Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3584 K.2025/2910

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3584 📋 K. 2025/2910 📅 21.05.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3584 E.  ,  2025/2910 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2102 E., 2024/1501 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/5 E., 2021/54 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 21.03.2008 tarihli encümen kararı ile düzenlenen ihale neticesinde Haraççı sınırlarındaki 4349 ada 3 parsel sayılı taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, ancak belediyeler arası birleştirme ve mahalli idareler seçimi nedeniyle taşınmazın müvekkili adına tescilinin yapılamadığını, daha sonra belediye encümeninin gayrimenkul satışına ilişkin kararının iptali ile satış bedellerinin ödenmesine karar verildiğinin müvekkiline bildirildiğini, bu işlemin iptali için İdare Mahkemesinde açılan davanın müvekkili aleyhine sonuçlandığını, bunun üzerine müvekkilinin ödediği bedel ile uğradığı zararın tahsili için Mahkemenin 2012/995 E. sayılı davasını açtığını, dava devam ederken taşınmaz bedeli olan 56.060,00 TL'nin müvekkiline ödendiğini, ancak Mahkemenin 2012/995 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda müvekkilinin toplam zararının 409.249,00 TL olarak tespit edildiğini, ıslah yoluna gidilmediğinden Mahkemece taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL'nin tahsiline karar verildiğini, bakiye 408.249,00 TL'nin tahsili için davalı ... hakkında icra takibi yapıldığını, davalı Belediyenin takibe haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; davalının itirazının iptaline, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Mahkemenin 2012/995 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna itirazların dikkate alınmadığını, davacının yaptığı icra takibindeki hesaplamaların ve tespitlerin hatalı olduğunu, taşınmazın satışına ilişkin belediye encümen kararının iptal edildiğini, davacının İdare Mahkemesinde açtığı davanın reddine karar verildiğini, söz konusu kararda ihalenin iptalinde hukuka aykırılık bulunmadığının belirtildiğini, Mahkemenin 2012/995 E. sayılı dosyasında talep edilmediği halde müspet zarar hesaplamasının da yapıldığını, ancak müspet zarar iddiasında bulunulamayacağını, 2012/995 E. sayılı dosyada eksik bilirkişi raporuna dayalı karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, davalı belediyenin 21.03.2008 tarihli ve 90 sayılı Encümen Kararı ile düzenlenen ihale neticesinde Haraççı sınırlarındaki 4349 ada 3 parsel sayılı taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığı, bir kısım Belediye ve mahallelerin Arnavutköy İlçe Belediye Başkanlığı adı altında birleştirilmesi, daha sonra yapılan mahalli idareler seçimleri nedeniyle taşınmazın davacı adına tescilinin yapılamadığı, davacının davalı Belediyeye bu konuda yaptığı başvuruların da sonuçsuz kaldığı, sonrasında davacının ihale ile satın aldığı taşınmazın satışına ilişkin kararın davalı ... tarafından iptal edildiği, Mahkemenin 2012/995 E. sayılı davası açıldıktan sonra davalı ... tarafından davacının dava konusu taşınmazı satın alırken davalı Belediyeye ödediği bedel olan 56.050,00 TL'nin iade edildiği, bu nedenle Mahkemenin 2012/995 E. sayılı dosyasında davacının ödediği 56.050,00 TL dışında ek zararının da doğduğunun kabul edildiği ve bu miktarın davalıdan tahsiline karar verildiği, davacı tarafından davalı hakkında başlatılan 2019/157848 E. sayılı icra takip dosyası ile 408.249,00 TL'nin talep edildiği, her ne kadar davalı ... tarafından takibe itiraz edilmiş ise de, davalının itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek itirazının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, Mahkemenin 2012/995 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olması nedeniyle itirazın iptaline ilişkin eldeki bu davada dosyanın önceki dosyadaki