Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/2606 K.2025/3953
7. Hukuk Dairesi 2024/2606 E. , 2025/3953 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2745 E., 2024/542 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Söğüt Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/291 E., 2021/95 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Avukat ..., karşı taraftan davalılar vekili Avukat ... geldiler. Başkaca gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 4662 parsel maliki olduğunu, davalıların taşınmazın bulunduğu köyde yapılan ... Barajının yüklenicileri olduğunu, 12.05.2016 tarihli taahhütname ile dava konusu taşınmazın davalılar tarafından kullanılmasına izin verildiğini; fakat bunun karşılığında herhangi bir bedel almadığını, davalıların bu kullanım sırasında bahçede bulunan ağaçları kesip iki katlı binayı da yıkarak taşınmaz üzerine beton santrali kurduklarını, davalıların bu kullanım karşılığında herhangi bir bedel ödememesi ve davacının babasının davalılara ait işyerinde çalışması nedeni ile baskı altında kalıp taahhütnameyi imzalaması gözönüne alındığında, gabinin objektif ve subjektif şartlarının gerçekleştiğini ileri sürerek taahhütnamenin gabin hukuki sebebine dayanarak iptalini, davalıların el atmasının önlenmesini, beton santrali ve taş kırma ünitesi gibi yapıların yıkılmasını, taşınmazın eski hale getirilmesini, binanın yıkılması, ağaçların kesilmesi, mahrum kalınan kâr ve eski hale getirme bedeli olarak tazminata hükmedilmesini talep etmiş, 21.12.2020 tarihli dilekçe ile mahrum kalınan kâr ve kesilen ağaçların bedeline yönelik talepten feragat etmiştir.
2. Davacı vekili 05.01.2021 tarihli dilekçesi ile hukuki vasıflandırmanın hakime ait olduğu ilkesi doğrultusunda taahhütnamenin iptal sebebinin aynı zamanda ikraha da dayandığını ileri sürerek hukuki sebebe yönelik olarak davayı kısmen ıslah ettiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; gabin iddiasının yerinde olmadığını, davacıya ait taşınmazın kullanılması karşılığında dava konusu taşınmazın eğimli olan yapısının dolgu yapılarak düz hale getirildiğini, sonrasında da nebati toprak yapılıp sera tarımına elverişli hale getirileceğini, taraflar arasında herhangi bir sözleşme yapılmadığını, tek taraflı bir taahhütname verildiğini, bu nedenle gabinden bahsedilemeyeceğini, davacının babasının davalı Şirkette çalıştığını; fakat taşınmaz davacının babasına değil davacıya ait olduğundan davacının darda kalıp gabine uğrayacak bir durumunun olmadığını, taşınmaz üzerinde dava dilekçesinde belirtilen sayıda ağaç bulunmadığını ve olanların da davacı tarafça kesildiğini, binanın davacı tarafça yıktırıldığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahrum kalınan kâr ve ağaç bedellerine yönelik talebin feragat nedeni ile reddine, binanın davalılar tarafından yıkıldığının ispatlanamaması nedeni ile bu talep yönünden davanın reddine, taahhütnamenin düzenlenmesinde davacının babasının işten çıkartılma korkusunun bulunduğu gerekçesi ile ikrah-hata sebebine dayalı olarak taahhütnamenin geçersizliğinin tespitine, el atmanın önlenmesine, yıkım ile eski hale getirmeye karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacı tanıklarının beyanlarından; davacıya ait taşınmazın bedelsiz kullanımı konusunda davacının taahhüt vermemesi halinde davacının babası ...'in işten çıkartılacağının davalılarca söylenmeyip, davacının babası ...'in kendiliğinden bu yorumu yaparak işten atılabileceği düşüncesine sahip olduğu, davalılar tarafından davacıya veya babasına, dosyaya konu taahhütnamenin imzalanması konusunda bir baskılarının olmadığı, hile veya hata iddiasının da ispatlanamadığı, taahhütnamenin geçersizliğinin tespitine yönelik davanın reddi gerektiği, bu durumda davalıların taşınmaza el atmasının hukuka aykırı olmayıp davacının verdiği izin kapsamında olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın mahrum kalınan kâr (ecrimisil) ve ağaç bedellerinin tahsili yönünden feragat nedeni ile reddine, diğer talepler yönünden ise ispatlanamaması nedeni ile reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde özetle; hukuki nitelemenin hakime ait olduğunu, 05.01.2021 tarihli dilekçede taahhüdün, irade fesadı hallerinden biri olan "korkutma" (ikrah) sebebiyle de sakat olduğunu belirttiklerini, müvekkilinin anne ve babasının ekonomik durumlarının iyi olmadığını, babasının 22.04.2016 tarihinden itibaren işçi olarak çalıştığını, böyle bir taahhüdü vereceğini davacının babası ... davalı tarafa ifade etmek zorunda kaldığını ve baskı altında alelacele notere çağrılan müvekkilinin taahhütnameyi imzalamak zorunda kaldığını, karşı tarafın her ne kadar açık bir tehdidi yoksa da muvafakatnamenin verilmemesi halinde iş sözleşmesinin feshedileceği hususunda ihsası (üstü örtülü olarak anlatması, sezdirmesi) söz konusu olduğunu, tanık beyanlarının da bu yönde olduğunu, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taahhütnamenin geçersizliğinin tespiti, el atmanın önlenmesi, yıkım ve eski hale getirme ile tazminat istemlerine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.