Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/3940 K.2025/2119
3. Hukuk Dairesi 2023/3940 E. , 2025/2119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/652 E., 2023/757 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/618 E., 2021/176 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 03.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi gereğince görüşmenin bırakıldığı 14.04.2025 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacıya ait ... sayılı aracın kendisini ... olarak tanıtan kişiye iki günlüğüne kiralandığını, aracın teslim edilmemesi üzerine suç duyurusunda bulunulduğunu, yapılan soruşturmada aracın dava dışı ... ...'ya noter satış sözleşmesi ile satıldığının tespit edildiğini, geçersiz satış sözleşmesine dayalı tescilin iptali ve aracın tescili talebiyle açılan davada davacıya 16.05.2018 tarihli noter satış sözleşmesinde belirlenen 500.000,00 TL'nin daire veznesine depo edilmesi için süre verildiğini ve paranın 20.04.2018 tarihinde depo edilmesinden sonra aracın davacıya ait olduğunun tespiti ile depo edilen bedelin dava dışı ...'a ödenmesine karar verildiğini, davalı noterin sahte belge ile işlem yaptığını, gerçek kişiyi tespit edecek sorgulamayı yapmadığını, bu itibarla kusurlu olduğunu ve dava dışı 3. kişiye ödenmek zorunda kalınan 500.000,00 TL'den sorumlu olduğunu ileri sürerek; 500.000,00 TL'nin 20.04.2018 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; araç maliki davacının ve aracı kiraya veren ... - ... açık ihmalleri, çelişkili beyanları ve zararın doğmasını önleyecek tedbirleri almadıklarının ortada olduğunu, böylesine yüksek bedelli bir aracın güvenilmeyen bir kişiye bu derece uzun bir süreyle kiraya verilmesinin ve kira süresinin üzerinden bir hayli zaman geçmesine rağmen şikayette bulunulmaması ya da aracın akıbetinin sorgulanmamasının akıllarda şüphe uyandırdığını, davacının kimlik bilgilerinin ne şekilde kaybolduğunun veya çalındığının izah edilemediğini, ayrıca Akbank ...de davacı adına sahte hesap açılmasında davacının kimlik bilgilerinin nasıl böyle kolayca kullanıldığının da düşündürücü olduğunu, davacının bankadaki sahte işlemleri kanıtlaması durumunda banka gibi bir kurumu da sahte kimlikle hataya düşüren 3. kişinin ağır kusurlu olduğu ve söz konusu kimliğin de iğfal kabiliyetinin son derece yüksek olduğunun anlaşıldığını, sadece bu olgunun bile bankanın sorumluluğunu doğurduğu gibi kusur açısından illiyet bağının kesilmesini gerektirdiğini, söz konusu banka şubesince sahte kimliği kullanan şahsa ödeme yapılmasa idi davacının bir zararının meydana gelmeyeceğini, olayda kusur değerlendirilmesi yapılması gereken birden fazla kişi ya da kurum bulunduğunu, satışta kullanılan sahte nüfus cüzdanının çipli sistem öncesine ait olup Mernis sisteminde ekranda görülen bilgilerle aynı bilgileri içerdiğini, çipsiz nüfus cüzdanlarında ekranda fotoğraf yer almadığından kimlik sahibinin görsel teşhisinin yapılamadığını, gerekli mesleki özeni göstermiş olması sebebiyle davalının sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; olay hakkında yürütülen soruşturma dosyasından anlaşıldığı üzere davacının adına kayıtlı olan ... plaka sayılı aracı kiralanması için dava dışı ...'ın ... isimli firmasına teslim ettiği, söz konusu aracın ... sahte kimliğini kullanan meçhul şüpheli tarafından 07.06.2016 tarihinde kiralandığı, meçhul şüphelinin aracı geri getirmediği, aracın internet aracılığıyla satışı için reklam vererek dava dışı ... ile görüşme yaptığı, aracın 500.000,00 TL karşılığı ... Noterliğinin 15.06.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile ...'in eşi ... adına devralındığı, araç bedelinin davacı adına Akbank ... şubesinde 10.06.2016 tarihinde açılan hesaba EFT yapıldığı, satış bedelinin havale yapıldığı 15.06.2016 tarihinde meçhul şüpheli tarafından çekildiği, aracın geri getirilmemesi üzerine GPS sistemi üzerinden yapılan araştırmada ...'in aracı satış için oto galerisine bıraktığı ve ...'ın işyerinde bulunduğu, aracı kiralayan ... kimliğini kullanan şüpheli şahıs ile gerçek ...'ın aynı şahıs olmadığının tespit edildiği, ... Noterliği ile Akbank ... şubesinin güvenlik kayıtlarının incelenmesinden de bankadan para çeken şüpheli şahsın açık kimliğinin tespit edilemediğinin belirtildiği, Akbank ... şubesinde hesap açan meçhul şüpheli ile gerçek ...'