bilirkişiye tevdi edilerek davacının munzam zararının (TEFE, TÜFE, Altın, Döviz verilerine göre) hesaplanmasının istenildiği, 21.12.2020 havale tarihli raporda 350.746,50 TL asıl alacak ve 57.502,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam zararın 408.249,00 TL olarak hesaplandığı, söz konusu raporun hüküm vermeye elverişli olduğu, talep edilen alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalının 2019/157848 E. sayılı takip dosyasındaki itirazının iptaline, takibin 350.746,50 TL asıl alacak ve 57.502,50 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 408.249,00 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, koşulları oluşmadığından davacının inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu olayda, eski Haraççı Belediye Başkanlığı tarafından 18.04.2008 tarihli ve 90 sayılı Encümen Kararı ile 4349 ada, 3 parselde yer alan arsa vasfında taşınmazın ihale ile davacıya toplam KDV dahil 56.050,00 TL bedelle satış kararının, İdare Mahkemesinin 2010/1686 E., 2012/1357 K. sayılı ilamı ile satışa karar veren Encümen Kararının iptal edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar verildiğinden davacının eldeki dava ile munzam zarar talebinde bulunduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarihli ve 2021/11-938 E., 2022/401 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere munzam zarar koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, aşkın zararın genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalmanın davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamayacağı, davacının geç ödeme ile maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar dosya kapsamında ispat edilemediğinden davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince müvekkilinin tazminat talepleri hakkında hatalı değerlendirme yapıldığını, müvekkilinin zarar talebinin hukuki değerlendirmesinin Mahkemeye ait olduğunu ve dava dilekçesinde ''munzam zarar'' denilmesinin bir önemi bulunmadığını, zira 03.02.2016 tarihli akademisyen bilirkişi heyetinden alınan raporda müvekkilinin zararının varlığının kabul edildiğini, ancak bunun tanımlamasının munzam değil müspet zarar olarak yapıldığını, davanın, davalı Belediyece ihalenin keyfi şekilde iptal edilmesi ile davaya konu taşınmazın müvekkili adına tescil etmemesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğramasına ilişkin olduğunu, davalı Belediyenin ihaleyi iptal ederek müvekkilinin ödediği 56.050,00 TL'yi yıllar sonra, dava açıldıktan sonra müvekkiline iade ettiğini, ihalenin iptali ve hatta dava tarihinde söz konusu taşınmazın değerinin bu bedelin birkaç katına ulaştığını, davaya konu taşınmaz müvekkili adına tescil edilmiş olsa ve dava tarihinde 3. bir şahsa satılsa idi ihale bedelinden birkaç kat bedelle satılıp müvekkilinin ihale bedelinin faiz getirisinden çok daha fazla kâr elde etmiş olacağını, davalı Belediyenin ihaleyi iptal edip taşınmazın değer artışından dolayı haksız kazanç sağladığını, zararın nitelendirilmesinde kelime hatası yapıldığını, müvekkilinin talebinin müspet zarara ilişkin olduğunu ve bu zararın dosya kapsamı itibariyle ispat edildiğini, zarar munzam zarar olarak kabul edilse dahi davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira yıllık enflasyon artış oranı, bu oranın eşya fiyatlarına yansıma durumu, mevduat ve Devlet tahvillerine verilen faiz oranları dikkate alındığında müvekkilinin zararının sabit olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının, davalı ... tarafından yapılan ihalenin iptali sonucunda uğradığı müspet zararın tazminine ilişkin açılan ek davaya yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. maddesine göre; hâkim, Türk hukukunu resen uygular. Diğer bir anlatımla, bir davada taraflarca ileri sürülen vakıaların ve sözleşmenin hukuki nitelendirmesini yapmak, uygulanacak hukuk kaidelerini bulmak ve uygulamak hâkimin doğrudan görevidir.
