Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/3660 K.2025/4045

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3660 📋 K. 2025/4045 📅 06.10.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/3660 E.  ,  2025/4045 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2496 E., 2025/440 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/11 E., 2022/177 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı ...'nın kardeş olduklarını, davalı ...'nın eşi olan ... 'un 16.04.2018 tarihinde öldüğünü, davalı ... ile eşi ... 'un ... . Noterliğinde 23.03.2012 tarihli mirastan feragat sözleşmesini akdettiklerini, sözleşmeye göre davalı ...'nın kendisine eşi ... 'dan miras yolu ile intikal edecek olan 689 parseldeki miras payının tamamından müvekkili Habip lehine ve ivazlı olarak feragat ettiğini, sözleşmede de belirtildiği üzere ivazın nakden ve tamamen müvekkili tarafından davalı ...'ya verildiğini, böylece anılan taşınmaz üzerinde davalının miras hakkının sona erdiğini, buna rağmen kötüniyetli olarak davalı ... ile eşi ... 'un aynı taşınmazla ilgili tekrar ... . Noterliğinin 26.03.2012 tarihli mirastan feragat sözleşmesini yaptıklarını, 26.03.2012 tarihli sözleşme ile 23.03.2012 tarihli sözleşmenin arasındaki tek farkın ilk sözleşme ile davalı ...'nın miras payının tamamından müvekkili lehine feragat etmiş iken ikinci sözleşme ile miras payının 1/6'sından feragat ettiğini, bu nedenle ikinci sözleşmenin hem müvekkilinin aleyhine ve hem de ilk sözleşmeye aykırı olduğunu, oysa ki ivazlı feragatte lehine feragatte bulunulanın muvafakati olmadan o sözleşmeye aykırı bir sözleşme yapılamayacağını, ilk sözleşme ile miras hakkı sona eren davalının ikinci sözleşmeyi yapma hak ve yetkisinin olmadığını ileri sürerek 26.03.2012 tarihli mirastan feragat sözleşmesinin iptalini ve 23.03.2012 tarihli mirastan feragat sözleşmesi uyarınca muris ... Birol adına kayıtlı olan 689 parsel sayılı taşınmazın davalı ...'un miras payı oranında iptali ile müvekkili adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı süresinin geçtiğini, müvekkilinin ivazı almadığını, davacının tarafı olmadığı sözleşmeye dayanarak hak talep edemeyeceğini, aktif husumetinin olmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 528. maddesine göre kanuni mirasçı olmayan lehine mirastan feragat sözleşmesi yapılamayacağını, davacının kanuni mirasçı olmadığını, bu nedenle anılan madde gereğince sözleşmenin geçersiz olduğunu, ilk sözleşmenin ikinci sözleşme ile geçersiz kılındığını, kaldı ki her iki sözleşmenin de şekle aykırı ve geçersiz olduklarını, dayanılan belgenin mirastan feragat sözleşmesi niteliğinde olmadığını, aksi kabul edilecek olsa dahi sonraki tarihlinin geçerli olacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli ve 2018/277 Esas, 2018/549 Karar sayılı kararıyla; 4721 sayılı Kanun'un 529. maddesi gereğince mirastan feragat sözleşmesinin taraflarının mirasçı sıfatına sahip olması hâlinde sözleşmenin tarafı olabileceğinin belirtildiği, bu haliyle davacının murisin mirasçısı olmaması nedeniyle lehine ivazlı mirastan feragat sözleşmesi yapılmasının yasal olarak mümkün olmadığı ve davacının davada taraf ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2018 tarihli kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarihli ve 2019/611 Esas, 2019/1196 Karar sayılı kararıyla, 4721 sayılı Kanun'un 529. maddesinin mirastan feragat sözleşmesinin belli kişi ya da kişiler lehine yapılabileceğine ilişkin hükmü karşısında, lehine ivazlı feragat sözleşmesi yapılan davacının, murisin yasal mirasçısı olmasının gerekmediği ve lehine ivazlı mirastan feragat sözleşmesi düzenlenen davacının bu sözleşmeye dayalı olarak tapu iptali ve tescil talebi ile dava açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 23.03.2012 tarihli mirastan feragat sözleşmesi ile davalı ...'nın davaya konu taşınmazda miras yolu ile tarafına intikal edecek miras hak ve hisselerinin tamamından davacı lehine feragat ettiğinin ve feragat bedelinin davacıdan tahsil edildiğinin belge ile sabit olduğu, ilgili kanun maddesine göre mirastan tam feragat halinde feragat edenin mirasçılık sıfatını kaybedeceği ve sanki miras bırakandan önce ölmüş gibi miras dışı kalacağı, yapılan ilk feragat sözleşmesinin geçerlilik niteliklerini haiz olduğu ve ilk sözleşme ile mirasçılık sıfatı kalmayan davalının ikinci bir mirastan feragat sözleşmesi düzenleyemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, 26.03.2012 tarihli mirastan feragat sözleşmesinin iptaline, dava konusu taşınmazda davalı ... adına kayıtlı hissenin tamamının tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
5.Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2023 tarih ve 2022/1298 Esas, 2023/1598 Karar sayılı kararı ile; murisin yasal mirasçısı olmayan davacının lehine yapılan mirastan feragat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil talepli davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
1.Mahkemenin 23.11.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 22.10.2024 tarih ve 2024/860 Esas, 2024/4724 Karar sayılı kararıyla; TMK m. 529 uyarınca mirastan feragat sözleşmesinde lehine feragat edilen kişinin yasal mirasçı olması gerekmediğinden ve dava konusu sözleşmeler Leyla için mirastan feragat sözleşmesi niteliğinde iken davacı ... için TMK m. 527'de düzenlenen üçüncü kişi yararına olumlu miras sözleşmesi niteliğinde olduğundan davacının davada taraf sıfatı vardır. Buna karşın davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddi doğru görülmediği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını belirterek kararın bozulmasını savunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, mirastan feragat sözleşmesinin iptali ile tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323. maddesinin (ğ) bendindeki düzenlemeye göre vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır. Yine aynı Kanun'un 330. maddesine göre de kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, Mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesine göre; (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü Mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
Somut olayda; davacı vekili tarafından dava dilekçesi ile dava değeri 45.000,00 TL gösterilerek dava açıldığı ve 01.02.2022 tarihinde dava değerini toplam 2.071.290,74 TL'ye çıkarttıklarını belirterek bu değer üzerinden harcın tamamlandığı, İlk derece mahkemesince 05.04.2022 tarihli karar ile karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca doğru olarak hesaplanan 101.108,23 TL davacı vekili lehine nispi vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmıştır. Bu sebeple mahkemece davacının karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca hükmedilen vekâlet ücretine karşı istinaf yoluna başvurulmadığı davalıların kazanılmış hakkı bulunduğu belirtilerek hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Mahkemece karar tarihinde yürülükte olan AAÜT uyarınca nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu husus, kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2. hükmü gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün sonuç kısmında yer alan “101.108,23 TL (yerel mahkemece belirlenen bu miktara karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığından davalıların kazanılmış hakkı dikkate alınarak yerel mahkemece belirlenen miktar Dairemizce değiştirilmemiştir) ifadelerinin hükümden çıkarılmasına, yerine “287.841,98 TL” ibaresinin yazılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 370/2. hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.