Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/952 K.2025/4138

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/952 📋 K. 2025/4138 📅 18.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/952 E.  ,  2025/4138 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/411 E., 2022/705 K.
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin başlattığı icra takip dosyasında dava dışı borçlunun kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine düşecek daireler ile birlikte adına kayıtlı taşınmazları üzerine haciz konulmasını istediğini, talebinin kabul edilerek haciz şerhinin işlendiğini, 15.08.2011 günü borçlu vekilinin haczin kaldırılmasını talep etmesi üzerine icra müdürlüğünce talebin kabul edilerek hacizlerin kaldırıldığını ve taşınmazların üçüncü kişilere devredildiğini, müvekkilinin durumu öğrendiğinde icra memurunun muamelesini şikayet ettiğini, Tire İcra Mahkemesinin 2011/83 E., 2011/70 K. sayılı kararıyla şikayetin kabulüne karar verildiğini, tapuya yeniden haciz müzekkeresi yazıldığında öncesinde haciz konulan taşınmazlardan yalnız bir tanesi üzerine haciz konulabildiğini, icra müdürlüğünün kusurlu eylemi ile zarara sebep olduğunu ileri sürerek; borcun tahsil edilememesi nedeni ile müvekkilinin uğradığı 236.673,95 TL maddi zararın davalıdan tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili; davacının alacağın tahsiline yönelik tüm yasal yolları denememiş olduğunu, alacağın halen tahsil kabiliyetinin bulunduğunu, icra memurunun işlemi ile davacının uğradığını iddia ettiği zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Fer'i müdahil vekili; davacının davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, feri müdahil icra müdür yardımcısının işleminin hukuka aykırı olmadığını, dosya borçlusu müteahhidin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğması beklenen muhtemel alacakları üzerindeki hacizlerinin kaldırıldığını, bu hacizlerin hukuken yok hükmünde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 19.09.2013 tarihli ve 2011/781 E., 2013/550 K. sayılı kararıyla; icra mahkemesinde şikayetin kabulüne yönelik verilen kararın şekli bir karar olup icra memurunun işleminden dolayı davalının sorumlu tutulabilmesi için memurun işleminin hukuka aykırı olması gerektiği, davacının istemi üzerine haciz konulan taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde borçlu adına kayıtlı olmadıklarının anlaşıldığı, bu durumda söz konusu taşınmazlar üzerine haciz konulması işleminin hukuka aykırı olduğu, icra memurunun her ne kadar icra mahkemesinin görevine giren haczin kaldırılması konusunda bir karar vermesi doğru değil ise de davacının zararı ile işlem arasında uygun nedensellik bağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 16.12.2014 tarihli ve 2014/6660 E., 2014/17281 K. sayılı ilamıyla; feri müdahil hakkında açılan ceza davasının sonucu beklenmeli ve sonrasında dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek bir karara varılması gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; icra müdürlüğünün dava konusu kararına karşı alacaklı tarafından açılan davada Tire İcra Hukuk Mahkemesince şekli bir karar verildiği, icra memuru tarafından doğmamış, muhtemel bir hak olan taşınmazlar üzerinde haciz işlemi uygulandığı, ancak kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan icra dosyası borçlusu şirketin bu sözleşmenin ifası halinde doğacak olan alacağının henüz doğmamış alacak olduğu, haciz tarihi itibariyle borçlu adına bu taşınmazların tescil edilip edilmeyeceğinin belli olmadığı, taşınmazların hiçbirinin borçlu adına kayıtlı bulunmadığı ve doğmamış, muhtemel bir hak üzerine haciz işlemi uygulanamayacağından yapılan haciz işleminin hukuka uygun olmadığı, icra müdürlüğünün her ne kadar borçlunun başvurması ile hacizleri kendiliğinden kaldırması, icra hukuk mahkemesinin görev alanına giren bir hususta karar vermesi hukuka aykırı ise de yanlış işlem gününde davacı yararına hukuki sonuç doğurmaya elverişli bir haciz işlemi bulunmadığından zararın bu eylemden kaynaklandığının kabul edilemeyeceği, ortaya çıkan zarar ile icra memurunun kusuru arasında uygun nedensellik bağının bulunmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin 25.10.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, davacının uğradığını iddia ettiği zarar ile icra memurunun eylemi arasında illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle Dairece onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; müvekkilin uğradığı zarar ile icra memurunun kusurlu eylemi arasında illiyet bağının bulunduğunu, icra müdür yardımcısının haksız eylemi neticesinde zararın meydana geldiğini, icra müdürlüklerinin verdikleri kararlardan dönerek yeni bir karar vermelerinin mümkün olmadığını, icra müdürlüklerine bu konuda takdir hakkı tanınmadığını, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2002/3868 E. sayılı dosyasında icra memurunun takdirini doğru kullanmaması neticesinde meydana gelen zarardan bahsettiğini, bu dosyanın da emsal oluşturduğunu, icra memurunun özensiz davranışından dolayı Bakanlığın sorumlu olduğunu, icra memurunun eyleminin hukuka aykırı olduğunun İcra Hukuk Mahkemesi kararıyla kesinleştiğini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, icra memurunun kusurundan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, şikayet konusu haciz işleminin borçlunun sözleşmeye dayanan ve henüz şartları gerçekleşmediğinden doğmamış muhtemel bir hakkı üzerine uygulandığı, yasal olarak doğmamış bir hak üzerine haciz konulmasının mümkün olmadığı, doğmamış bir hak üzerine hataen konulmuş olan haciz işleminin kaldırılmasında icra memurunun görevlerinin gereklerine aykırı bir hareketinin söz konusu olmadığı, zarar ile icra memurunun muamaelesi arasında illiyet bağının kurulamayacağı anlaşılmakla hükmün onanmasına dair verilen Daire kararının yerinde olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına,
18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.