 23.12.2020 tarihindeki Euro karşılığı olan 78.524 Euro düşüldüğünde de davalının müvekkile 101.476 Euro ödemekle yükümlü olduğunu, bedelin tahsili için davalı hakkında başlatılan takibe davalının kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptaline, borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiş; davacı vekili 26.07.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, 101.476 Euro alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet Bankalarınca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; 05.05.2017 tarihli satış sözleşmesinde müvekkili şirketin kaşesi üzerine atılmış usulüne uygun bir imzası olmadığından şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, resmi şekilde düzenlenmeyen sözleşmeye dayanılarak cezai şart talep edilemeyeceğini somut olayda davacının kalan iş bedelini talep etmekle seçimlik hakkını sözleşmenin ifası yönünde kullandığından, kalan iş bedeli dışında ayrıca cezai şart isteyemeyeceğini, satış sözleşmesinde dava konusu villanın müvekkili şirket tarafından 180.000 Euronun altında satılması halinde davacının zarar edeceği kısmın ödeneceğinin belirtildiğini, bu şart gereğince davacı tarafça cezai şartın istenebilmesi için söz konusu villanın müvekkili şirket tarafından satılması ve bu satışın 180.000 Euronun altında olması gerektiğinden bu şartlar gerçekleşmediği için davacı tarafça iddia edilen cezai şartın istenemeyeceğini, müvekkili şirket süresi içerisinde villayı değerinde satmak istemiş olmasına rağmen davacı tarafın bunu kabul etmediğini, villanın satışına onay vermeyen davacının uzun yıllar sonra villanın müvekkili şirket tarafından satılmadığından bahisle talepte bulunmasının dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacı taraf her ne kadar söz konusu villanın 730.000,00 TL'ye satıldığını beyan etmiş ise de bu yöndeki beyanının gerçeği yansıtmadığnı, söz konusu villanın 180.000 Eurodan daha fazla bir fiyata satıldığını, aksi kabul edilse dahi değerinden daha aşağıya satış işlemini yapan davacının kendi kusuruna dayanamayacağını, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu gereğince döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak sözleşme düzenlenemeceğini, Türk Lirası olarak yeniden belirlenmesinin zorunlu olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 05.05.2017 tarihli satış sözleşmesi imzalandığı, davalı şirket tarafından yapılan bir satış olmaması nedeniyle davalı şirketin sorumlu olmadığı iddia edilmekte ise de davalı şirket tarafından belirtilen süreden önce davaya konu taşınmazın satışına yönelik herhangi bir işlem yapıldığına dair bilgi ve belge bulunmadığı, dava konusu taşınmazın değerinin tespit edildiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede 180.000 Euro hükmü bulunduğundan bakiye kalan bedelden (180,000,00 Euro - 107,138,65 Euro = 72.861,35 Euro) davalı tarafın sözleşme ve hakkaniyet ilkesi gereğince sorumlu olduğu, davacı tarafın edimlerini yerini getirmiş olmasına rağmen davalının edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle; davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kısmen kabulü ile, 72.861,35 Euro'nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince uygulanacak faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmazın davalı tarafça 31.12.2017 tarihine kadar satılamadığı, davalı tarafça sözleşmenin 6. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde 180.000 Euro'nun taahhüt edilmiş olduğu, davacının ıslah öncesi ve sonrası sunduğu dava dilekçesinde taşınmazın 180.000 Euro altında satılmasından dolayı oluşan zararın talep edildiği, mahkemece aldırılan raporda taşınmazın satış tarihi itibariyle rayiç bedelinin belirlendiği, satış tarihi itibariyle rayiç bedel olarak belirlenen 1.000.000 TL'nin Euro karşılığının 107.138,64 Euro'ya karşılık gelmesine göre davacının davalıdan 72.861,35 Euro alacağının olduğu gerekçesiyle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; mevzuat gereğince alacağın döviz cinsinden ve dövize endeksli kararlaştırılamayacağını, ayrıca yabancı para cinsinden kararlaştırılması halinde taraflar arasında sözleşme bedelinin Türk Parası cinsinden belirlenmesine dair görüşme yapılması gerektiğini, yabancı para cinsinden takip yapma imkanı yokken yabancı para cinsinden takip yapıldığından ortada usulüne uygun bir takip bulunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, sözleşmeye konu villanın müteahhit firmaca 180.000 Euronun altında satılması halinde taahhütte bulunulduğunu, yani taahhütün şarta bağlandığını, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin somut olaya uygun düşmediğini, teknik olarak ortada istinaf ilamı bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre davacının taşınmazı devrederek yükümlüğünü yerine getirdiği, davalı tarafın ise sözleşmeye uygun edimini yerine getirmediği, sözleşmede davacının alacağının döviz cinsinden belirlenmesi nedeniyle hükmedilen alacağın Mahkemece doğru tespit edildiği anlaşıldığından, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.