Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2398 K.2025/1671

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2398 📋 K. 2025/1671 📅 17.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2398 E.  ,  2025/1671 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/102 E., 2024/110 K.
DAVA TARİHİ : 30.09.2020
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2020/399 E., 2022/775 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının yaklaşık 1,5 yıl önce bacak ağrısı şikayeti ile gittiği davalı hastanede çalışan davalı doktora muayene olduğunu ve herhangi tıbbi tetkik işlemleri uygulanmadan davalı doktor tarafından müvekkilinin acil bel fıtığı ameliyatı olması gerektiğinin belirtilerek davalı doktor tarafından 07.06.2018 tarihinde ameliyatının yapıldığını, müvekkili ameliyat sonrası evine dönerek normal yaşamına devam ettiğini ancak 11.01.2020 tarihinde şiddetli bel ağrısı ve akabinde oluşan bacak ağrısı, yürüme zorluğu sebebiyle yeniden davalı hastanenin acil sevisine gittiğini, müvekkilinin ailesinin doktorlara müvekkilinin bel ağrısının olduğunu söylemelerine rağmen müvekkili için göğüs MR'ı çekildiğini, daha sonra ise davalı doktora bilgi verilmesi neticesinde müvekkilinin davalı hastaneye yatışının gerçekleştirildiğini, müvekkilinin günlerdir acı ve ağrı çekmesi sebebiyle davalı doktordan tedaviye devam etmesini talep ettiklerini, davalı doktorun ise başka bir hastanenin müvekkilini kabul etmeyeceğini, ameliyat için ise ekstra ücret ödenmesi gerektiğini beyan ettiğini, müvekkilinin ailesinin ise kızlarının çektiği ağrı nedeniyle mecbur ücreti ödemek zorunda kaldıklarını, 13.01.2020 tarihinde gerçekleşen ikinci ameliyattan sonra davalı doktorun hastanın babası ile görüşmeyi kabul etmediği gibi hastaya da ne yapıp ne yapmaması gerektiği ile alakalı önerilerde bulunmadığını, müvekkilinin dikişleri alındıktan sonra dahi akıntı gelmesinin sebebi sorulduğunda aşağılayıcı bir şekilde hastanın kilolu olduğunu bu sebeple akıntının yağ tabakasından geldiğinin beyan edildiğini, ameliyattan sonra iyileşme sürecinin 6 ay sürdüğünü, buna rağmen müvekkilinin ameliyat yerinden gelen akıntıların devam ettiğini, davalı doktorun müvekkilini cildiyeye sevkini yaptığını, cildiye doktorunun ise davalı doktoru aradığını, davalı doktorun krem yazıp gönder dediğini, cildiyede bulunan doktorun müvekkilinin plastik cerrahi tarafından muayene edilmesi gerektiğini söyleyip Konya ... Hastanesindeki plastik cerrahiye sevk edildiğini, müvekkili tarafından 15 gün boyunca serum tedavisi geçirmesine rağmen akıntının devam ettiğini, müvekkilinin belinden gelen sıvının davalı doktor tarafından yapılan ameliyatta kaptığı enfeksiyon sonucu oluştuğunun ... Hastanesi beyin ve sinir cerrahi bölümü doktoru tarafından beyan edildiğini, müvekkiline ait tedavinin halen Konya ... Hastanesinde devam etmekte olduğunu, yeniden belinden dolayı ameliyat olduğunu, müvekkilinin 23.04.2003 doğumlu olduğunu, geçirdiği ameliyat nedeniyle tam anlamıyla iyileşemediğini, bu sırada okuluna devam edemediğini, Covid-19 nedeniyle de korku ve endişesi arttığını, bu durumda sadece müvekkili değil ailesi de olumsuz etkilendiğini, ayrıca müvekkili bu aşamalardan geçerken maddi olarak zorlandığını ileri sürerek, şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik, 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL fatura edilen/edilemeyen tedavi giderleri, 50,00 TL bakıcı giderleri olmak üzere toplamda 200,00 TL maddi tazminat bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili; müvekkili hastanenin uzman personelleri ile uzun zamandır