Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/6374 K.2023/5185

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/6374 📋 K. 2023/5185 📅 05.10.2023

1. Hukuk Dairesi         2022/6374 E.  ,  2023/5185 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/278 E., 2022/683 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akkuş Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/42 E., 2021/217 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ....., İli, ....., İlçesi, ....., Mahallesi çalışma alanında bulunan 202 ada 15 parsel sayılı taşınmazın davacıların mirasbırakanı olan...oğlu ... ’a 1970 yılında el senedi ile satıldığını, mirasbırakanın bu taşınmaz üzerinde 2000 yılına kadar tasarrufta bulunduğunu, ne var ki davacının mirasbırakanı ......,’nin ......,sü olarak bilinirken davalıların da...Ustalar lakaplı ailesinde...oğlu ... adlı mirasbırakanlarının bulunduğunu, davaya konu taşınmazın da kadastro tespiti sırasında davalıların mirasbırakanı ... adına tescil edildiğini, oysa bu kişinin memleketini 1940 yılında terk ettiğini ve 1987 yılında döndüğünü, yörede tanınmadığını, kadastro tespit tutanağını imzalayan bilirkişilerin tespit malikinin davacıların mirasbırakanı olduğu kanaatiyle evrakı imzaladığını, davalıların mirasbırakanının kadastro tarihinde hayatta olmadığını, tapu kaydının yolsuz şekilde oluştuğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; aynı taleplere ilişkin olarak Akkuş Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2021/63 esas sayılı davanın derdest olduğunu, dosyanın istinaf aşamasında bulunduğunu, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden sonra açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu taşınmazın kadastro tutanağının kesinleşme tarihinin 18.01.2001 ve dava tarihinin 05.04.2021 olduğu, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının çekişmeli taşınmaz bölümünün kendi mülkiyetinde olduğu iddiasıyla Kadastro Kanunu'nun 12 inci maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açmış olmasına göre mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12 inci maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyanın incelenmesinden davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin 18.01.2001 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 05.04.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.10.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
-MUHALEFET ŞERHİ-
1. Dava, yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. İlk Derece Mahkemesince dava kadastro öncesi nedene dayalı iptal ve tescil olarak nitelendirilmiş ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dava aynı şekilde vasıflandırılarak davacı vekilinin istinaf talebi esastan reddedilmiştir. Dairemizin Sayın Çoğunluğunca da bu karar onanmıştır. Aşağıda belirtilen nedenlerle anılan karara iştirak etmek mümkün olmamıştır.
2. Davacı taraf dava konusu 202 ada 15 nolu parselin davacıların mirasbırakanı olan...oğlu ......, adına tespit edildiğini, fakat aynı yerde...oğlu ....., isminde bir başka kişinin bulunduğu, kadastro bilirkişilerince davacının murisi kastedilerek onun adına tespit yapılmak istenilirken doğum tarihi karışıklığı nedeniyle davalının murisi adına tespitin yapıldığını belirterek yolsuz olan tescilin iptal edilerek taşınmazın davacı adına kaydını talep etmişlerdir.
3. Dava dosyası incelendiğinde ve özellikle davalıların davacı aleyhine Akkuş Asliye Hukuk Mahkemesine açtıkları 2021/50 Esas sayılı davada, mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenilen kadastro tutanak bilirkişisi .....,’ın beyanı ve bu beyanı destekleyen tanıklar ...,......, ve...’ın olgulara dayalı detaylı ifadeleri dikkate alındığında dava konusu taşınmazın gerçekten de davacının mirasbırakanı olan ... adına sınırlandırılmasının kastedilerek tutanak tutulduğu anlaşılmaktadır. Ancak isim benzerliğine dayalı olarak Nüfus Müdürlüğünden gönderilen yanlış nüfus kaydı nedeniyle tutanağın doğum tarihi kısmına sehven davalıların murislerinin doğum tarihinin yazıldığı görülmektedir.
4. 3402 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak açılan davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanacağı açıktır. Ancak, somut olayın kendine özgü koşulları dikkate alındığında burada taraflar arasındaki mülkiyet uyuşmazlığı kadastrodan önceki bir nedene dayanmamakta, kadastro tespiti sırasındaki açık bir maddi hatadan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla, bu davada anılan Kanun hükmünün uygulanma yerinin bulunmadığı, böyle bir kabulün hukukun amacı olan adalete ulaşmayı engelleyeceği değerlendirilmektedir.
5. Açıklanan nedenle, hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddedilmesinin doğru olmadığı ve Mahkemesince anılan neden dışındaki usul ve esaslara ilişkin kanuni şartlar değerlendirilerek bir karar verilmesi lüzmuna binaen bozma kararı verilmesi gerektiği düşünüldüğünden Sayın Çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.