Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/689 K.2025/4122

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/689 📋 K. 2025/4122 📅 18.09.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/689 E.  ,  2025/4122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2508 E., 2024/2410 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/799 E., 2024/185 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ...'in davalı şirkete ait Hastanede diğer davalı doktor ... tarafından gebelik takibinin yapıldığını, doğumun gerçekleştiği 28.01.2016 tarihinden 3 gün önce 25.01.2016 tarihinde müvekkilinin doğum öncesi son muayene için tekrar hastaneye gittiğini, bebeğin ağırlığında 200 gr sapma olabileceği belirtilerek ağırlığının 3150 gr olduğunun söylendiğini, müvekkiline doğumun sorunsuz ve rahat geçeceği güvencesi verildiğinden normal doğum yapmaya karar verdiğini, 4660 gr ve 57 cm boyunda doğan bebeğin doğum anında kol ve omzunun rahim ağzına sıkıştığını, doktorun kola stres uygulamasından dolayı oluşan sinir harabiyeti neticesinde sol kol kaslarında hareket, duyu kaybının oluştuğunu ve bebeğin sakat doğduğunu, doktorun ultrasonun bozuk olmasından dolayı bebeğin ağırlığında yanıldığını belirttiğini, bebeğin sol kolunu tam olarak kullanamadığını ve tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %49 olduğunu, çocuğun doğumdan önce gerçek kilosunu tahmin edemeyerek sezaryen yerine normal doğum öneren doktorun ağır kusurlu olduğunu, doktorun belirttiği gibi ultrason aleti bozuksa davalı Hastanenin de ağır kusurlu olduğunu ifade ederek; 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre belirlenecek maddi tazminat ile sorumluluğun derecesine ve maddi zararın kapsamına göre yargılamanın son aşamasında miktarı bildirilecek manevi tazminatın, olay tarihinden işletilecek faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı doktor ... vekili; müvekkilinin kusurunun olmadığını, kaldı ki sakatlığın olup olmadığı ve sürekli nitelik taşıyıp taşımadığının kanıtlanmadığını, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu'nun 153/2 maddesi gereği, sadece tıbbi zorunluluk halinde sezaryen ameliyatının yapılabileceğini, sezaryenle doğumun cerrahi bir girişim olup vajinal doğumun alternatifi olmadığını, Sağlık Bakanlığının normal doğumun teşviki yönünde uygulamalarının olduğunu, hasta ve hasta yakınına gerekli bilgilerin verildiğini, uygulanacak tedaviye ilişkin aydınlatıldıklarını, yazılı onaylarının alındığını, bebeğin başının doğurtulduğunu, ancak bebekte omuz takılmasının saptandığını, omuz distosisinin tahmin edilemez ve önlenemez olduğunu, omuz takılması gelişen olgularda brakial pleksus zedelenmesinin görülebildiğini, anne karnındayken bebeğin doğum ağırlığını net olarak tespit etmenin mümkün olmadığını, her zaman yanılma payının olduğunu, davaya konu olayda sezaryeni gerektiren bir endikasyonun mevcut olmadığını, doğum esnasında aşırı zorlanma olduğunun kanıtı olabilecek doğum kanalında yırtık ya da hasarın oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili; brachial pleksus yaralanmasının normal doğum sırasında olabilecek komplikasyon olduğunu, ultrasonlarda %10 ve daha fazla yanılma payının olabileceğini, davacı hasta ...'in daha önce de sağlıklı bir normal doğum yaptığını, gebeliğin süreci ve takibi açısından hekimin normal doğuma yönlendirdiğini, normal doğuma ailenin de onayı alınarak karar verildiğini, aile yakınlarına normal doğum ile ilgili olabilecek komplikasyonların anlatıldığını ve onam formunun alındığını, komplikasyon sonrası hastanın yalnız bırakılmadığını ve tüm takibinin müvekkili Hastanenin bünyesinde devam edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporları ve ATK raporlarıyla sabit olduğu üzere, bebeğin başı doğurtulana kadar doğum sürecinin olağan seyrettiği ve bebeğinin başının müdahalesiz doğurtulabildiği, bu durumun normal yolla doğum kararının hatalı olmadığını gösterdiği, bebek ...'