Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/919 K.2025/1220
3. Hukuk Dairesi 2025/919 E. , 2025/1220 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1269 E., 2023/1331 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/453 E., 2021/331 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ..., ...'ya hamile iken suyunun gelmesi üzerine ... Hastanesine giderek burada görev yapan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı davalı ...’e muayene olduğunu, doktorun doğumun başladığını bildirmesi ile kendisine suni sancı verildiğini, sancılarının artmasına ve bebeğin kafasının görünmesine rağmen müvekkilinin doğum masasına alınmadığını, bebeğin oksijensiz kaldığını, doğum masasına alındıktan sonra bir ebe ile bir temizlik görevlisinin karnına bastırarak doğumu gerçekleştirmeye çalıştıklarını, müvekkilinde sancıların başlamasına rağmen 10 cm açıklığın oluşmaması nedeniyle sezaryana alınması gerekirken alınmadığını, müvekkilinin karın bölgesine uygulanan şiddetli baskı nedeniyle acı çektiğini rahminin yırtıldığını doktorun doğuma iştirak etmediğini, ebenin de durumu doktora bildirmediğini, bebek ...'nın doğduğunda mosmor olup nefes almadığını, doktorun aranması üzerine gelerek çocuğun ve annenin sağlıklı olduğunu söylediğini, doğru bilgiyi vermediğini, bebeği çocuk doktorunun görmesi gerektiği halde hastanede çocuk doktorunun da bulunmadığını, aynı gece ...'yı Nene Hatun Kadın Doğum Hastanesine muayene eden doktorun bebeğin yaşamayacağını yaşarsa da engelli olacağını bildirdiğini, ...'nın 7 gün yoğunbakımda kaldığını, bundan sonra Erzurum Aziziye Araştırma Hastanesinde MR çekildiğini, pediatrik noroloji uzmanı tarafından doğum esnasında zorlamadan ve oksijensiz kalmadan kaynaklı Cerebral Palsi teşhisi konulduğunu, buradan Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiğini, yapılan muayene sonucunda beyninin özellikle sağ kısmının zarar gördüğünün tespit edildiğini, %70 oranında görme kaybı bulunduğunu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde çocuğun genetik araştırmasının yapıldığını ve bu durumun genetik olmadığının doğum esnasında zorlanma ve oksijensiz kalma sonucu Cerebral Palsi hastalığı olduğunun belirlendiğini, diğer davalı şirketler ile olay tarihinde hastanedeki diğer kadın doğum doktoru olan davalı ...'un hastanenin sahibi şirket ile aralarında organik ve fiili bağ bulunması nedeniyle zarardan sorumlu olduklarını, sonuç olarak sezaryana alınması gerekirken normal doğum yaptırılması, doğumun baskı ve zorlama ile gerçekleştirilmesi, ana rahminden çıkan bebeğin bir süre doğum yolunda bekletilerek ve müdahale edilmeyerek oksijensiz bırakılması, doktorun doğuma katılmaması, temizlik görevlisinin doğuma katılması, doktorun doğumdan sonra gelip yanlış bilgi vermesi ve doğum anında hastanede çocuk doktorunun bulunmaması nedeniyle kusurlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, ... için 40.000,00 TL, ... ve ... için ayrı ayrı 20.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 50.000,00 TL iş göremezlik tazminatı ile 35.000 TL bakıcı masrafından kaynaklanan tazminatın, ... ve Mihribanın her biri için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile 20.000,00 TL tedavi ve yol masraflarından kaynaklanan tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. ... Hiz. Ltd. Şti. vekili ile davalı şirkete atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, doğumun gerçekleştiği tarihte hastaneyi işleten şirketin davalı ... . Sağ. Hiz. Ltd. Şti. olduğunu ve söz konusu işletme hakkının 27.11.2007 tarihinde ... Sağ. Hiz. Ltd. Şti.ye devredildiğini, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Sağ. Hiz. Tic. Ltd. Şti vekili; müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusurun bulunmadığını, doğum tarihi itibari ile hastanenin işletme hakkının .... Hiz. Ltd. Şti.nde olduğunu, hastanenin işletme hakkının doğum tarihinden sonraki bir tarihte müvekkili tarafından devralındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Adli Tıp Kurumu (ATK) Üst Kurulunca; "Serebral palsinin prenatal, natal ve postnatal kaynaklı olabileceği, etyolojisinde birçok sebep olduğu, bebeğin natal ve postnatal süreçte herhangi bir sorun yaşadığına dair tıbbi kayıt bulunmadığı da göz önüne alındığında; serebral palsinin prenatal kaynaklı olabileceği gibi küçüğün sendromik bebek