Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/4814 K.2025/4640

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/4814 📋 K. 2025/4640 📅 03.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/4814 E.  ,  2025/4640 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2005/337 E., 2006/454 K.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18. maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.
Adli yardım talebi temyiz yoluna başvuru sırasında istendiğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 336/3. maddesi hükmü uyarınca adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Nitekim, davalı vekilinin adli yardım talebi Yargıtay 6. Hukuk Dairesi tarafından değerlendiilmiş ve "..adli yardım talebinde bulunan tarafın somut bir gerekçeye dayanmayan adli yardım talebinin reddine.." karar verilmiştir. Davalı vekilinin bu karara itirazı üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir. Dairemiz tarafından dosya içindeki belgeler incelendi:
6100 sayılı Kanun'un "Adli yardımdan yararlanacak kişiler" başlıklı 334. maddesi, "(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. (2) Anayasa Mahkemesinin 24.9.2024 tarihli ve 2024/78 Esas, 2024/164 Karar sayılı ilâmı ile iptal edilmişti (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır."; "Adli yardım talebi" 336/2 hükmü; "Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır."; "Adli yardım talebinin incelenmesi" başlıklı 337. maddesi ise; "(1) Mahkeme, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebilir. Ancak talep hâlinde inceleme duruşmalı olarak yapılır. Adli yardım taleplerinin reddine ilişkin mahkeme kararlarında sunulan bilgi ve belgelerin kabul edilmeme sebebi açıkça belirtilir. (2) Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir. (3) Adli yardım, daha önce yapılan yargılama giderlerini kapsamaz." hükmünü içermektedir. Bu maddedeki düzenlemelerden gerçek kişilerin adli yardımdan yararlanabilecekleri anlaşılmakta ve tüzel kişilerin adli yardım müessesesinden faydalanıp faydalanamayacağı hususunda bir kanuni düzenleme bulunmamaktadır. Bir kısım yargı kararında tüzel kişiliklerin adli yardımdan yararlanamayacaklarının değerlendirildiği görülmektedir.
Ancak, 6100 sayılı Kanun'un 334. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının somut norm denetimi iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 21.11.2024 tarihli ve 32729 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 24.09.2024 tarihli ve 2024/78 Esas, 2024/164 Karar sayılı ilâmıyla; kural kapsamında kamuya yararlı dernek ve vakıflar dışındaki özel hukuk tüzel kişilerinin Kanun'da öngörülen şartlar oluştuğu hâlde yalnızca tüzel kişi olmaları nedeniyle adli yardım kurumundan yararlandırılmamalarının meşru amacı bulunmadığı ve mahkemeye erişim hakkına kısıtlama getirdiği gerekçesiyle 6100 sayılı Kanun'un 334/2 hükmünün iptaline karar verilmiştir.
Diğer taraftan; Türkiye Avrupa insan Hakları Sözleşmesini onaylamış ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini de kabul etmiştir. T.C. Anayasası'nın 90. maddesinde; "....Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde de adil yargılanma başlığı altında adil ve aleni yargılanma, bilgilendirme, savunma, vekil tutma ve adaletin yararı gerektiriyorsa ücretsiz hukuki yardım alma, sorguya çekme veya çektirme, çevirmen yardımından yararlanma gibi haklar düzenlenmiştir. Sözleşmenin 6 (1). fıkrası davanın taraflarına "kişisel hak ve yükümlülüklerinin" karara bağlanması için etkili bir şekilde mahkemeye başvurma hakkı tanınmakla birlikte, devlete de bu amaç için kullanılabilecek araçları seçme serbestisi vermektedir. Bir mahkemeye veya yargı yerine başvurma hakkına getirilen kısıtlamanın meşru amaç izlememesi veya kullanılan araç ile gerçekleştirilmek istenen meşru amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunmamasının sözleşmenin 6 (1). fıkrasıyla bağdaşmayacağı kabul edilmektedir. Uygulama ve Avurupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında sözleşmenin 6. maddesinin dar bir yoruma tabi tutulması için hiçbir gerekçenin meşru kabul edilemeyeceği benimsenmiştir.
Somut olayda, davalı Şirket ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiş, açılan davaların yürütülebilmesi için Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.06.2018 tarihli ve 2017/854 Esas, 2018/492 Karar sayılı ilâmı ile şirketin tasfiyesi ve davaların sonuçlandırılmaı ile sınırlı olarak şirketin ihyasına karar verilmiştir. Ayrıca davalı Şirketin vergi borcu bulunduğu, taraf olduğu Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/756 sayılı dosyasında adli yardım talebinin kabulüne karar verildiği dosya içindeki belgelerden anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı vekilinin adli yardım talebinin reddedilmesi 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenme hakkının ihlali ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 (1). fıkrasında yer alan adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olacağından davalı tarafın itirazını kabulüne karar vermek gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adli yardım talebinin reddine dair Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 14.5.2025 tarihli ve 2025/1224-2025 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Davalı vekilinin adli yardım talebinin KABULÜNE,
Dosyanın incelenmek üzere YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine,
03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.