Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/3196 K.2025/1410
6. Hukuk Dairesi 2023/3196 E. , 2025/1410 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/474 E., 2022/1074 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafla aralarında imzalanan eser sözleşmesi gereğince içme suyu inşaatı yapım işini üsteldiklerini, müvekkili şirketin işi tamamladığını, geçici kabulün yapılarak teminatın da iade edildiğini, davalı kurum tarafından sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat alacağı bulunduğu gerekçesiyle müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibinin usulsüz tebligat ve işlemlerle kesinleştirildiğini, sözleşme uyarınca yapılması gereken işle ilgili eksiklik bulunduğu hususunda müvekkili şirkete tebliğ ve bildirimde bulunulmadığını, taraflar arasındaki sözleşmede teminat ya da garanti süresini ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığını, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'ndeki 12 aylık sürenin esas alınması gerektiğini, teminat süresi dolduktan sonra davalının alacak talebinin haksız olduğunu belirterek; müvekkili şirketin haksız ve yersiz olarak icra takibi nedeniyle ödemek durumunda kaldığı 31.419,09 TL paranın tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini ve davalı tarafın % 40'tan aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yüklenicinin işi sözleşme ve şartnamelere uygun imâl etmediğini, birçok gizli ayıp çıktığını, bu nedenle içme suyunun hiç akmadığını, kesin kabulün eksiklikler nedeniyle yapılmadığını, davacı şirkete eksikliklerin giderilmesi için yazı gönderildiğini, yine inşaat teknikeri tarafından hazırlanan rapor ve eksikliklerin 25.12.2009 tarihine kadar tamamlanması yönünde ihtarname gönderildiğini, yazıların ve ihtarnamenin tebliğine rağmen davacı şirketin işi yapmadığını, davacının yapılan icra takibine ve ödeme emrine itiraz etmediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.01.2016 tarihli ve 2012/194 E., 2016/51K . sayılı kararı ile dava konusu alacağın davacı şirketin Yusufeli ilçesi, Küplüce Köyünde yapılan sulama çalışması ile ilgili olduğu, yapılan işin tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere yerine getirildiği, davalı tarafından geçici kabulün yapıldığı, teminatın iade edildiği ve gerekli ödemenin davacı tarafından tam olarak yapıldığı, davaya konu alacakla ilgili icra dosyanın incelenmesinde ise tebligatın davacının iddia ettiği şekilde yapıldığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile davacının talep etmiş olduğu 31.419,09 TL nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 25.01.2016 tarihli ve 2012/194 Esas, 2016/51 Karar sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin Yargıtay [(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi)] 09.04.2018 tarih ve 2016/6405 Esas, 2018/1421 Karar sayılı kararı ile taraflar arasında imzalanan 24.03.2007 tarihli sözleşme ile davacı yüklenicinin içme suyu inşaatı yapım işini üstlenmiş olduğu, geçici kabulün yapılarak işin teslim edildiği, ancak işin tamamlanmasından sonra inşaat teknikerleri tarafından düzenlenen tarihsiz raporda davacı yüklenici tarafından yapılan isale hattında manşon kaynaklarında ayıp bulunduğu, su sızması nedeniyle çalışmadığı ve onarım maliyetinin 24.441,34 TL olarak hesaplandığı, yine teknikerler ve birlik müdürü tarafından düzenlenen 28.12.2009 havale tarihli raporda, kesin kabul eksiklerinin giderilmesi için davacıya 25.12.2009 tarihine kadar süre verildiği, 26.12.2009 tarihinde yapılan kontrolde herhangi bir işlemin yapılmadığının tespit edildiği, davacıya yapılan uyarıya rağmen ayıp ve eksikliğin giderilmemesi üzerine davalı iş sahibince giderildiği anlaşıldığından saptanan ayıpların, 2009 yılı mahalli piyasa rayiçleri ile giderim bedeli konusunda inşaat mühendisi teknik bilirkişiden ek rapor alınıp giderim bedelinin tespiti ve buna göre gerekirse icra masrafları, vekâlet ücreti ve faiz konusunda uzman mali müşavir bilirkişiden rapor da alınarak davalının istirdatını istemekte haklı olduğu alacak miktarının hesaplattırılarak davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik incelemeyle davanın kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davalı iş sahibinin kesin kabul öncesi ayıbı tespit ederek makul sürede yükleniciye bildirmesine rağmen yüklenici tarafından ayıbın ikmal edilmediği, sözleşme tarihindeki onarım bedelinin ve icra masraflarının tespiti için alınan ek bilirkişi raporunda sözleşmenin ayıplı ifasından kaynaklanan tamir bedelinin 2009 yılı itibariyle 22.241,62 TL olduğu, davalı kurumun icra takibinde talep edebileceği asıl alacak ve fer'ileri toplamının ise 28.607,90 TL olduğu davalı kurum tarafından davacıdan 31.419,09 TL tahsil edildiği, davacının talep edebileceği bakiye alacak tutarının 2.811,19 TL olduğu, davacının bu miktar bedel yönünden istirdat talebinin haklı olduğu, gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 2.811,19 TL yönünden tahsil tarihi olan 08.06.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacıya verilmesine bakiye 28.607,90 TL talebin reddine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tadilatı istenen hususların müvekkil şirkete tebliğ edildiği ve müvekkil şirketin bu durumdan haberdar olduğu hususunun gerçek dışı olduğunu, iş dosyası ve icra dosyasından yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğunu ve geçici kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığını, tesisin çalışır durumda olduğunun davalı kurum nezdinde çalışmakta olan üç inşaat mühendisi tarafından tutanak altına alındığını, taraflar arasında yapılan sözleşmede Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin esas alınması gerektiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmede teminat süresinin ne kadar olacağına dair bir ibare bulunmadığını, bu durumda Yapım İşleri Genel Şartnamesinin geçerli olacağını, Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 43. maddesinde teminat süresinin (geçici kabul ile kesin kabul arasında geçecek olan süre) 12 ay olarak belirlendiğini, davaya konu işin kesin kabulünün süresinde yapılmadığını, davaya konu arıza ve eksikliklerin ikinci bir şirketin yapmış olduğu işten kaynaklandığını, bu hususun değerlendirmeye alınmadığını, yapılan keşif neticesinde dinlenen tanıkların beyanları ve bilirkişi raporunun müvekkil lehine tanzim edildiğini, eksiklikler var ise de bunun ikinci şirketin yapmış olduğu çalışmalardan kaynaklandığını, davalının kesin kabul yapılmadan aynı yerde ikinci bir işi ihale etmesi nedeni ile kusurlu olduğunu, ikinci şirketin kusurlu hareketleri ile meydana gelen zararların müvekkiline yükletilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, icra takip dosyasının usul ve esas açısından haksız ve kötü niyetli olarak başlatıldığını ve usulsüz tebligatlarla müvekkilin haberi olmaksızın sonuçlandırıldığını, davalı kurumun kötü niyetli olduğunu dava miktarının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin eksik ve ayıplı yapılması sebebiyle iş sahibi tarafından yapılıp kesinleşen icra takibi sonucu ödenmek zorunda kalınan bedelin istirdadı istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
10.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi