Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/210 K.2025/428
6. Hukuk Dairesi 2024/210 E. , 2025/428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3070 E., 2023/3712 K.
İHBAR OLUNAN : ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2017/95 E., 2021/551 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının göz çevresinde oluşan fazlalıkların alınması konusunda davalı Özel ...Hastanesi'ne başvurarak diğer davalı Dr. ... ile görüştüğünü; davalı doktorun, davacının göz kapaklarını yeni bir görünüme kavuşturacağını taahhüt ettiğini, davacının davalı doktorun işvereni konumundaki hastane ile anlaşarak ameliyat günü ve saati için randevu aldığını, ameliyat günü davacıya bazı testler yapıldığını ve daha sonrasında ameliyat edildiğini, zaman içerisinde iyileşmeler olmadığını, müvekkilinin gözünde sürekli bir yanma, batma ve sistematik acı sebebiyle çeşitli hastanelerde değişik tedavi yöntemleri denendiğini fakat sonuç alınamadığını, müvekkilinin maddi imkanlarının el vermemesi nedeniyle tedavisine devam ettirmekte zorlandığını ve tekrar ameliyat olamadığını, davalının kusurlu olduğunu ve davacının maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik HMK'nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacıya yapılan ameliyatın bir estetik operasyonu olduğunu, bu suretle taraflar arasındaki akdi ilişkinin, TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı olduğunu, zamanaşımı defi ileri sürdüklerini, davacıya uygulanan tıbbi operasyonda, öncelikle kendisine sözlü bilgilendirme yapıldığını, ilaveten, yazılı bilgilendirme ve onam formu verilerek okuması sağlandığını ve bu onam formunun da kendisi tarafından imzalandığını, olası komplikasyonlar hakkında bilgi verildiğini, hem muayene sırasında sözlü olarak hem de ameliyat bilgilendirme ve onam formunda yazılı olarak beyan edildiğini, davacının ameliyatının tamamen tıbbi koşullara uygun ve normal bir seyir içinde gerçekleştirildiğini, operasyon sonrasında davacının dikişlerin alınması ve kontrol edilmek üzere hastaneye gelmesi konusunda bilgilendirildiğini, ancak davacının kontrole gelmediğini, davacının meydana geldiğini iddia ettiği zarar ile operasyon arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının 'birçok hastaneye gittiğini beyan ettiğini, gözünde meydana gelen zararın diğer hastanelerin işlemlerinden ve oradaki tedavilerden kaynaklamasının muhtemel olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporu kapsamında davacının göz kapağı ameliyatına bağlı olarak gözlerinde kalıcı bir hasar ya da zarar bulunmadığı, hekime atfedilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesi ile davacının maddi ve manevi tazminat talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme dayanak bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını, operasyon sonrası devam eden şikayetler yönünden değerlendirme yapılması gerektiği kuşkusuz iken bilirkişi raporunda değinilen hususlar açısından değerlendirmede bulunulmadığını, operasyon sonrası bütün olasılıklar ve riskler konusunda gerekli aydınlatma ve bilgilendirme yapılmadan tedavi uygulandığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleyi kapsayan hukuki ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı iş sahibi-hasta, davalılardan hekim müdahaleyi gerçekleştiren, diğer davalı ise hastane işletmecisidir. Davacıya uygulanan işlemin estetik yönü ağır basan bir ilişki olduğu dosya kapsamından ve davalının beyanlarından da anlaşılmaktadır. Estetik müdahalelerde yüklenici, somut olayda hastane ve hekim hastanın istediği sonucu elde etmesini garanti etmektedir. Esasında eser sözleşmesiyle tedavi sözleşmesinin farkı da sonucun garantisiyle ilgilidir. Estetik müdahale sonucu garanti edilen bir sözleşmedir. Diğer yandan yüklenicinin borçları TBK'nın 471. maddesinde düzenlenmiş olup, "(1) Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. (2) Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır" denilmiş olup, yüklenici olan hekimin de bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere edimini sadakat ve özenle ifa etmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunda benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kuralların esas alınacağı da açıklanmıştır. Yine eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmiş sayılmalıdır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin/hastane işleticisinin) sorumluluğundadır.
3. Diğer yandan, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir" düzenlemesi karşısında, davacıya hastane ortamında tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standartın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki estetik müdahalelerde de uygulanacağının kabulü zorunludur.
4. Davacının yargılama esnasında 01.03.2021 tarihinde İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesinde yapılan muayenesinde; "Yapılan göz muayenesinde sağ/sol görme 1.0 düzeyinde bulundu; biyomikroskopide, sağ gözde üst kapakta blefaroplasti insizyonu hafif yukarı yerleşimli, lagoftalmi ya da punktat boyanma yok, gözyaşı kırılma zamanı 6 saniye, gözyaşı menisküsü iyi, ön segment ve göz dibi muayenesi normal; sol gözde üst kapakta blefaroplasti insizyonu yukarı yerleşimli, üst kapak vertikal uzunluğu 20 mm bulundu, üst kapağın korneayı tam olarak örttüğü, ancak sol kaşta istemli elevasyon olduğu, kaşın normal pozisyonunda lagoftalmi olmadığı, alt punktumda pigmente nevüs bulunduğu, punktal ektropyum için uygulanmış olan diamond rezeksiyon skarı bulunduğu, gözyaşı kırılma zamanının 7-8 saniye olduğu, punktat keratopati bulunmadığı, ön segmentin ve göz dibi muayenesinin normal olduğu görüldü. Göz içi basınçları sağ/sol 18/19 mmHg olarak ölçüldü; Schirmer testi sağ/sol 6mm/20 mm olarak ölçüldü; nazolakrimal lavajı sağ-sol açıktı" şeklinde tespitte bulunulmuş, raporun sonuç bölümünde ise; "Muayenemizde kişinin göz kapakları tam olarak kapanmakta, blefaroplasti ameliyatı sonrası erken dönem kapanmama (lagoftalmi) problemi olmuş olsa bile zaman içinde durumun iyileştiği ve sekel kalmadığı görülmüştür, gözün açık kaldığına dair açıkta kalma keratopatisi bulguları mevcut değildi" şeklinde görüş belirtilmiştir.
5. Somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece üniversite heyetinden alınan rapor neticesinde hekim hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulü gerekir. Davaya konu olayda da, göz kapaklarının kapanmasından kaynaklı göz kapağının indirilmesi için estetik amaçlı operasyon ve bunun dışında başkaca müdahaleler yapılmıştır. Davacının tüm hastane kayıtları ile bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilerek şikayetlerinin devam edip etmediği, ayrıca diğer ameliyat ile şikayetlerinin değerlendirilerek netice itibariyle davacıya yapılan operasyon ile taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği, yapılan diğer operasyonların hangi eylemden kaynaklandığı araştırılmadan eksik inceleme ve yetersiz rapora dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.