Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3994 K.2025/2903
3. Hukuk Dairesi 2024/3994 E. , 2025/2903 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1104 E., 2024/2512 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/411 E., 2023/457 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacı ...'in 26.05.2018 tarihinde çalıştığı iş hanında bindiği asansörün halatının koparak zemine çakıldığını, düşme sonucunda ağır şekilde yaralanan davacının vücudunda kırıklar meydana geldiğini, ameliyat olmasına rağmen iyileşemediğini, asansörün bakımından bina maliki olarak davalının sorumlu olduğunu, gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini belirterek; davacılardan ... için 20.000,00 TL maddi ve 400.000,00 TL manevi, ..., ..., ... için ayrı ayrı 30.000,00 TL'er manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ...'in, davalının sahibi olduğu iş hanında dava dışı işverene ait iş yerinde çalıştığı esnada bir kısım malzemeleri iş hanında bulunan yük asansörü ile taşırken, asansöre yük sınırının üstünde malzeme koyması ve binmemesi gereken asansöre binmesi sonucunda olayın meydana geldiğini, olayda davalının kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiş, davalının ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bina içindeki yük asansörünün sonradan kurulduğu, binanın ayrılmaz parçası niteliğinde bulunmayan asansörün bina sahibi tarafından kurulduğunun ispatlanmadığı, kazanın işin yapıldığı sırada meydana geldiği, iş kazası olduğunda tereddüt bulunmadığı, ancak davanın işyeri sahibine değil davalı bina malikine yönetildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bir asansör niteliğinde olmayan ve yükleri taşımak için kurulan calaskar adlı sistemin iş hanında konfeksiyon işiyle uğraşan işyeri sahiplerinin işinin yürütülmesi için sonradan kurulduğu, dava konusu calaskarı yaptıranın davalı bina maliki olduğunun ıspatlanmadığı, calaskarın binanın ayrılmaz parçası olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; olayın davalının ihmali sonucu gerçekleştiğini, asansörün bakımından davalı bina malikinin sorumlu olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının maliki olduğu binada bulunan yük asansörünün düşmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrin, kusursuz sorumluluk hallerini olağan sebep sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayrıma tabi tutarken, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) tarafından; hakkaniyet sorumluluğu, özen (sebep) sorumluluğu ve tehlike sorumluluğu şeklinde ayrıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz.
Özen sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğun düzenlendiği 6098 sayılı Kanun'un 69/1. maddesi hükmüne göre; "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür." denmektedir. Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir imal olunan eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden olağan sebep sorumluluğudur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dahili davalılar vekilinin 31.10.2022 tarihli dilekçesi ile 1992-1997 yılları arasında binanın tamamını kiralayan ... Konfeksiyon tarafından yük asansörünün yapıldığı ve en basit arıza durumunda dahi yük asansörünün kapatılıp gerekli bakım ve onarımının yapıldığı beyan edilmiştir. Olayın gerçekleştiği 26.05.2018 tarihine kadar binada bulunan yük asansörünün kullanıldığı ve dahili davalılar vekili tarafından bakımı ve onarımının yapıldığı savunması karşısında İlk Derece Mahkemesince; öncelikle 6098 sayılı Kanun'un kusursuz sorumluluk başlığı altında düzenlenen bina malikinin sorumluluğu ilkeleri gereğince, tarafların kusur durumları değerlendirilip, bina malikinin sorumlu olup olmadığının tespiti açısından yük asansörünün yapımındaki bozukluk veya bakımındaki eksiklikten meydana gelip gelmediği konusunda araştırma yapılması ve ortaya çıkan sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacılar yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.