Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1655 K.2025/1680

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1655 📋 K. 2025/1680 📅 17.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/1655 E.  ,  2025/1680 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/117 E., 2024/484 K.
DAVA TARİHİ : 28.12.2018
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar ... ve ... vekili ile davalılardan Yeşilırmak EDAŞ vekilince, 11.03.2024 tarihli tashih kararı davalı ... EDAŞ vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'ın 06.09.2018 tarihinde hayvanlarını araziye götürdüğü sırada elektrik akımına kapılan koyununu kurtarmak isterken kendisinin de akıma kapılarak vefat ettiğini, olaya ilişkin olarak başlatılan soruşturmada alınan bilirkişi raporunda tüm kusurun davalılarda olduğunun tespit edildiğini, olay sebebiyle müvekkillerinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılardan eşi ... için 600,00 TL, çocukları ... ve ... için ayrı ayrı 100,00 TL, anne ... ve babası ... için ayrı ayrı 100,00 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.000,00 TL maddi tazminat ile ... için 120.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 80.000,00 TL, kardeşleri ...ve ... için ayrı ayrı 60.000,00 TL olmak üzere toplam 600.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin meydana geldiği 06.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiş, davacılar vekili bedel artırım dilekçesiyle; davacılardan ... için 1.302.529,58 TL, ... için 338.867,55 TL, ... için 266.011,43 TL, ... için 249.864,29 TL ve ... için 2.557,63-TL'nin 06.09.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsilini talep etmiş, 21.07.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini ... için 2.815.621,69 TL, ... için 395.741,31 TL, ... için 269.874,04 TL, ... için 538.409,10 TL'ye yükseltmiş, ... için talep edilen 2.557,63 TL ile birlikte toplam 4.022.203,77 TL destekten yoksun kalma tazminatı bedelinin fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma hakkı saklı kalmak kaydı ile tarihi olan 06.09.2018 tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... EDAŞ vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, reddinin gerektiğini, olayın meydana gelmesinde tüm kusurun destekte olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkili ile diğer davalı arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında tüm sorumluluğun diğer davalıya ait olduğunu, savcılık dosyasındaki raporun gerçeği yansıtmadığını, talep edilen tazminat miktarları ve faiz başlangıç tarihinin de haksız olduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı ... Elektrik Limited Şirketi vekili; müvekkilinin diğer davalının taşeron firması olarak 2017 yılında direk yenileme hizmeti verdiğini, tahta olan direklerin demir olanlarla değiştirildiğini, teknik tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, geçici kabulün yapıldığını, dava konusu olayın yenileme çalışması yapıldıktan 1 yıl sonra meydana geldiğini, tüm yükümlülükleri yerine getiren müvekkilinin sorumluluğunun ve kusurunun bulunmadığını, sorumluluğun diğer davalıya ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2022 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne; davacılardan ... yönünden 1.302.529,58 TL destekten yoksunluk, ... yönünden 338.867,55 TL, ... yönünden 266.011,43 TL, ... yönünden 249.864,29 TL, ... yönünden 2.557,63 TL olmak üzere toplam 2.159.830,48 TL maddi tazminatın, ... yönünden 20.000,00 TL, ... yönünden 13.000,00 TL, ... yönünden 13.000,00 TL, ... yönünden 6.000,00 TL, ... yönünden 6.000,00 TL, ... yönünden 3.500,00 TL, ... yönünden 3.500,00 TL, manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesi 24.05.2023 tarihli kararıyla; Mahkemece, davacılar ... ve ...'ın 18 yaşına kadar destekten yoksun kalacakları dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması bakımından aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre göre karar verilmesi gerektiği ve kabule göre de, tarafların ekonomik sosyal durumları, olayın meydana geliş şekli ve hakkaniyet dikkate alındığında Mahkemece davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatların bir miktar az olması ve davacı tarafça peşin ve ıslah ile yatırılan harçların tamamının davalılardan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerine dahil edilerek kabul red oranına göre paylaştırılması da usul ve yasaya aykırı olduğundan davalılar vekillerinin istinaf başvurularının bu yönden kabulü ile davalılar vekillerinin sair istinaf itirazları ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ve desteğin muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesi suretiyle düzenlendiği ve usule uygun hüküm kurmaya elverişli 17.07.2022 tarihli ve 11.07.2023 tarihli bilirkişi raporları da dikkate alınarak, desteğin kusurunun olmadığı, ... Ltd.Şti.'nin %40, davalı Yeşilirmak EDAŞ'ın %60 oranında asli kusurlu olduğu, kusur oranları ve BAM kaldırma kararı dikkate alınarak, istinaf ilamı sonrası yapılan yargılamada; dosyanın hesap bilirkişisine verilerek alınan 11.07.2023 tarihli ek raporda; hesap tarihi itibariyle (11.07.2023) destekten yoksun kalan ...'in 2.815.621,69 TL, ...'in 395.741,31 TL, ...'in 269.874,04 TL ve ...'nın 538.409,10 TL ve ...'in 2.557,63 TL net tazminat alacağı olduğunu belirlendiğini, ancak Samsun 5. Hukuk Dairesinin 24.05.2023 tarihli ilamında,"Bu itibarla Mahkemece, davacılar ... ve ...'ın 18 yaşına kadar destekten yoksun kalacakları dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması bakımından aktüer bilirkişiden ek rapor alınmasına'' belirtildiğinden diğer davacılar yönünden maddi tazminat yönünden bozma olmadığı ve davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan, önceki kararda belirtilen aynı maddi tazminat miktara hükmedildiğinden davalının sonradan diğer davacılar yönünden yaptığı ıslahın kabul edilmediği, davacıların ve desteğin yaşı, olayın vehameti ve davacılarda meydana gelen ruhsal çöküntünün boyutları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacıların müteveffaya olan yakınlıkları ile hak ve nesafet kuralları göz önünde bulundurularak her bir davacının bahsi geçen değerlendirmeler bazında özel durumu kayda alınarak, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, davacılardan ... yönünden 1.302.529,58 TL, ... yönünden 395.741,31 TL, çocuk ... yönünden 269.874,04 TL, anne ... yönünden 249.864,29 TL, ... yönünden 2.557,63 TL, olmak üzere toplam 2.220.566,85 TL maddi tazminatın, ... yönünden 60.000,00 TL, ... yönünden 30.000,00 TL, ... yönünden 30.000,00 TL, ... yönünden 20.000,00 TL, ... yönünden 20.000,00 TL, ...yönünden 15.000,00 TL, ... yönünden 15.000,00TL, manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... EDAŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
1. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, başvuruların esastan reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar ... ve ... vekili ile davalı ... EDAŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Bölge Adliye Mahkemesinin 11.03.2024 tarihli ek kararıyla; daire kararının hüküm bölümündeki kanun yoluna ilişkin kısmın düzeltilmesine karar verilmiş; tashih kararına karşı davalı ... EDAŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... ve ... vekili; kaldırma öncesi verilen karara karşı maddi tazminat yönünden de istinaf başvurusunda bulunduklarını, istinaf kararıyla hesap raporunun ortadan kaldırıldığını, kaldırma sonrası güncel verilere göre rapor alındığını ve bu rapora göre ıslah talebinde bulunduklarını, ilk karar ile aynı miktarda maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, asgari ücretteki değişikliğin kamu düzenine ilişkin olup usuli kazanılmış hak veya taleple bağlılık kuralına dayalı olarak asgari ücretin uygulanmasının engellenemeyeceğini, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücretin ve yargılama