Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/850 K.2025/4323

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/850 📋 K. 2025/4323 📅 25.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/850 E.  ,  2025/4323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/411 E., 2023/198 K.
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili olan davacı şirketin üçüncü kişiler ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu inşaatı yapmak üzere davalı ile adi bir ortaklık kurduğunu, aralarındaki anlaşma gereği davalı tarafın kendisine isabet eden daire tapularını almasına rağmen ödemesi gereken inşaat maliyetinin tamamını ödemediğini beyan ederek, inşaat maliyetinin tespiti ile şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili olan davalının davacı tarafa borcunun bulunmadığını, müvekkilinin ortaklara borcu olduğu kabul edilecek olsa dahi, bu borcun davacı şirkete değil, adi ortaklıkta yer alan ortaklara karşı doğmuş olacağını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Davanın açıldığı Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 19.03.2014 tarihli ve 2013/431 E., 2014/87 K. sayılı kararıyla; davacı şirket tüzel kişiliğinin, adi ortaklık sözleşmesinin tarafı olmadığı, sözleşmenin dava dışı şahıslar ile davalı arasında kurulduğu, bu nedenle davacı şirketin bu sözleşmeye dayanarak hak talep etmekte aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairenin 26.05.2015 tarihli ve 2014/14203 E., 2015/9523 K. sayılı ilamıyla; adi ortaklık sözleşmesini imzalayan üçüncü kişiler ... ve ...'ın davacı şirketin yetkilisi olup olmadığı hususlarının Ticaret Sicil Müdürlüğünden sorulup, buna ilişkin belgelerin toplanmasından sonra, eğer dava dışı üçüncü kişilerin davacı şirketi temsil yetkilerinin bulunduğunun anlaşılması durumunda, işin esasına girilerek yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi, dava dışı 3. kişilerin davacı şirketi temsil yetkilerinin bulunmaması halinde şimdiki gibi aktif husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozma Sonrasında Verilen Karar
1. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli ve 2015/942 E., 2022/533 K. sayılı kararıyla; davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirketin ortakları ..., ..., davalı ve dava dışı ... 'ın inşaat yapım işinde ortak olmak üzere 25.01.2011 tarihli protokol imzaladıkları, bu protokole dayalı olarak imzalanan ibranamenin ise davacı şirket adına ortakları olan ..., ..., ... İnşaat adına ... ve kendi şahsı adına davalının imzaladığı, davacı şirket üzerinden inşaatların yapılacağı ve sözleşmeyi imzalayan üçüncü kişilerin, davacı şirketin %50 oranında ortakları olduğu ve inşaatın davacı şirket üzerinden yürütülerek tamamlanacağının kararlaştırıldığı, taraflarca imzalanan 18.01.2013 tarihli davacı şirket yetkilileri ile davalı ve dava dışı ... İnşaat yetkili ... arasında imzalanan ibraname de ise protokole konu inşaatlara ilişkin imalatlarla ilgili davalının borcu olmadığı gibi, daire ve para alacağı da olmadığının belirtildiği, bilirkişi raporu ile davacı şirketin değil, davalının sermayeye ilişkin 71.053,75 TL alacağı olduğu tespit edilmiş olup, davalının davacı şirkete inşaat yapım işinden kaynaklı herhangi borcu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
Dairece davacı şirketin adi ortaklık sözleşmesinin tarafı olmadığı, bahsi geçen ortaklık protokolü ve sözleşmelerin davalı ile dava dışı üçüncü şahıslar arasında kurulduğu gözetilerek davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; davada aktif husumet ehliyeti olduğundan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bozma ilamında belirtilen 19.08.2011 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde müvekkil şirketin ortaklar kurulu kararının ilan edildiği ve alınan ortaklar kurulu kararının 1. maddesinde davaya konu sözleşmede imzası bulunan ... ve ...'ın şirketi her konuda temsile yetkili kılındıklarının açıkça hüküm altına alındığını, şirket müdürlüğüne 10 yıl süre ile şirket ortakları ... ve ...'ın seçildiğini, müdürlerin tek başına hareketle şirketi her konuda temsil ve ilzama yetkili kılındıklarını, dava konusu edilen ve yürütülen işlerin müvekkil şirket tarafından yerine getirildiğini, şirket maliyetini şirketin karşıladığını, yapılan protokollerde de her ortağın şirkete maliyet için kendisine düşen %25 payı ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, alacaklı olan, inşaatı yapan ve bitirenin şirket olduğunu, taraf olunan protokollerin şirketin yetkilisi sıfatıyla imzalandığını, davalının müvekkil şirketin gayri resmi ortağı olduğunu ve keşide ettiği 22.07.2013 tarihli ihtarnamede muhatap olarak şirketi gösterdiğini, alacak hakkı sahibinin şirket olduğunu, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesine dayalı tasfiye alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Düzeltilmesi istenilen Yargıtay ilamında açıklanan gerekçeye ve özellikle protokolde imzası bulunan ... ve ...'ın 15.09.2010, 25.01.2011, 22.10.2011 tarihli Ortaklık Protokolü ve Sözleşmelerini kendi adlarına imzalamış olduklarının anlaşılmasına göre hükmün bozulmasına dair verilen Daire kararı yerinde olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına,
25.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.