hizmet verdiğini, davacı hasta yürüme güçlüğü, hareketlerde zorlanma şikayetleri neticesinde müvekkili hastaneye 07.06.2018 tarihinde müracaat ettiğini, hastaya gerekli muayene ve tetkikler gerçekleştirildiğini, ameliyat önerisi getirildiğini, hasta ve yakınları ameliyatın gerçekleştirilmesini istediklerini açıkça beyan ettiklerini, ameliyat öncesinde sözlü olarak ameliyat hakkında bilgilendirilen hastaya ve yakınlarına oluşabilecek komplikasyonlar açıklandığını, ayrıca buna ilişkin yazılı onam formları okutulduğunu, anlatıldığını ve hasta ile yakınları açık ve kesin biçimde bilgilendirildiğini, tedavi için hastanın gerekli tıbbi tetkik ve tahlilleri yapıldığını, davacılara gerek ameliyat öncesi gerekse sonrası gerekli özen gösterildiğini, şifa bularak taburcu olan davacının tersi yöndeki iddialarının asılsız olduğunu, 1,5 yıl önce cerrahi operasyon geçiren hasta merdivenden düşmesi sonrasında şiddetli bel ve bacak ağrıları şikayeti ile 11.01.2020 tarihinde tekrar hastaneye başvuruda bulunduğunu, yapılan tetkik ve muayeneler sonucu hastaya ve yakınlarına ameliyat önerisi sunulduğunu, bu öneri hasta ve yakınları tarafından kabul edildiğini, ameliyatın gerçekleşmesini istediklerini, müvekkili hastane diğer ameliyatta olduğu gibi bu ameliyatta da gerekli bilgilendirmeleri hem ameliyat öncesi hem de ameliyat sonrasında hasta ve yakınlarına verdiğini, davacı hastanın tedavi sürecinde müvekkili hastane tarafından gerekli tüm takipler yapıldığından herhangi bir kusur yüklenilmesinin mümkün olmadığını, davacının tedavisi ve kontrolleri müvekkili hastanede özenle yapıldığını, gerek hekim gerek ise hemşireler tarafından sürekli denetim altında tutulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı doktor vekili; davacı hasta ilk olarak 07.06.2018 tarihinde tekerlekli sandalye ile çok ağrılı ve yürüyemez halde müvekkili hekim tarafından poliklinikte görüldüğünü, titizlikle gerçekleştirilen muayene ve tetkiklerden sonra hastanın ... hastanesinde çekilen MR sonuçları incelendiğini, hastaya orada da operasyon önerilmesine istinaden hastaya tıbbi durumu, cerrahi operasyonun fayda ve riskleri alternatif tedavi şekilleri anlatılığını, hasta ve yakınlarının önerilen operasyonun gerçekleştirilmesini istemeleri üzerine usulüne uygun bir şekilde onamları alınmış ve operasyon için gerekli hazırlıklar yapıldığını, cerrahi müdahale sorunsuz bir şekilde gerçekleştiğini, başarılı geçen operasyon sonrası hastadefisiti ve herhangi bir şikayet olmadan taburcu edildiğini, taburcu işlemleri sırasında hastanın ilaçları düzenlendiğini, ilk cerrahi müdahalenin ardından yaklaşık 1,5 sene sonra 11.01.2020 tarihinde acil servise başvuran hastaya acil doktoru tarafından gerekli muayene ve tetkikler yapıldığını, tedavisi düzenlenmiş ve acil doktoru müvekkili hekim ile koordineli bir şekilde hastanın servise yatış işlemleri gerçekleştirildiğini, müvekkili hekim tarafından muayene edilen hastanın gerekli tedavisi düzenlenmiş ve hasta kontrol altına alındığını, 13.01.2020 tarihinde MRI filmler çekildiğini, hasta yakınlarına hastanın durumu hakkında bilgi verildiğini, dava dilekçesinde belirtilenin aksine hasltanın babası değil uzaktan akrabası olan başka bir kişi yapılan ameliyattan memnun olmaması gerekçesi ile hakaretler ederek müvekkili hekimin üstüne yürüdüğünü, bunun üzerine müvekkili hekim ve ekibi de hastayı götürebileceklerini, başka yerde de memnuniyetle tedavi ettirebileceklerini söylediğini, hatta hastanın öz babası da ısrarla tedavinin burada yapılmasını istemesi üzerine müvekkili hekimden defalarca kez özür dilediğini, bu durum