sırasındaki artış oranlarının tazminat hesabına güncel bir şekilde eklenmesi gerektiğini, ... ve ... yönünden bilirkişi raporundaki maddi tazminat hesaplarına (yöntem, bakiye ömür tablosu, kusur, gelire ilişkin veriler diğer verilerin de hatalı olduğunu) müvekkilleri lehine maddi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... EDAŞ vekili; olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında desteğin de kusurlu olduğunu, asıl işi yapan diğer davalı şirket %40 kusurlu kabul edilirken müvekkilinin %60 kusurlu kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, kusur raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, hesap raporunda desteğin gelirinin hatalı olarak tespit edildiğini ve dolayısıyla tazminat miktarının da fahiş hesaplandığını, ek kararın da hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, elektrik çarpması sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Davalı vekilinin tashih kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan her dava arkadaşının davasının diğerlerinden bağımsız olması, diğer bir anlatımla dava arkadaşı sayısı kadar davanın bulunması nedeniyle, kamu düzenine ilişkin olan temyiz kesinlik sınırının, her dava arkadaşının davası ayrı ayrı dikkate alınarak belirlenmesi ve davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini, aralarında bir derecelendirme ilişkisi yani aslilik-fer’ilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesi, eş söyleyişle davaların yığılması (objektif dava birleşmesi) söz konusu olduğunda; taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan temyizde kesinlik sınırının tespiti için temyiz edilen bu taleplerin toplamının esas alınması gerekir. Tashih kararında temyizde kesinlik sınırının maddi ve manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı belirlendiği anlaşıldığından davalının ... ve ... yönünden tashih kararına yönelik temyiz taleplerinin kabulü ile 11.03.2024 tarihli tashih kararının bu yönden kaldırılması gerekmiştir.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davalı şirketin kusur ve sorumluğunun Derece Mahkemelerince belirlenmiş olmasına, destekten yoksun kalma tazminatının usulünce hesaplanmış olmasına, davacı vekilince maddi tazminat vekalet ücreti alacağına ilişkin istinaf itirazı bulunmadığının anlaşılmasına ve kanunun açık hükmüne aykırılık teşkil etmediği müddetçe istinaf sebebi olarak ileri sürülmeyen hususların temyiz incelemesinde ele alınamayacağına göre; davalı vekilinin asıl karara yönelik tüm, davacılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası hesap bilirkişisinden alınan 11.07.2023 tarihli ek raporda; hesap tarihi itibariyle destekten yoksun kalan ...'in 2.815.621,69 TL, ...'in 395.741,31 TL, ...'in 269.874.04 TL, ...'nın 538.409,10 TL ve ...'in 2.557,63 TL net tazminat alacağı olduğunun belirlendiğini, ancak Samsun 5. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2023 tarihli ilamında, "Bu itibarla Mahkemece, davacılar ... ve ...'ın 18 yaşına kadar destekten yoksun kalacakları dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması bakımından aktüer bilirkişiden ek rapor alınmasına'' gerektiği belirtildiğinden, diğer davacıların maddi tazminat talebi yönünden bozma olmadığı ve davalı lehine usuli kazanılmış hak doğduğu gerekçesiyle, ilk kararda belirtilen aynı maddi tazminat miktarına hükmedilmiş ve davacının ... ve ... dışındaki diğer davacılar yönünden yaptığı ıslahın kabul edilmediği belirtilmiş ise de; 20.07.2016 tarihinde istinaf incelemesi Türk hukuk uygulamasında yerini almış ve böylece İlk Derece Mahkemeleri ile Yargıtay arasına istinaf kanun yolu getirilmiştir. 20.07.2016 tarihinden sonra verilen İlk Derece Mahkemelerinin kesin olmayan nihai kararlarına karşı ilk önce istinaf yoluna başvurulabilecek, doğrudan doğruya temyiz yoluna başvurulamayacaktır.
İstinaf bir temyiz incelemesi değildir. Her ikisi de kanun yolu olmakla birlikte nitelikleri temelde farklıdır.
İstinaf, bir işe yeniden başlamak, yeniden ele almak anlamına gelir. İstinaf ile ilgili monografilerin karşılaştırmalı hukuka ilişkin bölümlerinde “geniş (tam) istinaf sistemi” “dar istinaf sistemi” ayrımına yer verilmektedir. Geniş istinaf sistemi davanın istinaf merciinde adeta yeniden görülmesi ve yeniden hükme bağlanması esasına dayanmaktadır. Dar istinaf sistemi ise İlk Derece Mahkemesinde hükme bağlanmış olan davanın yeniden görülmesinden ziyade o davada verilen hükmün denetlenmesi esasını benimsemektedir. Buna göre geniş istinafta İkinci Derece Mahkemesi önüne yeni vakıa ve deliller getirtilmesi konusunda bir sınırlama bulunmamakta, istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlanmamakta, istinaf yoluna başvurmanın hükmün icrasını erteleyici etkisine getirtilen istisnalar sınırlı tutulmaktadır. Buna karşılık dar istinafta kanun yolu incelemesinin kural olarak istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı tutulduğu görülmekte, İkinci Derece Mahkemesinde yapılabilecek taraf işlemleri sınırlamalara tabi kılınmakta, yeni vakıa ve deliller ileri sürülmesi istisnai hâllerle sınırlı tutulmakta, istinaf incelemesi sırasında hükmün teminat karşılığında icrasına imkan veren hükümler bulunmaktadır. Böylece geniş istinaf sistemi doğru karar verilmesi amacına öncelik verirken dar istinafın usul ekonomisini daha fazla gözettiğini söylemek mümkündür. Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz dar istinaf sistemini benimsemiştir. Gerçekten istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı tutulması, bölge adliye mahkemesinde yapılan istinaf incelemesinde kural olarak re’sen göz önünde tutulacak olanlar dışında İlk Derece Mahkemesinde ileri sürülmeyen savunmaların dinlenmemesi ve yeni delillere dayanılamaması ve Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp dosyayı bu mahkemeye geri göndermek konusunda geniş bir yetkiye sahip olması dar istinaf sistemine ait özelliklerdir (Budak, A.C; İlamat Torbası İstinaf Mahkemesi Karar İncelemeleri, Ekim 2020, s. 25-26).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) istinaf incelemesi sonucunda verilebilecek kararların niteliği, bunların ne şekilde verileceği ve türleri tam olarak belirtilmemiştir.
İlk derecedeki tahkikatın amacı; uyuşmazlığı çözüp karar vermek, buna karşılık temyizdeki incelemenin amacı denetimdir. İstinafta ise, bir yandan İlk Derece Mahkemesinde yapılan tahkikat denetlenir, diğer yandan gerekirse yeniden inceleme yapılarak karar verilir.
Temyiz kural olarak hukukî denetimle sınırlıdır. Temyizde İstinaf Mahkemesinin yerine geçilerek yeniden yargılama yapılması söz konusu değildir. Nitekim temyizde derece mahkemesi kararı doğru bulunursa sadece onama kararı verilir; Derece Mahkemesi kararı doğru bulunmazsa bozma ile yetinilir ve bozmadan sonra (Derece Mahkemesi bu karara uyarsa) bu bozmaya göre kararı verecek olan yine Derece Mahkemesidir. Yani istinaftaki kararlar (içerik olarak bazı yönlerden bazen benzerlik gösterse de) onama veya bozma şeklinde nitelendirilemez. Zira istinaf incelemesinde yeniden yargılama yapılması, İlk Derece Mahkemesi yerine geçilerek karar verilmesi, hukukî denetim dışında maddi vakıa denetimi yapılması söz konusudur. Buna göre salt “onama” ya da “bozma” şeklinde kararlar verilmesi istinafa uygun değildir.
İstinaf yargılamasında esastan incelemede asıl olan duruşma yapılmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 356. maddesinde tek tek sayılan istisnalar dışında duruşma yapılması zorunludur. Duruşma yapılmadan karar verilebilecek hâllerin bir kısmı esasa, bir kısmı da usûle ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 353/1-a maddesinde altı bent hâlinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık durumlarında, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görüşülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer Mahkemesine ya da görevli ve yetkili Mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilir.
İlk derece Mahkemesi kararı İstinaf Mahkemesi tarafından kaldırıldığında, dosya kendisine gelen İlk Derece Mahkemesi, İstinaf Mahkemesinin verdiği bu karar ile bağlıdır. Anılan usûli ihlallerin varlığı hâlinde İstinaf Mahkemesi esas hakkında incelemeye geçememektedir. O hâlde İstinaf Mahkemesi 6100 sayılı Kanun'un 353/1-a maddesinde mevcut olan bir ihlâli tespit etmiş ve bu tespitten sonra kararı kaldırmış ise dosyayı uygun gördüğü ilk derece mahkemesine göndermekle yetinir, başka bir müdahalede bulunamaz. Artık bu durumda İstinaf Mahkemesi bir inceleme yapmakta, ancak esasa girmemekte ve kendisi işin esası hakkında bir karar vermemektedir. Söz konusu gönderme kararı usûle ilişkin nihaî bir karardır. Gönderme kararı dosya kendisine gönderilen İlk Derece Mahkemesini bağlayacağından İlk Derece Mahkemesi bu çerçevede işlem yapmak zorundadır. Ancak bu durumda, İlk Derece Mahkemesinin uyma veya direnme benzeri bir karar verebilmesi teknik anlamda mümkün değildir.
