Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1639 K.2025/1651
6. Hukuk Dairesi 2024/1639 E. , 2025/1651 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1058 E., 2024/232 K.
BİRLEŞEN KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2013/161 ESAS 2013/200 KARAR
BİRLEŞEN KONYA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2012/474 ESAS 2014/46 KARAR
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı kooperatif vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı ... vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVALAR
A. ASIL DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kooperatifin inşaatlarını yapan müvekkilinin, iş bedeli alacağının tahsilli amacıyla daha önce açtıkları davada, bilirkişi raporunda toplam alacağın KDV hariç 791.582,32 TL olduğunun belirlendiğini, ilgili mahkemece alacağın 50.000,00 TL'sinin hüküm altına alındığını ve kararın kesinleştiğini, söz konusu alacağın 200.000,00 TL'lik kısmı için davalı kooperatiften alınan bonoların da icra takiplerine konu edildiğini, KDV dahil bakiye 639.067,14 TL alacağı kaldığını ileri sürerek bu meblağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B. BİRLEŞEN 2023/161 ESAS ve 2012/474 ESAS SAYILI DAVALAR
Birleşen davalarda davacı kooperatif vekili dava dilekçelerinde; müvekkili kooperatifin, davalı ile herhangi bir hukuki ilişkisi bulunmadığını, buna rağmen davacının çeşitli tarihlerde düzenlenmiş bonolara dayalı olarak müvekkili kooperatif hakkında icra takibine giriştiğini ileri sürerek müvekkilinin birleşen davalara konu icra takiplerinde davalıya borçlu olmadığının tespitine, takiplerin iptaline ve davalının icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, inşaatın sıva işinin davacının yetkilisi olduğu dava dışı ... İnşaat Şirketi tarafından yapıldığını, yaptığını iddia ettiği işler için ise kendisine bono verildiğini, daha önceki davada müvekkili kooperatife yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, eserin teslim edildiğini kanıtlama yükümlülüğünün davacıya ait olduğunu, eski yönetim kurulu üyelerinin davacı ile işbirliği yaparak kooperatifi zarar uğrattıklarını, davacıya kooperatif kayıtlarında bulunmayan senetler verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davalarda davalı vekili, davaların reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin, birleşen davalara ilişkin olarak verdiği 04.03.2014 tarihli ve 2012/474 Esas, 2014/46 Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin daha önce kesinleşen bir mahkeme kararı ile sabit olduğu, birleşen davalara konu kambiyo senetlerinin bu sözleşme kapsamında düzenlendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 04.03.2014 tarihli kararına karşı süresi içinde, taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairemizin (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 25.11.2015 tarihli ve 2015/2445 Esas, 2015/6013 Karar sayılı kararıyla, temyize konu davalar ile (birleşen 2012/474 Esas ve 2013/161 Esas) Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1058 Esas sayılı dava dosyası (asıl dava) arasında bağlantı olup davaların birlikte görülerek sonuçlandırılmasında zorunluluk bulunduğu belirtilerek birleşen davalarda verilen ilk karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı yüklenici ...'ın, taraflar arasında düzenlenen 30.09.2009 tarihli ve 17.05.2010 tarihli sözleşmeler ile kooperatif inşaatlarının bir kısmını yaptığı, iş bedelinin bir kısmını tahsil ettiği, bir kısmı için kooperatiften bonolar aldığı, bonoların bir kısmının icra takiplerine konu edildiği, yüklenici ...'ın iş bedelinin tahsili amacıyla daha önce Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/25 Esas sayılı dosyasında açılan davanın yapılan yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda, alacağın KDV dahil 934.067,14 TL olarak belirlendiği ve taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL'nin tahsiline hükmedildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, bu hükmün eldeki dava yönünden kesin delil teşkil ettiği, yapılan iş bedelinin sonuç olarak KDV dahil 934.067,14 TL olduğu, yükleniciye yapılan ödemeler ve birleşen davalara konu icra takiplerinin dayanağı bono bedelleri mahsup edildiğinde davacının asıl davadaki bakiye alacağının 564.067,17 TL olduğu, aynı nedenlerle iş sahibi kooperatifin birleşen davalardaki menfi tespit taleplerinin yerinde olmadığı, birleşen davalara konu bir kısım icra takibinde işlemiş faize ilişkin talebin de haklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 564.067,14 TL'nin (KDV dahil) davalı kooperatiften tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı kooperatif vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararına uygun inceleme yapılmadığını, yüklenicinin yaptığı işten dolayı iş bedeline karşılık aldığı bono bedellerinin yüklenici alacağından düşülmediğini, mahkeme gerekçesinin 30.09.2009 tarihli sözleşmeye aykırı olduğunu, kısmi davada alınan bilirkişi raporunun bu davada kesin delil teşkil edemeyeceğini, yüklenicinin eser sözleşmesini yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, önceki davanın kooperatifin yokluğunda görüldüğünü ve karara bağlandığını, kooperatif avukatının görevi kötüye kullanarak hükmü temyiz etmediğini, yine mahkemenin kabul ettiği 17.05.2010 tarihli sözleşmede de iş bedeli olarak 612.400,00 TL belirlendiğini, davacı-birleşen davalı ...'nın vergi dairesine verdiği beyanları ile bu davadaki iddialarının çeliştiğini, eski yöneticiler ile birlikte hareket ederek kooperatife karşı suç işlediğini, kooperatiften bir alacağı bulunmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalarda eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yüklenicinin imalât bedeli alacağına ilişkin, taraflar arasında daha önce görülen davada verilen hükmün gerekçesinde, yapılan işin toplam bedelinin 934.067,14 TL olarak tespit edildiğinin açıklandığı, bu kararın derecattan geçerek kesinleştiği, önceki dosyada alınmış olup gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle
Asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı kooperatif vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan, davacı-birleşen davalarda davalı ... yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalı-birleşen davalarda davacı Kooperatiften alınarak ...’a verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.