Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2367 K.2025/1460

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2367 📋 K. 2025/1460 📅 10.03.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2367 E.  ,  2025/1460 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2187 E., 2024/785 K.
DAVA TARİHİ : 22.02.2019
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/98 E., 2022/208 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinden Çiğdem'in gebelik sürecinin davalı hastane ve davalı hekim tarafından takip edildiğini, müvekkilinin gebeliği boyunca çocuğunun kalıtsal ya da fiziksel bir hastalığı olmadığını, davalı hekimin de hamileliğin gayet sağlıklı bir şekilde devam ettiğini belirttiğini, müvekkilinin gebeliğinin 34. haftasında suyu geldiğinden vakit kaybetmeksizin davalı hastaneye 15.10.2017 tarihinde saat 06:00 sularında intikal ettiğini fakat davalı hastane tarafından müvekkilinin dört saate yakın bir süre bekletildiğini ve 09:30 sıralarında sezaryen ile doğum yaptırılmak üzere doğumhaneye alındığını, müvekkilinin davalı hastane personelince sezaryen doğumun riskleri ve sonuçları hakkında bilgilendirilmediğini, doğumdan sonra müvekkillerinin müşterek çocuğu olan Burak'ın dünyaya geldiğini ve yaklaşık bir ay boyunca davalı hastanenin çocuk yoğun bakım bölümünde kaldıktan sonra sözde şifa ile taburcu edildiğini, halbuki bebekte doğum esnasında ve doğum sonrası çocuk yoğun bakımında yatarken oksijensiz kalmaya bağlı olarak beyin hasarı oluştuğunu, müvekkillerinin doğum sonrasında defalarca davalı hastaneye başvurmalarına rağmen davalı hastanenin gerekli ciddiyeti ve özeni göstermediği gibi bebekteki hastalığı dahi teşhis edemediklerini, bu anlamda davalıların kusurlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi, her bir davacı için 200.000,00 TL olmak üzere 600.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, gebelik sürecinin tamamının davalı doktor tarafından takip edilmediğini, müvekkili hastane ve hekimin davacılara gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, doğum öncesinde annenin bilgilendirildiğini ve davacılardan aydınlatılmış onam formu alındığını, bunun dışında doğum esnasında ve bebeğin yoğun bakımda kaldığı dönemde müvekkili hastane ve personellerince tıp literatürüne ve bilime uygun hareket edilerek tedavi için gerekli tüm eylemlerin gerçekleştirildiğini, bu anlamda müvekkilleri üzerine atfı kâbil bir kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hem adli tıp raporunda hem de hekim bilirkişilerden alınan bilirkişi raporunda da davalılara atfı kâbil bir kusur görülmediği, ayrıca her ne kadar dava dilekçesinde davacı vekilince müvekkillerinin sezaryen doğum öncesinde bilgilendirilmediği ileri sürülmüş ise de dosya kapsamında davacı ... ve Veysi'nin imzalarını içerir aydınlatılmış onamlarının yer aldığı gerekçesiyle kusurlu görülmeyen davalılara karşı ikame edilen maddi manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; istinaf dilekçesinde aydınlatma yükümlülüğüne ilişkin istinaf talepleri olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesi kararında davalıların aydınlatma yükümlülüğü yönünden istinaf nedeni bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan 21.02.2022 tarihli rapor ile ilk ATK raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gibi davacılar itirazlarının karşılanmadan eksik rapor ile hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu hazırlayanlar arasında çocuk neontoloji uzmanının bulunmadığını, sağlık kuruluşunun kusuru bulunup bulunmadığı yönünden inceleme yapılmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla doktorun kusurunun olmamasının hastanenin hizmet kusuru olmadığı anlamına gelmeyeceğini, 21.02.2022 tarihli hükme esas alınan raporda; hastanenin geç teşhis işlemlerinin bebeğe olumsuz etkileri konusunda bir inceleme yapılamaması ve bu yöndeki davacıların itirazlarının değerlendirmeye alınmadığını, ATK raporunda tıbbi hata olduğu tespit edilmesine rağmen maluliyet raporu tanzim edilmemesinin ve davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut olay bakımından doktorun eylemlerinin tıbben hatalı uygulama olduğu kabul edilmesine rağmen hastane ve doktorun hatasının olmadığını kabul edilmesinin isabetsiz olduğunu, Yerleşik Yargıtay uygulaması ve TBK'a göre tıbben uygun olmayan davranışların boyutunun %1 ile %100 olması arasında bir fark bulunmadığını, tıbben uygun olmayan davranışların varlığı doktorun vekalet görevini yerine getirmediğini gösterdiğini, bu nedenle kusur sabit olduğundan maluliyet hesaplaması yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, aydınlatılmış rıza formunun mevzuatta yer alan yasal şartları taşımamasına rağmen bu konuda yapılan tespit ve değerlendirmelerin hatalı olduğunu ileri sürürek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı hastane ve hekimin, özen yükümlüğünden kaynaklı maddi, manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yargılama sırasında alınan Adli Tıp Raporu ve öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli, birbiriyle uyumlu ve yeterli olduğu, raporlarda belirtildiği üzere erken dönemde bebekte mevcut asfiksiyi tespit edebilecek herhangi bir klinik bulgu, laboratuvar tetkik veya teknolojik yöntemin mevcut olmamasına, serebral palsi hastalığının nedeninin tam olarak bilinememesine, yeterli süre beklenmeden sezaryene alınması ile küçükte meydana gelen hipoksik iskemik ensefalopati arasında kesin illiyetin kurulamamasına, onam formu mevcut olmasına, hizmeti sağlık çalışanları aracılığı ile yürüten idarenin dosya içerisindeki mevcut belgelere göre görünür bir hatasının saptanmamasına, hastanın tedavisinde görev alan sağlık çalışanlarına atfı kabil kusur tespit edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.