Yine İstinaf Mahkemesi tarafından uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması sebebiyle gönderme kararı verilirse, İlk Derece Mahkemesi İstinaf Mahkemesinin gönderme kararında işaret edildiği şekilde delilleri toplamalıdır. Bununla birlikte İstinaf Mahkemesinin kararı, ilk derece hâkimini delilleri nasıl değerlendirmesi gerektiği konusunda bağlamayacaktır.
Usule ait kazanılmış hak müessesesi ise, Usul Hukukunun dayandığı ana esaslardandır ve kamu düzeni ile de ilgilidir. Mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda ve 6100 sayılı Kanun'da“usulî kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Usulî kazanılmış hak Türk hukuk sistemine yeni girmiş bir kurum da değildir. Temelleri, 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 E., 1959/58 K. ve 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 E., 1960/99 K. sayılı içtihadı birleştirme kararları ile atılmıştır. Her ne kadar 04.02.1959 ve 09.05.1960 tarihli kararlardan önce de usulî kazanılmış hakka yer veren kararlar verilmişse de usulî kazanılmış hakkın şekillenmesi bu içtihadı birleştirme kararları ile olmuştur. Usulî kazanılmış hak ilk olarak Yargıtayın bozma kararı ile birlikte dosyanın Mahkemesine iade edilmesi halinde Mahkemenin yapacağı yargılamanın sınırlarını belirlemek amacı ile gündeme gelmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ya da istinaf mahkemesinin vermiş olduğu karar Yargıtay tarafından bozulduktan sonra, İlk Derece Mahkemesinin ya da istinaf mahkemesinin izleyeceği iki yol vardır. Mahkeme ya vermiş olduğu kararın doğru olduğu kanaati ile bozma kararına karşı direnme kararı verir ya da bozmaya kanuni ve iradi şekilde uyar. Yargıtayın bozma kararına karşı iradi ve kanuni şekilde uyma kararı veren Mahkeme, artık bozma kararının sınırları çerçevesinde ve bu kapsam içerisinde inceleme yapmak zorundadır. İlk Derece Mahkemesi ya da İstinaf Mahkemesi bozma kararı kapsamında hüküm kurmak mecburiyetindedir.
İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; "Mahkemece, davacılar ... ve ...'in 18 yaşına kadar destekten yoksun kalacakları dikkate alınarak destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması bakımından aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği ... davalılar vekillerinin sair istinaf itirazları ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun şimdilik incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülerek, eksiklikler giderilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulmak üzere" dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine dair verilen kararının, usule ilişkin nihai bir karar olduğu, işbu kararda işin esasına yönelik bir inceleme yapılamayacağı, kararın "onama" veya " bozma" şeklinde de nitelendirilemeyeceği, nitekim İstinaf Mahkemesince yapılan incelemenin temyiz incelemesi olmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince de işbu karara binaen " uyma" veya " direnme " şeklinde bir karar verilmesinin mümkün olmayacağı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi gönderme kararı çerçevesinde delilleri toplamakla ve değerlendirmekle yükümlü ise de, delilleri nasıl değerlendireceği hususunda serbest olduğu aşikar olup; tüm bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince gönderme kararında yapılan değerlendirmenin, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşturduğundan bahsedilemeyecektir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında alınan hesap bilirkişi ek raporu esas alınarak, davacılar ... ve ... yönünden ıslah dilekçesindeki talepleri değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi kararının bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin tashih kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile 11.03.2024 tarihli tashih kararının KALDIRILMASINA,
2. Davalı vekilinin asıl karara yönelik tüm, davacılar ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
3. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
4. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar ... ve ... yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.