Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/636 K.2025/1675
3. Hukuk Dairesi 2025/636 E. , 2025/1675 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2286 E., 2023/2832 K.
DAVA TARİHİ : 13.11.2012
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/110 E., 2021/142 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl davada; müvekkilinin eski ve köklü bir dernek olduğunu, kulübün sponsorluklar dışında önemli bir gelir kaynağı bulunmadığını, ...Ankara Koleji mezunlarının sahip oldukları şirketlerin kulübün takımlarına maddi destek olduklarını, kulübün dört A takımının 1. lige yükselmesi nedeniyle davalı ile 2012 yılı haziran ayı başında sponsorluk görüşmelerine başladıklarını, davalının da kendi takımlarını kapatması ile onlara harcadığı meblağın çok daha azına dört takımla birden 1. lig düzeyinde marka değerini artırma amacını hedeflediğini, 16.06.2012 tarihinde imza aşamasına geçildiğini, 22.06.2012 tarihinde kendilerine ilk sponsorluk taslağının e-mail yolu ile gönderildiğini, yapılan müzakereler sonucunda sözleşmenin reklam ve tanıtım sözleşmesi olarak değiştirildiğini, 06.07.2012 tarihinde davalı tarafından gönderilen e-mail ile sözleşmenin imzalanarak gönderilmesi ile, kendilerinin de 1 hafta içinde imzalayacaklarını belirttiklerini, aynı gün kulüp başkanları tarafından imzalanan sözleşmenin kargo ile davalıya gönderildiğini, aynı tarihte davalı yetkililerinin de hayırlı olsun dediklerini, sözleşme taslağına göre davalının kendilerine 2012-2013 sezonunda 4.500.000,00 TL+KDV, 2013-2014 sezonunda 5.000.000,00 TL+KDV, 2014-2015 sezonunda 5.500.000,00 TL+KDV olmak üzere toplam 15.000.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, aynı zamanda alt yapı spor kıyafetleri için 50.000,00 TL ödemeyi taahhüt ettiklerini, sözleşmenin icap ve kabul ile kurulduğunu, imzanın prosedür olduğunu, sözleşmenin davalı tarafından imzalanacağına güvenerek transfer sezonunu kaçırmamak saikiyle sporcularla sözleşmeler imzaladıklarını, ciddi bir yük ve sorumluluk altına girdiklerini, sporcularla imzalanan sözleşmelerin toplamının dava tarihi itibariyle 5.722.616,45 TL olduğunu, sözleşmeye olan inançları nedeniyle bu sözleşmelerin imzalandığını, aksi takdirde çok daha düşük bedeller ödeyeceklerini, anlaştıkları sporculara verdikleri sözleri de yerine getiremediklerini, sporcuların bir kısmının kulübü terkettiğini, itibar kaybına uğradıklarını, sözleşmede diğer sponsorlara izin verilmemesi nedeniyle de fırsatları kaçırdıklarını, uğradıkları zararı en aza indirgemek için geçte olsa eski isim sponsorları ile görüştüklerini, sadece ...Kimya AŞ ile 01.10.2012 tarihinde sponsorluk sözleşmesi imzalayabildiklerini, onun da gecikme nedeniyle 500.000,00 TL tutar üzerinden olduğunu, 28.09.2012 tarihinde de ... Ltd Şti ile yıllık 200.000,00 TL bedelle isim sponsorluğu aldıklarını, alt yapı kıyafetleri nedeniyle de zararlarının oluştuğunu, ödeneceğine dair taahhüde güvenilerek 66.610,80 TL tutarında spor kıyafet siparişi verildiğini, itibar kaybı nedeniyle manevi zararlarının da oluştuğunu, bu kapsamda davalıya 16.09.2012 tarihinde ihtarname keşide ettiklerini, cevap alamadıklarını ileri sürerek; sözleşmeye güvenerek imzaladıkları sporcu sözleşmeleri ile üstlendikleri yükümlülükler nedeniyle uğradıkları zarar karşılığı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.500,00 TL maddi, kaçırılan sponsorluk bedellerine ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.500,00 TL maddi, alt yapı spor kıyafetleri masrafları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL, itibar kaybı nedeniyle 250.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, verdiği ıslah dilekçesi ile sporcu sözleşmeleri ile üstlendikleri yükümlülükler nedeniyle uğradıkları zarara ilişkin talebini 704.298,60 TL'ye yükseltmiştir.