olabileceği düşünülmesine rağmen genetik inceleme yapılarak tanısının konmadığı, ayrıca doğum süreciyle ilgili tıbbi kayıtların olmaması nedeniyle doğum sürecinde yaşadıklarının katkısının ne olacağının bilinemediği birlikte değerlendirildiğinde; gelişen klinik tablonun doğum süreci kaynaklı ya da kendisinde mevcut olduğu düşünülen genetik tetkikler ile tanısı konmamış bir hastalık kaynaklı olup olmadığı hususunda tıbben ayrım yapılamadığı" şeklinde değerlendirme yapıldığı, ATK raporu ile dosya içerisinde yer alan doğuma ilişkin bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, çocuk ...'da bulunan rahatsızlığın doğum neticesinde meydana geldiği noktasında kesin bir tanı koymanın mümkün olmadığı, çocuğun sendromik bebek olma ihtimalinin bulunduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalıların kusuru neticesinde söz konusu durumun meydana geldiğine yönelik iddia ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; Hastane tarafından müvekkillerine hiçbir kayıt ve belge verilmediğini, NTS ve ÇKS kayıtlarının müvekkillerinde olduğuna ilişkin iddiaların asılsız olduğunu, bu belgelerin Hastane tarafından muhafaza edilmesi gerektiğini, gerçekte NST ve ÇKS testlerinin hiç yapılmamış olduğunu, oysa doğumda NTS tetkikinin yapılması ve her 15-20 dakikada bir ÇKS (çocuk kalp sesi) kaydedilmesinin tıbbi bir zorunluluk olduğunu, davalıların bu tetkiklerin yapılmamasından ya da kayıtların tutulmamasından sorumlu olduğunu, bu tetkiklerin yapıldığını iddia eden Hastanenin iddiasını ispat etmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda da tetkik ve evraklarda eksiklik olduğunun belirlenmiş olmasına rağmen davalılara kusur atfedilmemesinin hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişmesi ve kesin kanaat bildirilememesi nedeniyle dosyanın Yüksek Sağlık Şurasına gönderilmesi gerektiğini, ayrıca müvekkili Hayrünisanın Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan genetik araştırmasında olayın sendromik değil, doğum esnasında zorlanmadan ve oksijensiz kalmadan kaynaklı “Cerebral Palsi” olduğunun belirlendiğini, davalılar lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırı davranışından kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 506. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre, "Vekil, üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır."
Dosya kapsamında, ATK 3.İhtisas Kurulu ve 3.Üst Kurulu ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı ile Pediatrik Nöroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden oluşan 4 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
ATK 3.Üst Kurul raporunda; "....doğan bebeğin daha sonra çeşitli hastanelerde asfiktik doğum, serebral palsi tanısı ile tedavi gördüğü, genel uygulamalarda travayda (doğum eyleminde) olan bir gebenin her 15-20 dakikada bir ÇKS (çocuk kalp sesi) dinlenmesi gerektiği, en az saatte bir NST tetkikinin yapılması gerektiği ancak söz konusu doğuma ait takiplerde travay ile ilgili hiç bir tıbbi kaydın bulunmamasının eksiklik olduğu, 11.10.2010 tarihli 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu müzekkeresi ile travayda çekilen NST'lerin temininin istendiği, ancak çekilen NST çıktılarının hastaya verildiğinin bildirildiği anlaşılmakla; bu hususun Mahkemenizce aydınlatılmasının uygun olduğu, travayda (doğum eyleminde) çekilen NST'lerin temin edilmemesi nedeniyle çocuğun kalp seslerinde bozulma olup olmadığı, bozulmuş ise ne zaman bozulduğu ve müdahalede gecikme olup olmadığı bilinemediğinden olay hakkında görüş bildirilememekle birlikte; Serebral palsinin prenatal, natal ve postnatal kaynaklı olabileceği, etyolojisinde birçok sebep olduğu, bebeğin natal ve postnatal süreçte herhangi bir sorun yaşadığına dair tıbbi kayıt bulunmadığı da göz önüne alındığında; serebral palsinin prenatal kaynaklı olabileceği gibi küçüğün sendromik bebek olabileceği düşünülmesine rağmen genetik inceleme yapılarak tanısının konmadığı, ayrıca doğum süreciyle ilgili tıbbi kayıtların olmaması nedeniyle doğum sürecinde yaşadıklarının katkısının ne olacağının bilinemediği birlikte değerlendirildiğinde; gelişen klinik tablonun doğum süreci kaynaklı ya da kendisinde mevcut olduğu düşünülen genetik tetkikler ile tanısı konmamış bir hastalık kaynaklı olup olmadığı hususunda tıbben ayrım yapılamadığı " yönünde kanaat bildirilmiştir.