üzerine müvekkili hekim gerekli olan ameliyatı yeniden yapmaya karar verdiğini, bu arada müvekkili hekime ve personele şiddet uygulan kişinin hastaneye gelmesinin hasta ve ekip için iyi olmayacağını ifade ettiğini, ilerleyen süreçte hastanın operasyonu gerçekleştirildiğini, sorunsuz olarak tamamlandığını, hastanın annesinin bir çok kez müvekkilini aradığını, kızının sürekli naz yaptığını, evde istekleri olmadığı zaman bel ağrısını bahane ettiğini belirttiğini, hasta kilolu ve yağ dokusu fazla olduğundan yağ yerinde epitelizasyon sorunu olduğunu, bunun dışında tamamen ağrısız ve defisiti olmadan gayet iyi olduğunu, müvekkili hekim tarafından gerçekleştirilen tedavi tıp kurallarına uygun olduğunu, bu sebeplerle olguda tıbbi uygulama hatası bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan raporlarda ameliyatlarda görev almış davalı hekimin uygulamalarında tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, raporlar arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, davalı hastaneye veya görevli hekime kusurlu olduğunun dosya kapsamına göre kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiş karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı doktor tarafından tam olarak tıbbı tetkik işlemleri uygulanmadan acil olarak bel fıtığı ameliyatı gerçekleştirildiğini, devamında müvekkilinin evine dönerek normal yaşamına devam ettiğini, 11.01.2020 tarihinde müvekkilinin bacak ağrısı şiddetlendiğini ve yürüme zorluğu şikayetleri ile hastaneye başvurduğunu, müvekkilinn ikinci kez davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini, davalı doktorun müvekkile ameliyat sonrası ne yapması ne yapmaması gerektiği konusunda hiçbir aydınlatmada bulunmadığını, dikişlerinin alınmasından sonra operasyon geçirdiği yerden akıntıların devam ettiğini, bunun sonunda davalı doktor ihmalkar davranarak akıntının yağ tabakasından geldiğini söylediğini, müvekkilinin beyin ve sinir alanına sevk edildiğini, muayene eden doktorun müvekkilline acilen MR çekilmesi gerektiğini, belinden gelen sıvının davalı doktor tarafından yapılan ameliyatta kaptığı enfeksiyon sonucu gerçekleştiğinin söylediğini, bilirkişi hekim raporunun sonuç kısmında nüks disk hernisi ve enfeksiyonun ameliyatlardan sonra görülebilen komplikasyon olduğunun belirtildiğini, fakat bu durumun davalı doktor tarafından müvekkiline söylenmediğini, sürekli geçiştirilerek acı çekmesine sebep olunduğunu, dolayısıyla tek taraflı düşünülerek hazırlanan bu raporu kabul etmediklerini, raporda doktorun hastanın takiplerini yaptığını belirtilmiş ise de pratikte davalı doktor tarafından müvekkilinin ameliyatının takibinin yeterince yapılmadığını, hastalığının ileri dereceye taşınmasına neden olunduğunu, hatalı, eksik gerçekleştirilen tıbbi işleme ilişkin olarak yerel mahkeme tarafından alınan raporlarda kesin, açık, yeterli açıklamalara yer verilmediğini, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan raporlar neticesinde verilen kararın hukuka ve somut olaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekimin özen sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ATK raporu ile üç kişilik akademisyen bilirkişi heyeti raporunun birbirini teyit ettiği, meydana gelen enfeksiyonun komplikasyon olarak değerlendirildiği, davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, davalı doktor ve hastaneye herhangi bir kusur izafe edilemediği, raporların denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve yazılı onam alındığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile, usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.