Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4173 K.2025/3505
3. Hukuk Dairesi 2024/4173 E. , 2025/3505 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/561 E., 2024/947 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/84 E., 2022/456 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı Kuruma teslim edilen 01.07.2012-30.09.2018 tarihleri arasında toplam 51 döneme ait faturaların incelenmesi sonucunda haksız ve mevzuata aykırı şekilde toplam 214.254,81 TL tutarında kesinti ve bu kesintilerden kaynaklı faiz kesintileri yapıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL yönünden haksız kesintilerin iptali ile kesintilerin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 03.01.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 667.197,11 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı şirket tarafından aynı işlemlere ilişkin açılan davalar nedeniyle derdestlik ve kesin hüküm yönünden inceleme yapılması gerektiğini, davacı şirketin 02.10.2018 tarihinde ... Sağlık Hizmetleri Medikal İnşaat Gıda Sanayi Tic.Ltd.Şti'ne devrolması nedeniyle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen işlemlerin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum tarafından davacı hastanenin 2009/Mart-2019/Eylül arası 43 döneme ait oluşan avans artığına toplam 184.463,34 TL avans fazi işletildiğinin hesap edildiği, davalı Kurum tarafından avans ödeme tarihi ile mutabakata varılan tarih aralığına uygulanan faiz işleminin 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 97/7. maddesinde belirtilen “üç ay içinde incelenerek avans hesabı kapatılır” hükmüne uyarlılığının bulunmadığı, davacı hastane tarafından yasal süresi içerisinde teslim edilen ve mevzuata göre üç ay içinde incelenerek sonuçlanması gereken 2009/Mart-2019/Eylül ayları arasındaki dönem faturalarının 90 gün içerisinde incelenmemesi nedeniyle mahsup işleminin geç yapılmasındaki kusurun davalı Kurumdan kaynaklandığı, bu tür gecikmede faiz uygulanacağı konusunda yasa ve sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığı, davalı Kurum tarafından avans faizi adı altında uygulanan toplam 184.463,34 TL faiz işleminin mevzuata aykırı olduğu, 23.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacı hastanenin 2012/Temmuz-2018/Eylül ayı arsındaki dönem faturalarından toplam 587.604,40 TL kesinti yapıldığı, kesinti işlemine konu hasta kayıtları dosya kapsamına alınarak her bir hasta yönünden uzman hekimler tarafından yapılan inceleme neticesinde belirtilen dönem faturalarından yapılan 482.733.77 TL kesintinin yerinde olmadığı, 104.870.63 TL kesintinin ise yerinde olduğunun değerlendirildiği, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının 2012/Temmuz-2018/Eylül tarihleri arasındaki dönem faturalarından yapılan 482.733,77 TL kesinti ile 184.463,34 TL faiz kesintisinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hüküm kurmaya ve istinaf denetimine elverişli olduğu anlaşılan bilirkişi raporu doğrultusunda Mahkemece verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacı şirketin 02.10.2018 tarihinde ... Sağlık Hizmetleri Medikal İnşaat Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti'ye devrolduğunu, devir nedeniyle davacı şirketin taraf ehliyetinin bulunmadığını, devreden ve devralan yönünden derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının Mahkemece değerlendirilmediğini, davacın iptalini talep ettiği miktarın belirli olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile düzenlendiğini, müvekkili Kurum aleyhine olan harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin fazla hesaplandığını, Mahkemece kesinti tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacı sağlık hizmeti sunucusunun hak edişlerinden yapılan kesintinin iptali ile yapılan kesintinin iadesi istemine ilişkindir.
1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava şartları, Mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, Mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların talep ve beyanları ile bağlı değildir.
Dava şartları dava açılmasından hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda, mahkemenin davayı dinlenebilir olmadığından reddetmesi gerekir.
Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlar olup, derdestlik ve kesin hüküm olumsuz dava şartları arasında yer alır.
Açılmış ve görülmekte olan bir davanın davacısı, hukukî korunma sürecini başlatmış olduğundan artık onun aynı davayı yeniden bir başka mahkeme önüne getirmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olan bir davanın, ikinci kez açılması hâlinde, davacının bu ikinci davayı açmasında hukukî yararı olmadığı gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesiyle derdestlik dava şartı kabul edilerek maddenin (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” düzenlemesine yer verilmiştir.