Hacettepe Üniversitesi öğretim üyelerince hazırlanan raporda, "Çocukta görülen nörolojik problemin "hipoksik iskemik ensefalopati" (HİE) olduğu kabul edilse bile; HİE etyolojisinin oldukça çeşitli ve karmaşık olan. önceden öngörülemeyen, engellenemeyen, halen gelişmiş ülkelerde dalıı binde dokuzlara varan bir hadise olarak varlığını devam ettirmekte olan klinik bir sendrom olduğu, Çocuğun değişik merkezlerdeki değerlendirilmelerinde; mikrosefali, multikistik beyin, sırtında “cafe au lait” lekeleri gibi doğrudan doğum travması ile ilişkilendirilmesi sıkıntılı değişik bulgularının bulunduğu, doğum eylemindeki takipler temin edilememiş olduğundan, çocuğun durumunun doğum eylemi esnasındaki bebeğin kalp atışlarında bozulmaya bağlı olup olmadığı, bozulmuş ise ne zaman bozulduğu ve müdahalede gecikme olup olmadığının bilinemeyeceği anlaşılmıştır. Çocukta görülen nörolojik problemlerin, dosyada doğum süreci ile ilgili yeterli bilgi bulunmamasına rağmen, doğrudan doğum travmasına bağlanması uygun olmayacaktır, Söz konusu ensefalopati ve/veya nörolojik problemlerin nedeni (etyoloji) dosyadan anlaşıldığı kadarı ile tam açıklanamamaktadır(Daha sonra birçok merkez tarafınca takipleri yapılmıştır) Hastanın doğumunda yer alan sağlık personelinin ellerindeki imkanlar çerçevesince üstlerine düşeni uygun bir şekilde yaptığı ve çocukta gelişen nörolojik problemlerden sorumlu olamayacağı," şeklinde görüş bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarına göre, davacı ...'da gelişen serebral palsinin doğumundaki tıbbi uygulama hatasından mı yoksa başka bir sebepten mi kaynaklandığının anlaşılabilmesi için NST (nonstress test) kayıtları ile ÇKS (çocuk kalp sesi) kayıtlarının incelenmesi gerektiği, bu kayıtların davalı tarafça Mahkemeye sunulamaması nedeniyle gerekli denetiminin yapılamadığı, Üniversiteden alınan raporda ayrıca doğum kayıtlarında bebeğin APGAR'ı 7 olarak gösterilmiş ise de bunun kaçıncı dakika APGARI olduğunun belirtilmemesi ile yine kayıtlarda doğum süresinin yazılmamış olmasının eksiklik olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporlarında belirlenen ve dosyada bulunmayan hasta kayıtlarının tutulması ve saklanmasının Hastanenin yükümlülüğünde olduğu, bu yönüyle Hastanenin organizasyon kusurunun bulunduğu göz önüne alınarak ve diğer davalıların hukuki sorumlulukları da bu kapsamda değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2. Öte yandan davalılardan ...Sağ. Hiz. Tic. A.Ş.nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 03.04.2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda Mahkemece davacı vekiline ihya davası açması için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ticaret sicilinden silinmekle tüzel kişiliğini kaybeden davalı hakkında yargılamaya devam edilerek bir karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.