ın aynı şahıs olmadığının anlaşıldığı, bankanın cevabi yazısı ekinde hesap açılışı sırasında kullanılan kimlik fotokopisinin gönderildiği, noter satış sözleşmesindeki kimlik bilgilerinin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından bildirilen kayıtlar ile örtüştüğü, bankada hesap açmada kullanılan kimlik fotokopisinin ise nüfus kayıtları ile uyumsuz olduğunun görüldüğü, sorumluluğa ilişkin ilkeler dikkate alındığında, davalı noterin davaya konu olayda sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 500.000,00 TL tazminatın 20.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı noter tarafından sahte kimlik esas alınarak dava konusu aracın satışının yapıldığı, noter işlemi sırasında kullanılan sahte nüfus cüzdanının aslı temin edilemediğinden, sahte nüfus cüzdanının iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılamadığı, davalı noterin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, oluşan zarar ile davalı noter işlemi arasında uygun illiyet bağının kurulduğu, davalı noterin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldıracak şekilde illiyet bağının kesildiğinin davalı noter tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; araç maliki davacının ve aracı kiraya veren dava dışı ... - .... açık ihmalleri, çelişkili beyanları ve zararın doğmasını önleyecek tedbirleri almadıklarının açık olduğunu, böylesine yüksek bedelli bir aracın güvenilmeyen bir kişiye bu derece uzun süreyle kiraya verilmesi ve kira süresinin üzerinden bir hayli süre geçmesine rağmen şikayette bulunulmaması ya da aracın akıbetinin sorgulanmamasının şüpheli olduğunu, üstelik davacının kimlik bilgilerinin de ne şekilde kaybolduğunun açıklanmadığını, dava konusu olayın birden fazla tarafın fiili ile gerçekleşmiş olmasına ve İlk Derece Mahkemesinden kusura ilişkin tarafların durumlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi talebinde bulunmalarına karşın kusur raporu alınmadığını, hesap raporunda hatalı olarak hukuki değerlendirmelerde bulunulduğunu, bankada sahte kimlik kullanıldığının tespit edildiğini, dolayısıyla kimliğin iğfal kabiliyetinin var olduğunu, 3. kişinin ağır kusurunun bulunduğunu, ayrıca davacının tedbir almadığını, kiralama şirketinin ve bankanın kusuru ile illiyet bağının kesildiğini, çünkü söz konusu banka şubesince sahte kimliği kullanan şahsa ödeme yapılmasa idi davacının bir zararının meydana gelmeyeceğini, satışta kullanılan nüfus cüzdanının Mernis sisteminde yer alan ve ekranda görüntülenen bilgilerle aynı bilgileri içerdiğini, noterin görevi gereği yalnızca bu bilgilerin eşleşip eşleşmediğini kontrol etmekle yükümlü olduğunu, çipsiz nüfus cüzdanlarında da ekranda fotoğraf yer almadığından kimlik sahibinin görsel teşhisinin yapılamadığını, davalının mesleki özene uygun davrandığını, olayda kiralama işlemini yapan dava dışı ... - ... aracını bırakan davacı ve bu şirketin de müterafik kusurlu olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, noterin kusursuz sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, aslı ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanının iğfal kabiliyeti incelemesi yapılamadığından davalının meydana gelen olayda illiyet bağının kesildiğini ispat edemediğinin anlaşılmış olmasına göre; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1- Somut olayda, davacı ...’a ait ... marka aracın davacı tarafından dava dışı ...’ye uzun süreli olarak, onun tarafından da ... isimli üçüncü kişiye 2 günlüğüne kiralandığı, aracın süresinde teslim edilmemesi yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda, aracın kimliği belirsiz kişiler tarafından davacı araç malikinin sahte kimliği kullanılarak öncelikle noterden satışının yapıldığı, akabinde de dava dışı Banka’dan yine sahte kimlikle hesap açılarak üçüncü kişilere satıldığı, bu defa aracın ortaya çıkması üzerine davacı tarafından aracın satış değeri olan 500.000 TL ödenmek suretiyle devrin tekrar davacı üzerine alındığı, davacının bu miktar kadar zararının tahsili için davalı aleyhine dava açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı Noter’in meydana gelen zarardan kusursuz sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, BAM tarafından esas hakkında ret kararı verilmiş ve Daire çoğunluğunca da kararın onanmasına karar verilmiş ise de bu görüşe katılmıyorum. Şöyle ki;
2- Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen “Noterlerin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı düzenlemede yer alan;
“ Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.”
Şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, sahte kimlik bilgisi kullanılarak yapılan satışlara aracılık eden noterlerin hukuki sorumluluklarının kaynağının “haksız fiil sorumluluğu” olduğu hususunda tereddüt edilmemelidir. Haksız fiil sorumluluğu için aranan unsurların, “hukuka aykırı fiil, kusur, zarar, zarar ile fiil arasında illiyet bağı” unsurlarının hep birlikte bulunması zorunludur.
Öte yandan Noterlerin sorumluluğunun “kusursuz sorumluluk” olduğu hususundaki görüşeise isabetli bulmuyorum. Bir sorumluluğun kusursuz sorumluluk hali olarak kabul edilebilmesi için bu hususun mutlaka ya TBK’da, ya da kendi özel yasasında açıkça düzenlenmesi şarttır. Oysa ne TBK’da, ne de Noterlik Kanunu’nda noterlerin kusursuz sorumluluğuna ilişkin hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. İçtihat yoluyla kusursuz sorumluluk hali yaratılması mümkün değildir.
Kusursuz sorumluluktan kurtulmanın yegane istisnası “illiyet bağının kesilmesi” olgusudur. Keza haksız fiil sorumluluğunda da fiil ile zarar arasında “uygun illiyet bağı” bulunması sorumluluğun ön şartlarından birisidir.
Somut olayda davacının meydana gelen haksız fiil sebebiyle bir zarar meydana geldiği aşikar ise de, bu zararın davalı Noter’in eylemi ile mi, yoksa dava dışı Akbank’ın eylemi ile mi gerçekleştiği irdelenmelidir.
Olayda kullanılan sahte nüfus cüzdanının aynı zamanda, ... marka araç bedelinin alıcı tarafından davacı adına dava dışı Akbank’a yatırıldığı ve paranın bu hesaptan yine dolandırıcı tarafından çekilmesi suretiyle zararın oluştuğu dikkate alındığında, bir an için Noter’in kusurlu olduğu düşünülse bile, araç bedeli doğru kişi (araç sahibi) adına Bankaya yatırıldığından ve zararın bu paranın Banka tarafından üçüncü kişiye kusurlu olarak ödendiği anlaşıldığından, zarar ile davalının eylemi arasında UYGUN İLLİYET BAĞININ BULUNMADIĞI kanaatindeyim.
3- Noterliklerin birer güven kuruluşu olduğu dikkate alındığında, “yüksek özen borcu” altında oldukları, bu nedenle en hafif kusurlarından dolayı sorumlu tutulmaları gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.Nitekim Dairenin genel ve fiili yaklaşımı da, Noterlerin her türlü özeni gösterdiği halde sahteciliği önleyemeyecek halde olması (dublör kullanılması, sahteciliğe sebep olan belgenin yüksek iğfal kabiliyetinin bulunması) halinde Noterlerin sorumlu olmayacakları kabul edilmiştir.
Somut olayda, sahteciliğe konu nüfus cüzdanının elde olmaması nedeniyle bu belgenin “iğfal kaabileyeti” bulunup bulunmadığı tespit edilememiş, ancak belgenin iğfal kabiliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir. Olay tarihi itibariyle, Noterlik Elektronik Bilgi Sistemi, Merkezi Nüfus ve Vatandaşlık Bilgi Ağı (Mernis) ile entegre olmadığından, Noter’in, adına işlem yapılan kişinin fotoğraflı bilgileri ile işlem sırasında kullanılan nüfus cüzdanını karşılaştırma imkan ve kabiliyeti bulunmamaktadır. Banka kamera görüntülerinden hem araç kiralanırken kullanılan ...’a ait kimliğin sahte, hem de aracın maliki olan davacı ...’a ait kimliğin sahte olduğu anlaşılmıştır.
Dolandırıcılık eyleminin faili, davacının sahte kimlikkullanarak sadece davalı Noter’i değil, aynı zamanda dava dışı Akbank’ı da yanılttığı ve bu konularda tam bir profesyonel dolandırıcı olduğu, özellikle -bir başka yüksek özen kuruluşu olan- dava dışı Banka’da da hesap açabildiği ve para çekebildiğine göre, olayda kullanılan ve mevcudiyeti kolluk güçlerince ele geçirilemeyen nüfus cüzdanının “iğfal kabiliyetinin” bulunduğu ve yerleşik Daire uygulaması gereğibu tür durumlarda Noter’in sorumlu olmadığı kabul edilmelidir.
4- Keza somut olayda davacının müterafık kusurunun bulunup bulunmadığı da irdelenmemiştir.
Dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden, ... marka aracın 07.06.2016 tarihinde 2 günlüğüne ... sahte kimliğini kullanan dolandırıcıya kiralandığı ve 09.06.2016 tarihinde aracın getirilmediği, araçta GPS takip cihazı bulunduğu halde, aracın satıldığı 15.06.2016 tarihine kadar aracın bulunduğu yeri tespit edip yasal işlem yapılmasını sağlamayan, keza aracın teslimi sırasında da gerekli kimlik kontrollerini sağlamayan davacının (onun adına aracı üçüncü kişilere kiralayan Oto Kiralama Şirketinin) da zararın gerçekleşmesinde müterafık kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu husus irdelenmeksizin davanın tamamen kabulüne karar verilmesini de isabetli bulmuyoruz.
Anılan nedenlerle kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden, davanın kabulü kararını onayan Daire çoğunluğu görüşüne katılmıyoruz.
KARŞI OY
1- Somut olayda, davacı ...’a ait ... marka aracın davacı tarafından dava dışı ...’ye uzun süreli olarak, onun tarafından da ... isimli üçüncü kişiye 2 günlüğüne kiralandığı, aracın süresinde teslim edilmemesi yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda, aracın kimliği belirsiz kişiler tarafından davacı araç malikinin sahte kimliği kullanılarak öncelikle noterden satışının yapıldığı, akabinde de dava dışı Banka’dan yine sahte kimlikle hesap açılarak üçüncü kişilere satıldığı, bu defa aracın ortaya çıkması üzerine davacı tarafından aracın satış değeri olan 500.000 TL ödenmek suretiyle devrin tekrar davacı üzerine alındığı, davacının bu miktar kadar zararının tahsili için davalı aleyhine dava açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı Noter’in meydana gelen zarardan kusursuz sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, BAM tarafından esas hakkında ret kararı verilmiş ve Daire çoğunluğunca da kararın onanmasına karar verilmiş ise de bu görüşe katılmıyorum. Şöyle ki;
2- Noterlik Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen “Noterlerin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı düzenlemede yer alan;
“ Stajiyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.”
Şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, sahte kimlik bilgisi kullanılarak yapılan satışlara aracılık eden noterlerin hukuki sorumluluklarının kaynağının “haksız fiil sorumluluğu” olduğu hususunda tereddüt edilmemelidir. Haksız fiil sorumluluğu için aranan unsurların, “hukuka aykırı fiil, kusur, zarar, zarar ile fiil arasında illiyet bağı” unsurlarının hep birlikte bulunması zorunludur.
