Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4364 K.2025/2916

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4364 📋 K. 2025/2916 📅 21.05.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/4364 E.  ,  2025/2916 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1723 E., 2024/1904 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/82 E., 2023/387 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 01.03.2023 tarihinde sosyal güvenlik kurumu olarak faaliyet gösteren ... Mensupları Vakfı) Vakfından malulen emekli olduğunu, zimmet suçlaması iddiasıyla ve ilgili bankada bulunan kredi, kredi kartı ve kredili mevduat hesabının takibe düşmesi nedeniyle davalı bankada bulunan hesaplarının blokeli olduğunu, emekli maaş hesabının davalı bankanın Kırşehir - ... Şubesinde bulunduğunu, ancak takip hesaplarının davalı bankanın Yozgat-... Şubesinde bulunduğunu, bloke kaldırılması ile ilgili dilekçesini şubeye gönderdiğinde davalı bankanın ... Şubesi operasyon yetkilisinin Kredi Risk Tasfiye Bölüm Başkanlığı ile görüştüğünü ve taahhütname bulunduğu için emekli maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmayacağını belirttiğini, davalı banka tarafından yapılan blokenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, borçlunun emekli maaşının haczedilemeyeceği yönünde emredici kanun hükümleri bulunduğunu, davalı bankanın Yozgat-... Şubesini 10.04.2023 tarihinde ilgili taahhütname örneklerini talep etmek için aradığını, operasyon yetkilisinin hakaret edip telefonu yüzüne kapattığını, operasyon yetkilisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek; davalı bankanın ... - ... Şubesinde bulunan emekli maaş hesabına usul ve yasalara aykırı olarak konulan blokenin kaldırılması ve emekli maaş hesabına istisna tanımlanmasına, ayrıca isim ve görev yerleri belirtilen banka personellerinin usul ve yasaya aykırı olarak emsal yargı kararlarını dikkate almayarak maddi ve manevi olarak tarafını yıprattıkları için şikayet talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Tüketici Mahkemesinin görevli olmadığını, davacının müvekkili bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödememesi halinde sözleşme gereğince kullandırılan kredinin teminatı olarak maaşından kesinti yapılmasını kabul etmesi ve diğer teminat öngören hükümlerin sözleşmeye konulmasına rıza göstermesinin haksız şart olarak kabul edilemeyeceğini, davacının sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzaladığını, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin müvekkili bankadan aldığı maaşından kesilmesi için talimat verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığının söylenemeyeceğini, davacının müvekkili bankadan kullandığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesinin zorunlu olduğunu, müvekkili bankanın sözleşme serbestisi ve yasal mevzuat çerçevesinde bloke uygulamasını yaptığını, davacının taksitlerin maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra dava açıp kesinti bedelini geri istemesinin hakkın kötüye kullanılması olup iyi niyet kurallarıyla bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın dava konusu hesaptaki tutarları blokede bekletiyor ve ödemiyorsa davacının vadesiz hesabında blokede beklettiği tutarlar kadar kısmı için faiz ve eklerini tahakkuk ettirmemesi gerektiği, zira davalı bankanın bloke tutarları kadar faiz geliri elde ettiği, davalı bankanın hesaba geçen maaş ve promosyon ödemelerini uzunca bir süre taraflar arasında imzalanan sözleşme talimatlarına uymayarak hesapta blokede beklettiği, davacının talimatı ve onayı olduğu halde kredi riskine mahsup etmeden hesapta beklettiği, bu nedenle davacının davalı bankadaki hesabındaki blokenin kaldırılması gerektiği, davacının davalı banka ve personelleri ile ilgili suç duyurusu talebinin incelenmesinde ise, davacının bu iddiasının Mahkemenin görev alanında olmadığı, cezai yargılamayı gerektirdiği, davacının davalı banka ve personelleri ile ilgili suç duyurusu ile ilgili kolluğa ya da Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayeti ile ilgili başvurabileceği gerekçesiyle, davacının davalı bankada bulunan ilgili hesabındaki blokenin kaldırılmasına, davacının davalı banka ve personelleri ile ilgili suç duyurusu talebinin Mahkemenin görev alanında olmadığı, davacının bu hususta ilgili kolluğa ya da Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmaktan muhtariyetine karar verilmiş; karara karşı, davlı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının özgür iradesi ile bireysel kredi kullandığı, davacının kredi borcunu ne şekilde ödeyeceğini belirtmemesi karşısında davalı bankanın aralarındaki sözleşme uyarınca maaş hesabından kredi tutarını çekmesinde bir usulsüzlük olmadığı, davacının kredi taksitlerinin emekli maaşından ödenmesini ihtirazı kayıtsız kabul edip daha sonra bundan vazgeçmesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, yapılan işlemin taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği yapılan işlem olduğu, aksi halde kredi borçlarının ödenmesinin imkansız hale geleceği, davacının davalı bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerektiği, ödememesi halinde kredi borcunun teminatı olarak davalı bankaya sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince yetki vermesinin haksız şart olarak nitelendirilemeyeceği, zira davacının sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşdan ödenmesi için muvafakatname verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığının söylenemeyeceği, aksinin kabulü halinde ise kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır ki, bu durumun da 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (4721 sayılı Kanun) 2. maddesine aykırı olduğu, davacı tüketicinin haklı bir sebep olmadan sözleşmeyi tek taraflı feshedemeyeceği, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeniden, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı; malulen emekli olup kronik psikiyatri hastası olduğunu, tedavisinin devam ettiğini ve engelli raporu bulunduğunu, aynı adresteki dava dışı babasının da sağlık sorumları bulunduğunu, bu itibarla yargılamanın makul süre içinde hakkaniyete uygun şekilde sonuçlandırılması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen bireysel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağı sebebiyle emekli maaşı üzerine konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir.
1. 17.04.2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun'un 56. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesinde "Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, Sağlık hizmeti sunucularının Genel Sağlık Sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez." hükmü bulunmaktadır.
2. 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesindeki; "82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir." hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Kanun'un 32. maddesi ile değişik 5510 sayılı Kanun'nun 93/1 maddesi; "... bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepleri, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." düzenlemesine yer verilmiştir.
3. 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi hükmünün 2004 sayılı Kanun'un 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 sayılı Kanun'un 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
4. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı tarafından imzalanan taahhütnamelerle kredilere ilişkin ödemelerin emekli maaşı hesabından virman-takas-mahsup yapılarak tahsil edilmesine muvafakat edildiğinin, davacı tarafça sözleşmeden dönülmediği gibi borcun ne şekilde ödeneceğine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığının, davalı Bankanın da bu taahhüde inanarak başka teminat istemeden davacıya kredileri kullandırdığının, yine kesintilerin kredi sözleşmelerine istinaden yapılmış olup, borcun ödenmemesi üzerine davalı Bankanın, davacının maaşına bloke konulacağına dair hükme dayanarak kesinti ve tahsilat yapmasında hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla ile karar verildi.