Somut olayda; eski Haraççı Belediye Başkanlığı tarafından 18.04.2008 tarihli ve 90 sayılı Encümen Kararı ile davaya konu 4349 ada 3 parselde yer alan arsa vasfındaki taşınmazın ihale ile davacıya toplam KDV dahil 56.050,00 TL bedelle satışına karar verildiği, söz konusu bedelin 07.07.2008 tarihinde ödendiği, tapunun davacı adına tescilinin yapılamadığı, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2010/1686 E., 2012/1357 K. ve 26.04.2012 tarihli kararı ile 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun (5747 sayılı Kanun) geçici 2. maddesine göre; başka bir belediyeye katılan belediyenin taşınmazlarının satışının katıldığı belediyelerin onayına tabi olduğundan ve katılınılan belediyenin taşınmazlarının satışının onaylanmasında takdir yetkisinin bulunduğu sabit olduğundan Arnavutköy Belediyesine katılan Haraççı Belediyesinin sahibi olduğu taşınmazın davacıya satışına ilişkin işlemin Arnavutköy Belediyesince onaylanmayıp Encümen Kararıyla iptal edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki ek davanın dayanağı olan Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/995 E. sayılı dosyasında hükme esas alınan 06.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda ise; iptal tarihinde taşınmaz değerinin 417.124,50 TL olduğu, yasal faiz uygulandığında ödenen bedelin 65.378,00 TL faizi ile birlikte alacak teşkil ettiği, davalının istenebilecek müspet zararın tespitinde 417.124,50 TL - 65.378,00 TL =351.746,50 TL müspet zarar talebinin oluşacağı, bu bedel için iptal tarihinden dava tarihine kadar yasal faiz uygulandığında, 409.249,00 TL olduğu belirtilmiş, söz konusu bilirkişi raporu hükme esas alınıp davacı tarafça ödenen bedel iade edildiğinden o miktar yönünden dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının zarar talebi yönünden ise davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000,00 TL munzam zararın davalıdan tahsiline karar verildiği ve bu karara yönelik davalının istinaf başvurusunun kararın kesin olması sebebiyle 10.06.2020 tarihinde reddine karar verildiği görülmektedir.
Bir kamu kurumu olan kapatılan Haraççı Belediyesinin; davacıya güven aşılayarak davaya konu taşınmazı yapılan ihale ile sattığı, davacının söz konusu ihalenin davalı ... tarafından iptal edilmesi nedeniyle ödediği bedelin tarafına iade edildiği, ancak davacının ihalenin iptali nedeniyle uğradığı zararın ödediği bedelin iadesi suretiyle giderilemeyeceği kuşkusuzdur.
Her ne kadar davacı vekilince uğranılan zarar sehven ''munzam zarar'' olarak ifade edilmiş ise de, yukarıda açıklanan 6100 sayılı Kanunun 33. maddesi hükmü uyarınca, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkimin görevidir. Dava dilekçesinde ve öncesinde açılıp sonuçlanan Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/995 E. sayılı dosyasında talep edilen zararın ''müspet zarar'' olarak nitelendirilmesi suretiyle eldeki davanın değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Zira, davalı Belediyenin kamuya sunduğu bu nitelikteki bir işlemde, devletin güvenilir olması asıldır. İşlemin bir tarafı kamu kurumu, diğer tarafı da dar gelirli vatandaştır. Vatandaşın kamu kurumlarına olan güven ve inancı korunmalıdır. Tarafına taşınmaz satışı yapılacağı inancı ile Belediyeye güvenerek para yatıran davacı, Belediye ile olan bu ilişkide edimini yerine getirmiş, davalı ... ise ihalenin iptali sonucunda edimini yerine getirmemiştir. İfa, davalı Belediyenin kusuru ile imkansız hale gelmiştir. Davalı ..., davacının zararını gidermelidir. Tazminat miktarı belirlenirken ise davacının gerçek zararı esas alınmalıdır.
Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince; eldeki davada hukuki nitelendirmenin 6100 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca davayı aydınlatmakla yükümlü olan Mahkemeye ait olduğu gözetilip, dosya kapsamında yer alan ''miktar itibariyle kesinlik nedeniyle ret'' kararı verilen Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/995 E. sayılı dosyasındaki dava dilekçesi, davacı tarafça kesinleşen dosyada alınan bilirkişi raporlarına itirazlarda ileri sürülen beyan dilekçelerindeki talep nitelendirmesi de dikkate alınarak davacının müspet zarar talebinde bulunduğu, Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/995 E. sayılı dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporu ile davacının müspet zararının doğru şekilde 409.249,00 TL olarak belirlenip bunun 1.000,00 TL'sinin söz konusu dosyada hüküm altına alındığı, bakiye miktarın ise eldeki davaya konu edildiği nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.