2.Davacı vekili birleşen davada; müvekkili kulübün 2012 yılı haziran ayında Türk Telekomünikasyon AŞ ile sponsorluk görüşmelerine başladığını, taraflar arasındaki görüşmelerin olumlu sonuçlandığını, ...Ankara Kolejliler Kulübü Başkanı tarafından 6 Temmuz 2012 tarihinde sözleşmenin imzalandığını, davalı şirketçe sözleşmenin imzalanmadığını ve çeşitli bahanelerle imza sürecinin uzatıldığını, sözleşme imzalanmadan müvekkilinin sporcu transferlerine başladığını, kulübün sponsorluğunu yapan ve yapmaya devam etmek isteyen diğer şirketlerin geri çevrildiğini böylece tüm sponsor fırsatlarının kaçırıldığını, davalı şirkete sözleşmenin imzalanması hususunda Ankara .... Noterliğinin 12.09.2012 tarih ve 17280 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı taraftan bir cevap alınmaması üzerine Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/598 esası ile dava açıldığını, alınan bilirkişi raporunda müvekkili spor kulübünün kaçırılan sponsorluk bedelleri için 500.000,00 TL talep edebileceğinin tespit edildiğini, taleple bağlı kalınarak 4.500,00 TL tazminatın tahsiline karar verildiğini, fark olan 495.500,00 TL'nin tahsili için ek dava niteliğindeki mevcut davayı açtıklarını ileri sürerek; kaçırılan sponsorluk bedellerine ilişkin olarak 495.500,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacının iddialarının gerçek zarar ilkesine aykırı olduğunu, varsayımlara dayandığını, ihtarnameyi aldıkları 13.09.2012 tarihinden sonra dahi davacının 24 tane sözleşme imzaladığını, iyiniyetli olmadıklarını, hangi üst düzey sporcuların kulübü terkettiklerinin belirlenmesi gerektiğini, sponsorlar konusunda da çelişkili beyanlarda bulunduklarını, iki ayrı firmayla 700.000,00 TL bedelli sponsorluk sözleşmesi imzaladıklarını, kıyafetlere yönelik ileri sürülen zararın kabulünün mümkün olmadığını, manevi zararın gerekçesinin de dayanaksız olduğunu, değeri 1.000.000,00 TL'nin üzerindeki sözleşmeleri imzalamaya icra komitesinin yetkili olduğunu, davacının belirttiği e-mail yazışmalarını yapan şahısların şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunmadıklarını, e-mail'in uzman olarak çalışan yönetici sıfatı olmayan bir şirket çalışanı tarafından gönderildiğini, görüşmelerini yürüttükleri her sözleşmeyi imzalama yükümlülüklerinin bulunmadığını, ihtara cevap için iç yazışmalar devam ederken davanın açıldığını, davacının amacının kendilerin zor durumda bırakmak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.01.2017 tarihli 2012/598 E. 2017/27 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli 2018/1496 E. 2020/1412 K. sayılı kararı ile mahkemenin görevli olmadığı gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı arasında spor takımları için sponsorluk görüşmeleri yapıldığı, görüşmeler neticesinde sözleşmenin taslağının hazırlandığı ve davacı tarafından imzalanarak elektronik ortamda davalıya gönderildiği, davacının bu sözleşmenin imzalanacağına güvenerek harcamalar yaptığı ve başka firmalarla sponsorluk sözleşmesi imzalamadığı, ancak davalının sözleşmeyi imzalayacağı yönünde güven yaratmasına rağmen sözleşmeyi imzalamaması nedeniyle zarara uğradığını, bu nedenle sözleşmeye güvenerek imzaladığı sporcu sözleşmeleri ve üstlendiği yükümlülükler nedeniyle uğranılan zarar, kaçırılan sponsorluk bedelleri, altyapı spor kıyafetleri nedeniyle yapılan masraf ve itibar kaybı nedeniyle ortaya çıkan manevi zararın tazmini için davanın açıldığı, taraflar arasında bir sözleşme bulunmamakla birlikte taraflara arasında yapılan sözleşme görüşmelerinin culpa in contrahendo sorumluluğunu doğuracak mahiyet taşıdığı, davacının sözleşmenin kurulacağına olan inancı gereği oluşan zararlarını davalıdan tazminini talep edebileceği, buna göre davacının sözleşmenin imzalanacağına olan inancı gereği yaptığı 466.272,34 TL sporcu ödemelerinden 450.000,00 TL'nin dava tarihinden, geri kalan kısmın ıslah tarihinden itibaren davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi gerektiği, kaçırılan sponsorluk fırsatları nedeniyle davacının uğradığı 500.000,00 TL zararın dava tarihleri itibariyle davalıdan tahsili gerektiği, her ne kadar davacı altyapı spor kıyafetlerinden dolayı zarara uğradığını belirterek talepte bulunmuş ise de sponsorluk sözleşmesi yapılmasa bile kendi sporcularına kıyafet ve teknik malzeme sunması gerektiğinden bu kaleme yönelik bir zarar doğmadığından buna ilişkin talebin reddine, davacı manevi tazminat talep etmiş ise de, manevi tazminat talep edilebilmesi için ya davacının TMK 24 ve devamı maddeleri kapsamında kişilik haklarına hukuka aykırı bir tecavüzün bulunması ya da TBK 56. maddesinde düzenlendiği üzere bedensel bütünlüğünün zedelenmesinin söz konusu olması gerektiği, somut olayda manevi tazminat koşulları oluşmadığından davacının subut bulmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilamın başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davacının sözleşme imzalanmadığı halde yüksek maliyetli sporcuları transfer etmesinin basiretli davranış olmadığını, kendisinin kusurunun ve davacıyı yönlendirmesinin olmadığını, "culpa in contrahendo" sorumluluğunun doğmadığını, davacının boşa giden bir harcamasının olmadığını, kaçırılan sponsorluk nedeni ile talep edilen menfi zarar bedelinin yasal dayanağının bulunmadığını, davacının 01.10.2012 tarihinde sponsorluk sözleşmesi imzaladığını, sponsorsuz kalmadığını, tacir olmayan davacının avans faizi isteyemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sponsorluk görüşmeleri sonucunda imzalanmayan sözleşme nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği menfi zarardan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.06.2021 tarihli ve 2017/11-2625 E., 2021/766 K. sayılı ilamında sözleşme öncesi sorumluluk; "Sözleşme öncesi sorumluluk (sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk-culpa in contrahendo) genel bir ifadeyle; sözleşme görüşmeleri aşamasında taraflardan birinin diğerine veya onun koruması altında bulunan kişilere karşı, aralarında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı gereğince ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlâli sonucu meydana gelen sorumluluktur (Eren, s. 1083). Zira sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Güven ilişkisi TMK’nın 2/1 maddesinde düzenlenmiş olan dürüstlük kuralına dayanır. Buna göre, görüşmeler esnasında görüşmecilerin sözleşmenin muhtevası ve şartları hakkında birbirlerini aydınlatması, dürüstlük kuralına uygun davranması, birbirlerinin kişilik ve mal varlığı değerlerine zarar vermemek için gerekli özeni göstermesi, koruma yükümlülüklerine uyması ve bu kapsamda yaratılan güveni boşa çıkarmaması gerekir. Eş söyleyişle sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ile özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Zira koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder. Sözleşme öncesi koruma yükümlerinin kusurlu bir şekilde ihlali, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa sebebiyet verir (Tunçomağ, K; Türk Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt 1, İstanbul 1976, s. 211; Eren, s. 1083, 1084; Uygur, s. 247; Kılıçoğlu, s. 82). Sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (menfi zarardan) sorumluluğu değil, TMK’nın 2/1 maddesindeki dürüstlük kurallarına dayanan güven ilkesinden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar. Görüşmeciler bu yükümlülüklere kusurlu olarak aykırı davranıp, görüşmelerin başlamasıyla aralarında kurulmuş bulunan güven ilişkisini ihlal ettikleri takdirde bundan doğan zarardan sorumludurlar (Eren, s. 1084)." şeklinde açıklanmıştır.
3. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve bilimsel verilere uygun şekilde düzenlendiğinin anlaşılmasına, taraflar arasındaki sponsorluk görüşmelerine ilişkin elektronik yazışma içeriklerine, özellikle davalının sponsorluk sözleşmesinin son halini imzalanması için davacıya gönderdiği, davacının da sözleşmeyi imzalayarak davalıya gönderdiği, spor kulübü olan davacının, kısıtlı süreye tabi olan transfer sezonunda davalı ile sponsorluk sözleşmesi imzalanacağına güvenerek sporcu sözleşmeleri imzaladığı, davacının uğradığı zarar miktarının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının sözleşmenin imzalanacağına güvenerek kaçırdığı sponsorluk fırsatlarından doğan zarardan davalının sorumlu olduğu, davacının sonradan sponsorluk sözleşmesi imzalamasının bu zararın tazminini talep etme hakkını ortadan kaldırmayacağı, dava konusu işin ticari iş olması nedeniyle faizin türünün doğru şekilde tespit edildiği, dolayısıyla davalının dürüstlük kuralına aykırı davrandığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,....03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.