Somut olayda davacının meydana gelen haksız fiil sebebiyle bir zarar meydana geldiği aşikar ise de, bu zararın davalı Noter’in eylemi ile mi, yoksa dava dışı Akbank’ın eylemi ile mi gerçekleştiği irdelenmelidir.
Olayda kullanılan sahte nüfus cüzdanının aynı zamanda, ... marka araç bedelinin alıcı tarafından davacı adına dava dışı Akbank’a yatırıldığı ve paranın bu hesaptan yine dolandırıcı tarafından çekilmesi suretiyle zararın oluştuğu dikkate alındığında, bir an için Noter’in kusurlu olduğu düşünülse bile, araç bedeli doğru kişi (araç sahibi) adına Bankaya yatırıldığından ve zararın bu paranın Banka tarafından üçüncü kişiye kusurlu olarak ödendiği anlaşıldığından, zarar ile davalının eylemi arasında UYGUN İLLİYET BAĞININ BULUNMADIĞI kanaatindeyim.
3- Noterliklerin birer güven kuruluşu olduğu dikkate alındığında, “yüksek özen borcu” altında oldukları, bu nedenle en hafif kusurlarından dolayı sorumlu tutulmaları gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.Nitekim Dairenin genel ve fiili yaklaşımı da, Noterlerin her türlü özeni gösterdiği halde sahteciliği önleyemeyecek halde olması (dublör kullanılması, sahteciliğe sebep olan belgenin yüksek iğfal kabiliyetinin bulunması) halinde Noterlerin sorumlu olmayacakları kabul edilmiştir.
Somut olayda, sahteciliğe konu nüfus cüzdanının elde olmaması nedeniyle bu belgenin “iğfal kaabileyeti” bulunup bulunmadığı tespit edilememiş, ancak belgenin iğfal kabiliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir. Olay tarihi itibariyle, Noterlik Elektronik Bilgi Sistemi, Merkezi Nüfus ve Vatandaşlık Bilgi Ağı (Mernis) ile entegre olmadığından, Noter’in, adına işlem yapılan kişinin fotoğraflı bilgileri ile işlem sırasında kullanılan nüfus cüzdanını karşılaştırma imkan ve kabiliyeti bulunmamaktadır. Banka kamera görüntülerinden hem araç kiralanırken kullanılan ...’a ait kimliğin sahte, hem de aracın maliki olan davacı ...’a ait kimliğin sahte olduğu anlaşılmıştır.
Dolandırıcılık eyleminin faili, davacının sahte kimlikkullanarak sadece davalı Noter’i değil, aynı zamanda dava dışı Akbank’ı da yanılttığı ve bu konularda tam bir profesyonel dolandırıcı olduğu, özellikle -bir başka yüksek özen kuruluşu olan- dava dışı Banka’da da hesap açabildiği ve para çekebildiğine göre, olayda kullanılan ve mevcudiyeti kolluk güçlerince ele geçirilemeyen nüfus cüzdanının “iğfal kabiliyetinin” bulunduğu ve yerleşik Daire uygulaması gereğibu tür durumlarda Noter’in sorumlu olmadığı kabul edilmelidir.
4- Keza somut olayda davacının müterafık kusurunun bulunup bulunmadığı da irdelenmemiştir.
Dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden, ... marka aracın 07.06.2016 tarihinde 2 günlüğüne ... sahte kimliğini kullanan dolandırıcıya kiralandığı ve 09.06.2016 tarihinde aracın getirilmediği, araçta GPS takip cihazı bulunduğu halde, aracın satıldığı 15.06.2016 tarihine kadar aracın bulunduğu yeri tespit edip yasal işlem yapılmasını sağlamayan, keza aracın teslimi sırasında da gerekli kimlik kontrollerini sağlamayan davacının (onun adına aracı üçüncü kişilere kiralayan Oto Kiralama Şirketinin) da zararın gerçekleşmesinde müterafık kusurunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu husus irdelenmeksizin davanın tamamen kabulüne karar verilmesini de isabetli bulmuyoruz.
Anılan nedenlerle kararın bozulması gerektiğini düşündüğümüzden, davanın kabulü kararını onayan Daire çoğunluğu görüşüne katılmıyorum.