ın omzunun takılması ve sonrasında bebekte tespit edilen brakial pleksus hasarının spontan vajinal doğum eylemi sırasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olduğu, oluşan brakial pleksus hasarının zamanında tanısı konularak bebeğin ilgili branşlara yönlendirildiği, komplikasyon yönetiminin tıbba uygun bir şekilde yapıldığı, ayrıca dava konusu olayda uygulanan tedavi esnasında nadir de olsa görülebilecek olumsuz sonuçlara dair hastanın aydınlatılıp uyarıldığı, hastanın bu hususta rızasının alındığına dair aydınlatılmış onam formlarının dosyada mübrez olduğu ve bu konuda davalı Hastane yönetiminin bir ihmalinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 05.05.2023 tarihli 7. Adli Tıp İhtisas Kurul raporu ile Üniversite Öğretim Üyelerinden alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmak suretiyle sonuca gidildiği, somut olayda meydana gelen neticede davalı doktor ve davalı Hastanenin kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; hükme esas alınan raporların taleplerini karşılamadığını, doğum öncesi çocuğun gerçek kilosu tahmin edilebilseydi müvekkilinin muhtemelen sezaryen doğumu tercih edeceğini ve bebeğin sağlıklı doğacağını, çocuğun ağırlığında +-200 gr sapma olabileceği bildirilmesine rağmen 1.500 gr daha fazla ağırlıkta doğmasının makul bir yanılgı olmadığını, bu hatanın ultrason hata payının sınırları dışında kabul edildiğini, doktor tarafından gereksiz şekilde ısrar edilerek normal doğum yapılmasının telkin edildiğini, bebeğin ağırlığının hatalı ve kusurlu olarak bildirilmiş olması nedeniyle usulüne uygun aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, tanık beyanları ile de anlaşılacağı üzere doğumu yaptıran davalı doktorun tavır ve davranışlarının umursamaz ve ilgisiz olduğunu, davalı doktorun doğumdan sonra müvekkili ...'in kardeşi tanık ...'a, ultrason cihazının arızalı olduğunu bu nedenle bebeğin gerçek kilosunu doğumdan önce tahmin edemediğini bizzat kendisinin söylediği, müvekkilinin normal doğuma yönlendirildiğini ve bebeğin sakat doğumuna sebep olunduğunu ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ve alanında uzman doktorlardan oluşan bilirkişi heyet raporlarında; davalı doktorun bebeğin ultrasondaki tahmini ağırlığını, hata payı içerisinde öngörmüş olsaydı dahi jinekolojik muayene ve doğum sürecinin ilerleme hızına bakılarak, normal yolla doğum kararında ısrar edebileceği, bebeğin başı doğurtulana kadar doğum sürecinin olağan seyretmesi ve başın müdahalesiz doğurtulabilmesinin başlangıçta alınan normal yolla doğum kararının hatalı olmadığını gösterdiği, doğum sırasında bebeğin başının çıkıp omuzlarının takılması üzerine anestezi uygulanarak kurtarma manevraları yapıldığı ve 4.660 gr erkek bebek doğurtulduğu, yenidoğan yoğun bakıma yatırılarak takip ve tedavisine başlandığı, yapılan işlemlerin tıbben uygun olduğu, doğum sırasında bebeğin omzunun takılması ve sonrasında bebekte tespit edilen brakial pleksus hasarının spontan vajinal doğum eylemi sırasında her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen bir komplikasyon olarak değerlendirildiği, oluşan brakial pleksus hasarının zamanında tanısı konularak bebeğin ilgili branşlara yönlendirilmesinin komplikasyon yönetimi açısından tıbben uygun olduğu, davalı doktorun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmeti sağlık çalışanları aracılığıyla yürüten idarenin organizasyon hatası bulunmadığının bildirildiği, bilirkişi raporlarının Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.