Derdest bir davanın ilk koşulu, tarafları, müddeabihi ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olmasıdır. İkinci koşulu ise daha önce açılmış bulunan davanın hâlen görülmekte olması, kesin hükümle sonuçlanmamış olmasıdır. Bu iki koşulun birlikte bulunması hâlinde derdest bir davanın varlığı kabul edilmelidir. Bir davanın açılması ile şeklî anlamda kesin hükme bağlanması arasında geçen sürede davanın derdest olduğu kabul edilir. Davanın derdest olması, taraflar arasında o konuda ortaya çıkan uyuşmazlığın henüz tam olarak çözümlenemediği anlamına gelir.
Derdestlik anlamında görülmekte olan dava, yargılamanın başlaması anından hüküm verilmesine ve bu hükmün de kesinleşmesine kadar geçen süreçte görülmekte olan yargılamayı ifade eder. Başka bir ifadeyle, bir davanın görülmekte olması için, verilen kararın şeklî anlamda da kesinleşmemiş olması gerekir.
6100 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasında; “maddi anlamda kesin hüküm”, “şekli anlamda kesin hüküm” ayrımı yapılarak, maddi anlamda kesin hüküm; "Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması şarttır.” şeklinde açıklanmıştır.
Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmiş olması olumsuz dava şartıdır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin ( konularının) dava sebeplerinin yani davanın dayandığı olayların ve davanın taraflarının aynı olması halinde maddi anlamda kesin hüküm oluşur (HMK m. 303).Yargısal kararlara tanınan bu yasal gerçeklik niteliğinden dolayı, aynı konuda yeni bir dava açılamaz. Açılırsa bu dava dinlenmez, 6100 sayılı Kanun'un 114/1-i, 115/2 maddeleri uyarınca dava koşulu (şartı) yokluğundan reddedilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2012/1-1133 E. - 2013/421 K. sayılı kararı da aynı yöndedir).
Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve Mahkemenin de davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hüküm bulunduğu (dava şartı yokluğu) gerekçesiyle reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı Mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi ilk defa Yargıtayda (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez.
Kesin hüküm öncelikle (hükmü veren Mahkeme de dâhil) diğer bütün Mahkemeleri bağlar. Daha açık bir şekilde ifade etmek gerekirse Mahkemeler aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan hüküm ile bağlıdırlar; aynı uyuşmazlığı bir daha (yeniden) inceleyemezler ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı, davalı Kuruma teslim edilen 01.07.2012-30.09.2018 tarihleri arasındaki faturalardan haksız ve mevzuata aykırı şekilde kesinti yapıldığını ileri sürmüş, davalı ise dava konusu fatura dönemlerine ilişkin gerek davacı şirket gerekse davacı şirketi devralan ... Sağlık Hizmetleri Medikal İnşaat Gıda Sanayi Tic. Ltd. Şti tarafından Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/191 E. sayılı dosyası üzerinden 2012-2020 arası döneme ilişkin, aynı Mahkemenin 2020/191 E. sayılı dosyası üzerinden 2009, 2010, 2011, 2014 yılları 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12. ayları, 2015 yılı 1., 2., 3., 4., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12. ayları, 2016 yılı 1., 7., 8., 9., 10., 11. ayları, 2017 yılı 2., 3., 4., 6., 7., 8., 9., 10., 11., 12. Ayları ve 2018 yılı 5. ve 6. aylarına ilişkin, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/526 E. sayılı dosyası üzerinden 2018 yılı 8. ayına ilişkin, Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/670 E. sayılı dosyası üzerinden 2016 yılı 7., 8., 9., 10. aylara ilişkin, Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/265 E. sayılı dosyası üzerinden 01.01.2015 ila 31.12.2016 arası tüm kesintilere ilişkin, Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/110 Esas sayılı dosyası üzerinden 2009/3-12, 2010, 2011, 2017 dönemlerinde yapılan avans faizi kesintilerine ilişkin davalar açıldığını savunarak, derdestlik ve kesin hüküm itirazında bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince davaya konu edilen dönemleri de kapsadığı bildirilen dosyalara ilişkin davalı Kurumun derdestlik ve kesin hüküm itirazları yönünden inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır.
O halde İlk Derece Mahkemesince; yukarıda bilgileri verilen dava dosyalarının getirtilmesi ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı tarafça talep edilen 01.07.2012-30.09.2018 dönemleri içinde bulunup da kesin hüküm ve derdestlik teşkil eden, dava veya icra yollarıyla tahsilatı gerçekleşmiş bulunan fatura farkı alacaklarının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi, davacının var olduğunu iddia ettiği alacağından mahsubunu gerçekleştirerek, davacı şirketin gerçek alacağının tespit edilmesi ve bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.